DOLAR
Alış: 46.93
Satış: 47.12
EURO
Alış: 53.81
Satış: 54.03
GBP
Alış: 63.34
Satış: 63.81
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
15.07.2026
Kayınvalidem, “Plaja gitmeden önce bu kadar yemek yenir mi?” diyerek herkesin içinde benimle alay etti; masadakiler kahkahalara boğuldu. Ama aynı günün akşamında, gün batarken sahile koşup bana parmağını uzatarak, “Bunu bana nasıl yaparsın?!” diye bağıran kişi yine o oldu.
- Akşam güneşi denizin üzerine kızıl bir örtü gibi serilirken herkes donup kalmıştı. Nermin Hanım nefes nefese bana bakıyor, öfkesinden elleri titriyordu. “Bunu bana nasıl yaparsın?” diye bir kez daha bağırdı. Emre şaşkınlıkla annesine yaklaştı. “Anne, ne oldu? Neden bahsediyorsun?” Nermin Hanım bana dönerek, “Sen… sen benim çantama dokundun!” dedi. Kalabalık bir anda bana çevrildi. Birkaç saat önce beni kilolarım yüzünden aşağılayan insanların bakışları şimdi de sanki hırsızmışım gibi üzerime yapışmıştı. Sakinliğimi korudum. “Ne eksik?” diye sordum. “Altın bileziğim! Yıllardır taktığım aile yadigârı bileziğim yok.” Bir anda herkes konuşmaya başladı. “En son evde kim vardı?” “Odalara kim girdi?” “Nermin, emin misin?” Nermin Hanım hiç düşünmeden beni işaret etti. “Öğleden sonra evde tek başına kalan oydu.” Aslında haklıydı. Başım ağrıdığı için plaja erken dönmüştüm. Ama onun odasına girmemiştim bile. Emre bana döndü. “Söyle… Annemin odasına girdin mi?” Bu soru canımı, diğerlerinden daha fazla acıttı. Bana güvenmesi gerekirken o da şüphe ediyordu. “Girmedim.” Nermin Hanım alaycı bir kahkaha attı. “Elbette inkâr edecek.” İçimde günlerdir biriken kırgınlık ilk kez yerini soğukkanlılığa bıraktı. “Aslında bu suçlamayı yapmadan önce bir şeyi hatırlaman gerek.” “Ne demek istiyorsun?” “Bugün öğleden sonra odana ben değil, temizlik için gelen görevli girdi. Sen de çıkarken kapıyı açık bırakmıştın.” Birkaç kişi bunu doğruladı. Ama Nermin Hanım geri adım atmadı. “O bilezik sensiz kaybolamaz.” Tam o sırada tatil evinin güvenliğinden sorumlu görevli sahile geldi. “Bir sorun olduğunu duydum.” Durumu anlattılar. Görevli sakin bir şekilde, “Evde güvenlik kameraları var. Giriş kapısını ve salonu görüyor. İsterseniz kayıtları izleyebiliriz.” dedi. Nermin Hanım bir an duraksadı. Sonra kendinden emin bir ifadeyle kabul etti. “Hadi izleyelim. Gerçek ortaya çıksın.” Hep birlikte eve döndük. Kamera görüntülerinde ben salona giriyor, mutfaktan su alıyor, ardından odama geçiyordum. Nermin Hanım’ın odasının bulunduğu koridora hiç gitmediğim açıkça görünüyordu
- Odadaki sessizlik ağırlaştı. Ben konuşmadım. Sonra başka bir görüntü açıldı. Nermin Hanım telaşla odasına giriyor, bir şeyler arıyor, ardından elindeki plaj çantasını kapatıp aceleyle dışarı çıkıyordu. Görevli videoyu durdurdu. “Çantayı kontrol ettiniz mi?” Nermin Hanım’ın yüzü soldu. “Kontrol ettim.” “Emin misiniz?” İstemeyerek fermuarı açtı. İçinden güneş kremi, havlu, telefon… Ve küçük bir iç cep çıktı. Görevli eliyle işaret etti. Nermin Hanım titreyen parmaklarla cebi açtı. Altın bilezik tam oradaydı. Kimse tek kelime edemedi. Az önce beni hırsızlıkla suçlayan kadın, bileziğini kendi çantasının gizli bölümüne koymuş ve tamamen unutmuştu. Emre derin bir nefes aldı. “Anne…” Ama Nermin Hanım hâlâ bana bakıyordu. Sanki özür dilemek yerine yeni bir bahane arıyordu. “Ben… dalgındım.” Kimse bu açıklamaya inanmadı. Yengesi sessizce başını salladı. “Bir insanı bu kadar kolay suçlamamalıydın.” Kayınpederim ilk kez sert bir ses tonuyla konuştu. “Önce günlerce gelinimizi küçük düşürdün. Şimdi de kanıt olmadan hırsız dedin.” Nermin Hanım cevap veremedi. Herkes sessizce dağıldı. O gece Emre yanıma geldi. “Özür dilerim.” Sustum. “Sana inanmalıydım.” “İnanmadın.” “Annemin böyle davranacağını düşünemedim.” Başımı kaldırıp ona baktım. “Hayır Emre. Sen annene inanmayı seçtin. Bana değil.” Bu sözlerden sonra uzun süre konuşamadı. Ertesi sabah valizimi toplamaya başladım. Emre şaşkınlıkla kapıda duruyordu. “Nereye gidiyorsun?” “Annemlere.” “Peki ya ben?” “Düşünmek için zamana ihtiyacım var.” Oğlumuzu kucağıma alıp arabaya bindim. İlk kez kendimi hafiflemiş hissediyordum. İki hafta boyunca Emre her gün aradı. Mesajlar attı. Çiçek gönderdi. Ama benim ihtiyacım olan şey çiçek değil, değişimdi. Sonunda terapiye gitmeye başladığını söyledi. Ailesiyle sınırlar koyacağını, beni bir daha kimsenin aşağılamasına izin vermeyeceğini anlattı. İnanmak kolay değildi. Aylar boyunca davranışlarını izledim. Gerçekten değişmeye çalışıyordu. Nermin Hanım ise uzun süre benimle konuşamadı. Bir aile yemeğinde sessizce yanıma geldi. Gözleri doluydu. “Sana yaptıklarım için özür dilerim.” İlk kez sesinde kibir yoktu. “Beni affeder misin?” Bir süre düşündüm. “Yaşattıklarını unutamam. Ama öfkemi de ömür boyu taşımak istemiyorum.” Başını eğdi. “O zaman bana ikinci bir şans ver.” “Güven yeniden kazanılır. Zaman gösterecek.” Aradan bir yıl geçti. Bir sonraki yaz yine deniz kenarındaydık. Bu kez aynı sahilde aile fotoğrafı çekilecekti. Fotoğrafçı herkesin yerini ayarlarken Nermin Hanım yanıma geldi. Kalabalığın içinde omzuma hafifçe dokundu. “İstersen en öne sen geç. Bu aileyi bir arada tutan kişi sensin.” Bir zamanlar kilomla alay eden kadın, şimdi bana saygıyla bakıyordu. O an fark ettim ki insanların gerçek karakteri, hata yapıp yapmamalarında değil; hatalarını kabul edip değişebilmelerinde saklıydı. Ben o tatilde sadece kendimi savunmayı öğrenmedim. Sessiz kalmanın her zaman güç olmadığını, bazen insanın kendi değerini korumak için yürüyüp gitmesi gerektiğini de öğrendim. Ve o gün çekilen aile fotoğrafına her baktığımda, bana artık yaşadığım aşağılanmayı değil, kendime duyduğum saygıyı hatırlatan tek bir şey görüyorum: Başkalarının sevgisini kazanmak için kendinden vazgeçmek zorunda olmadığını anlayan güçlü bir kadın.
Benzer Galeriler
-
Erken Döndü, Ev Boştu… Masanın Üzerindeki Tek Saat Bütün Gerçeği Ortaya Çıkardı
-
“Ailem Yeni Doğan Oğlumu Reddetti… Ama Kapıdan Giren Adam Her Şeyi Bir Anda Değiştirdi”
-
“Babam Beni Herkesin Önünde Küçümsedi… Ama Eniştem Olacak Komutan Ayağa Kalkıp Selam Verince Salondaki Sessizlik Her Şeyi Değiştirdi”
-
“Üvey Kızım Evime Hizmetçi Olmam İçin Taşındı… Ama Hazırladığı Liste Hayatını Değiştirdi”
-
Babasının Adalet Mücadelesi Küçük Bir Kızın Hayatını Değiştirdi
-
Canan Karatay’dan Ezber Bozan Açıklama: Uzun ve Sağlıklı Yaşamın Anahtarı O Mineralde mi?


