- “Baba, lütfen bana Çankaya’daki dubleks evi ve arabayı sorma. Doruk ve annesi elimden her şeyi aldılar, hatta oğlumu bile benden koparmaya çalıştılar…” 66 yaşında, doktorumun yüksek tansiyonum yüzünden stresten kesinlikle uzak durmamı tembihlediği günün akşamında, üç aydır haber alamadığım kızımdan duyduğum ilk cümleler bunlardı. Yıllarını tırnaklarıyla kazıyarak büyük bir oto tamir atölyesi zinciri kurmuş biri olarak; iflaslar, ağır borçlar ve hain ortaklar görmüştüm. Hayatta hiçbir şeyin beni artık şaşırtamayacağını sanıyordum. Ancak Ankara’nın göbeğinde kırmızı ışıkta durduğumda bu yanılgım tamamen yıkıldı. Araçların arasında elinde küçük bir plastik bardakla dilenen, kucağındaki minik bebeğe sarılmış bitkin bir kadın yürüyordu. Üstü başı perişandı, saçları karışmıştı. Yorgun yüzünü arabama doğru kaldırdığında nefesim kesildi. “Gaye?” diye bağırdım. Kızım sokak ortasında donakaldı. Yüzünden derin bir utanç ve ardından büyük bir rahatlama dalgası geçti. Onu ve torunum Efe’yi hemen arabaya aldım. Minik Efe hafif ateşler içinde annesinin kucağında uyuyordu. Araba hareket ettiğinde Gaye hıçkırıklara boğularak yaşadığı kâbusu anlatmaya başladı: “Doğumdan hemen sonra Doruk’un noter kâtibi olan kardeşi Mert bana bir yığın kâğıt getirdi. Bebeğin nüfus işlemleri olduğunu söyledi. Uykusuzluktan mahvolmuştum, okumadan imzaladım. Meğer dedemden kalan o dubleks evin tapusunu Doruk’un üzerine devretmişim…” Sadece ev değil; Gaye’nin şahsi banka hesabındaki birikimleri boşaltılmış, üzerine kayıtlı kamyonet bile elinden alınmıştı.
- Üstelik kayınvalidesi Berrin, bürokrasideki tanıdıklarını kullanarak Gaye’yi “akli dengesi yerinde olmayan yetersiz bir anne” ilan etmekle ve bebeği elinden almakla tehdit etmişti. Kızımı ve torunumu kadim dostum Faruk’un sakin oteline gizlice yerleştirdim. Ertesi gün Doruk’un adamı Tarkan yanıma gelip tehditler savurdu. Ancak birkaç saat sonra Tarkan’dan gizli bir mesaj geldi: “Doruk bana olan borcunu ödemedi. Onların Gaye’ye yapacağı büyük kötülüğü engellemek istiyorsan, yarın sabah parkta benimle tek başına buluş.” Avukatım Sami ve Mali Müşavir Deniz ile hemen harekete geçtik. Tarkan’dan aldığımız belgeler ve banka dökümleri dehşet vericiydi: Gaye’nin hesabındaki 25 milyon TL, Berrin’in kurduğu paravan bir şirkete aktarılmıştı. Tam olayları yargıya taşımaya hazırlanırken, komşuları Meliha Teyze’nin teslim ettiği 52 saniyelik bir cep telefonu videosu elime ulaştı. O videoda gördüklerim, kanımı dondurmaya yetti…Meliha Teyze’nin çektiği 52 saniyelik görüntüde; Doruk’un Gaye’nin çantasını zorla gasp ettiği, Mert’in kapıyı kapatarak çıkışını engellediği ve Berrin’in “Çık git bu evden! Sizin gibi asalakları istemiyoruz!” diye bağırarak Gaye’yi kucağındaki bebekle dondurucu soğuğa ittiği açıkça görünüyordu. Bu görüntü, ellerindeki tek koz olan “Gaye evi kendi isteğiyle terk etti” yalanını kökünden kazıdı. Ertesi sabah Doruk, şık takım elbisesi ve küstah tebessümüyle Avukatım Sami’nin ofisine geldi. Hâlâ üstün durumda olduğunu sanıyordu. “Sadede gelelim,” dedi Doruk kibrini gizlemeyerek. “Gaye eve döner, ben de çocuk esirgeme kurumunu işe karıştırmam. Ev ve araba zaten evlilik içi ortak malımız.” Avukatım Sami sakince arkasına yaslandı ve masaya bir dosya bıraktı. Ardından Mali Müşavir Deniz dökümleri sıraladı: Sahte imzalarla devredilen tapu, paravan şirkete aktarılan 25 milyon TL ve tehdit mesajları… Doruk tam “Bunlar mahkemede kanıtlanamaz” diyecekken, Sami laptopun ekranını çevirdi ve 52 saniyelik o videoyu oynattı. Doruk ekrandaki kendi zorbalığını izlerken yüzü kireç gibi bembeyaz oldu. O an kibrinin yerini panik aldı. “Tamam, anlaşalım!” diye yalvarmaya başladı Doruk, sesi titreyerek. “Şikayetçi olmamanız şartıyla Gaye’ye 5 milyon TL nakit para vereyim, evi ve arabayı da hemen devredeyim!” Masadan kalktım, gözlerinin içine bakarak konuştum: “Biz seninle artık hiçbir şeyin pazarlığını yapmıyoruz Doruk. Kızım sokakta dilenirken, torunum sığınma evlerinde soğuktan hastalanırken aklın neredeydi? Cezanı mahkemede çekeceksin.” Kararım kesindi. Adalet çarkı amansızca dönmeye başladı. Sahte imza attığı tespit edilen noter kâtibi Mert hakkında adli soruşturma açıldı ve meslekten ihraç edildi. Araştırmacı Gazeteci Murat’ın hazırladığı televizyon haberi sayesinde Meliha Teyze’nin videosu ana haber bültenlerinde yayınlandı. Sosyal medyada Gaye’ye açılan karalama kampanyası çöktü; kamuoyu Berrin ve ailesine büyük tepki gösterdi. Berrin’in yıllardır inşa ettiği sahte itibarı yerle bir oldu. Boşanma ve ceza davaları hızla sonuçlandı. Gaye’nin dedesinden kalan evi, arabası ve çalınan tüm birikimleri yasal olarak eksiksiz geri alındı. Doruk ve ailesi ise nitelikli dolandırıcılık, evrakta sahtecilik ve çocuk tehlikeye atma suçlarından ağır cezalar aldı. Aylar sonra, Sapanca’daki yeni evimizin bahçesinde otururken, artık yüzü gülen Gaye ve neşeyle koşturan minik Efe’yi izliyorum. Gaye elimi tutup, “Sence baştan başlamayı başarabilecek miyim baba?” diye sorduğunda, gözlerinin içine gururla baktım: “Sen zaten başardın kızım. Karanlıkta kaldın ama ışığı kendi ellerinle buldun. Artık hiç kimse senin ve oğlunun geleceğini gölgeleyemez.”

