- Elif, apandisitinin patlaması sonucu acil ameliyata alınmış ve birkaç gün hastanede tedavi görmek zorunda kalmıştı. Gözlerini açar açmaz aklına gelen ilk kişi eşi Mehmet ya da doktorlar değil, altı yaşındaki evlat edindiği kızı Lale olmuştu. Küçük kız, Elif ile Mehmet’in iki yıl önce koruyucu aile sisteminden evlat edindiği, sevgiye ve güvene her şeyden çok ihtiyaç duyan hassas bir çocuktu. Lale geçmişte birçok farklı aile yanında kalmış, defalarca hayal kırıklığı yaşamıştı. Bu nedenle Elif ve Mehmet’in ona sunduğu sıcak yuva, küçük kız için yeniden hayata tutunma umuduydu. Ancak Elif’in anne ve babası hiçbir zaman Lale’yi gerçek torunları olarak benimsememişti. Dışarıdan sevgi gösteriyor gibi davransalar da, kendi aralarında onu “zavallı çocuk” ya da “iyilik amacıyla alınmış çocuk” şeklinde küçümseyen ifadeler kullanıyorlardı. Elif’in kız kardeşi Merve ise sık sık “Kendi çocuğunuz olduğunda bunun kıymetini anlarsınız.” diyerek Lale’yi aileden biri olarak görmediğini belli ediyordu. Elif hastaneye kaldırılınca, başka çare kalmadığı için Lale’yi birkaç günlüğüne anne ve babasının yanına bırakmak zorunda kaldı. Fakat içindeki huzursuzluk hiç dinmedi. Ertesi sabah kızını aramak istediğinde kimse telefonlarını açmadı. Sonunda kardeşi Merve telefona cevap verdi. Elif, Lale ile konuşmak istediğini söyleyince karşı tarafta uzun bir sessizlik oluştu. Ardından küçük kızın hıçkırıkları duyuldu. O an Elif’in içine tarifsiz bir korku çöktü. Birkaç saniye sonra telefondan Lale’nin titreyen sesi geldi. “Anne… Lütfen beni geri gönderme. İstersen garajda yatarım. Söz uslu duracağım.” Bu sözler Elif’in yüreğini paramparça etti. Merve ise hiçbir pişmanlık göstermeden, Lale’ye artık “gerçek çocuklara yer açması gerektiğini” söylediklerini, evlat edinildiği için bir gün tekrar çocuk yuvasına gönderilebileceğini anlattıklarını soğukkanlılıkla itiraf etti. Elif ne bağırdı ne de tartıştı.
- Sadece sakin bir ses tonuyla kızına bir daha kimsenin kötü söz söylememesini istedi ve telefonu kapatır kapatmaz aile hukuku konusunda uzman avukatını aradı. Henüz gün ağarmadan evinin tüm kilitleri değiştirildi. Anne ve babasının sahip olduğu yedek anahtarlar geçersiz hale getirildi. Acil durumda aranacak kişi listelerinden aile bireylerinin isimleri silindi. Kızının okul kayıtları güncellenerek ailesinden hiç kimsenin onu teslim alamayacağı resmî olarak bildirildi. Aynı sabah polis eşliğinde Lale güvenli şekilde evine getirildi. Komşuları olan yaşlı Emine Hanım, küçük kızı battaniyeye sarıp sevgiyle karşıladı. Lale’nin yeniden kendini güvende hissetmesi için herkes elinden geleni yaptı. Hastaneye gelen avukat, Elif’e tüm hukuki işlemlerin tamamlandığını anlattı. Ayrıca Lale’nin yaşadığı olayın psikolojik açıdan ciddi bir travma oluşturduğunu belirterek bundan sonra aile üyelerinin çocukla doğrudan iletişim kurmasının engellenmesini tavsiye etti. Buna rağmen Elif’in annesi çiçek alıp hastaneye geldi ve yaşananların büyütüldüğünü söyleyerek kızından kendilerini affetmesini istedi. Ancak Elif, annesinin tek bir kez bile Lale’nin nasıl olduğunu sormadığını fark etti. Annesi sürekli “O sadece yanlış anladı.” diyordu. Elif ise kararlıydı. “Kızım hiçbir şeyi yanlış anlamadı. Ona korku yaşattınız.” Annesi, “Sen bizi öz evladına tercih ediyorsun.” diye suçlayınca Elif hiç tereddüt etmeden şu cevabı verdi: “Hayır. Ben çocuğumu onu inciten insanlara karşı koruyorum.” Bu konuşmanın ardından annesi öfkeyle hastaneden ayrıldı. Akşam saatlerinde Mehmet, Lale’yi hastaneye getirdi. Küçük kız kapıda çekingen şekilde duruyor, korkuyla annesine bakıyordu. “Anne… Ben kötü bir şey mi yaptım?” diye fısıldadı. Elif bütün acısına rağmen ona sarıldı. “Hayır kızım. Sen hiçbir yere gitmeyeceksin. Kimse seni bizden ayıramaz. Sen bizim evladımızsın ve hep öyle kalacaksın.” Bu sözleri duyan Lale ilk kez kendini gerçekten ait olduğu bir ailenin içinde hissetmeye başladı. Fakat yaşadığı korku kolay kolay geçmeyecekti. Eve döndükten sonraki günlerde odasında yiyecek saklamaya başlaması, geçmişte yaşadığı güvensizlik duygusunun yeniden ortaya çıktığını gösteriyordu. Elif ile Mehmet ise kızlarının bu yaralarını sabır, sevgi ve anlayışla iyileştirmeye karar verdi.

