Ana Sayfa 10.10.2026

Hamile Kızımı Durağa Bıraktılar: Hastaneden Gelen Haber İntikamımı Değiştirdi

1 / 2

“Tam o sırada telefonum şiddetle titredi. Hastaneden gelen son dakika bildiriminin ekranında yazanları görünce olduğum yerde donakaldım…”

Ekrandaki mesajı iki kez okudum: “Acil durum. Nehir Karahan’ın odasına yetkisiz giriş girişimi. Lütfen derhâl hastaneyi arayın.”

Elimdeki kibrit parmaklarıma kadar yanmıştı. Onu ıslak taşlara bıraktım. Alev yağmurda söndü. Birkaç saniye önce içimde büyüyen intikam ateşi de yerini buz gibi bir korkuya bıraktı.

Hastaneyi aradığımda güvenlik amiri konuştu.

“Sevda Hanım, kızınızın yoğun bakımına hemşire kıyafetiyle girmeye çalışan bir kadın yakaladık. Üzerinde sahte personel kartı vardı. Kaçmayı başardı ama kamerada yüzü görünüyor.”

“Kimdi?”

“Kesin bilmiyoruz. Ancak girişte Karahan ailesinin avukatını sormuş.”

Demek yetmemişti. Nehir’i otobüs durağına terk etmek onlara yetmemişti. Şimdi hastaneye kadar uzanıyorlardı.

Arabaya koşarken ellerimin titremesi geçmişti. Direksiyonun başında yıllardır açmadığım bir numarayı çevirdim.

“Başkomiser Turgay Akın,” dedi tanıdık ses.

“Ben Sevda. Kızımı öldürmeye çalıştılar.”

Karşı tarafta uzun bir sessizlik oldu.

“Sevda Yalçın mı?”

“Evet. Yardımına ihtiyacım var. Bu kez bir dosya için değil, kızım için.”

Yirmi altı yıl önce mali suçlarla mücadele biriminde adli muhasebe uzmanıydım. Büyük şirketlerin gizlediği paraları, sahte sözleşmeleri, rüşvet ağlarını ortaya çıkarırdım. Karahan ailesinin kurduğu şirketler hakkında hazırladığım bir rapordan sonra tehdit edilmiş, eşimin ölümünün ardından görevimden ayrılıp kızımla sessiz bir hayat kurmuştum. Nehir bunların yalnızca küçük bir bölümünü bilirdi. Kaan ise beni emekli bir muhasebeciden ibaret sanırdı.

Turgay aynı gece hastaneye geldi. Saçları beyazlamıştı ama bakışları hâlâ keskin ve sakindi.

“Malikânenin önüne gittiğini biliyorum,” dedi.

Başımı çevirdim.

“Benzini de biliyor musun?”

“Şimdi öğrendim. Sevda, bir anlık öfken yüzünden kızının yanında olma hakkını kaybedebilirdin. Biz delille hareket edeceğiz.”

“Bana adaletin satın alınamayacağını söyleme,” diye fısıldadım. “O ailenin kimlerle dost olduğunu biliyorum.”

“Bu yüzden geldim. Savcıyla çoktan görüştüm. Soruşturma için resmî ekip kuruluyor.”

O sırada doktorumuz Levent Arslan koridorun sonunda göründü. Yorgundu fakat yüzünde daha önce görmediğim bir ifade vardı.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |