- Gece saat 02:13’te telefonum çaldığında, 14 yaşındaki oğlum Berk’in panik dolu sesiyle donakaldım: “Anne, şu anda evin ana şalterini kapat. Hemen saklan ve ne yaparsan yap, babama sakın güvenme!” İstanbul’da merhum babamdan miras kalan ve restorasyonunu kendi ellerimle yaptığım tarihi konakta tek başımaydım. On dört yıllık eşim Kerem, sadece yarım saat önce mesaj atıp Ankara’daki acil bir şirket toplantısı nedeniyle geceyi ofiste geçireceğini söylemişti. Oğlumun sesindeki dehşet beni harekete geçirmeye yetti. Koşarak bodruma indim ve ana şalteri indirip tüm evi zifiri karanlığa gömdüm. Yıllar önce yaptığımız tadilatta, ağır meşe gardırobun arkasına gizli bir bölme inşa etmiştim. Kerem yıllardır bu evde yaşamasına rağmen bu gizli odanın varlığından habersizdi. Gizli bölmeye geçip kapıyı kapattım ve nefesimi tutarak beklemeye başladım. Sadece birkaç dakika sonra ön kapının kilit sesi duyuldu. Ağır postal sesleri salonda yankılandı. Gelen kişi yavaşça üst kata çıktı ve yatak odamızın kapısında durdu. Gardırobun altındaki havalandırma ızgarasından baktığımda, elinde fener ve içi berrak bir sıvıyla dolu uzun bir şırınga tutan Kerem’i gördüm. Tıbbi eldivenler takmıştı. Boş yatağı görünce feneri etrafta gezdirdi, adımı fısıldadı ve bir süre arandıktan sonra evden ayrıldı.
- O sırada telefonuma Berk’ten mesajlar düştü. Aile bulut hesabımızda Kerem’in yaptığı dondurucu aramaların ekran görüntüleri vardı: “Aşırı doz ilacı doğal kalp krizi gibi gösterme yolları”, “Eşin kazara ölümünde sigorta tazminatı alımı”. Sabah saat yedi olduğunda Kerem hiçbir şey olmamış gibi elinde taze poğaçalarla eve geldi. Gece elektrikler kesildiği için komşuda kaldığımı söyleyerek olayı geçiştirdim. Bana sarıldığında pahalı parfümünün arkasındaki dezenfektan kokusunu aldım. Tam o anda Berk’ten yeni bir mesaj geldi: “Anne, babamın hesabında üzerine 250 milyon liralık hayat sigortası poliçesi buldum. Tek hak sahibi kendisi!” Kocamın beni uykumda katletmeye çalıştığını anlamıştım. Güvenlik uzmanımız Doğan ile gizli kamera kayıtlarını incelediğimizde, Kerem’in arsasını arka sokağa park edip gizlice eve sızdığı kesinleşti. Kerem’in Ankara’daki şirketine gittiğimde ise asıl büyük tuzağı öğrendim. Şirket hesabından milyonlarca lira çalmıştı ve birlikte olduğu halkla ilişkiler sorumlusu Aslı hamileydi. Beni aşırı doz ilaçla öldürüp, öncesinde de “psikolojik rahatsızlık yaşıyordu” süsü vererek sigorta parasını almayı planlıyorlardı. Her şeyi belgeledim. Zihinsel olarak çökmüş, naif kadın rolünü oynamaya devam ettim. Bursa’da düzenlenecek büyük yatırımcı galasında Kerem ve Aslı’nın zafer kutlaması yapacağını biliyordum. Ancak o gece, hayatlarının en büyük şokunu yaşayacaklardı…Bursa’daki lüks bir otelin balo salonunda düzenlenen görkemli galada Kerem, şık takımıyla basına poz veriyor, hamile olan metresi Aslı ise hemen yanında duruyordu. Kerem’in kendi evini ipotek ettirerek oğluna destek olduğunu sanan kayınvalidem Berrin Hanım ise gururla en ön sırada oturuyordu. Kerem kürsüye çıktı ve mikrofonu alarak yapmacık bir üzüntüyle konuşmaya başladı: “Sevgili dostlarım, eşim Gizem’in son zamanlarda yaşadığı ağır psikolojik rahatsızlıklar nedeniyle tasarım şirketindeki tüm yetkilerini ve mal varlığını yönetim grubumuza devretme kararı aldık.” Salondakiler bana acıyarak bakarken sahneye yürüdüm, Kerem’in elinden mikrofonu çekip aldım: “Teşekkür ederim Kerem. Ama bu gece birkaç söz de ben söylemek istiyorum.” İşaretimle dev projeksiyon ekranı karardı. Ardından komşunun güvenlik kamerasından alınan net görüntüler ekrana geldi: Kerem’in gece saat 02:15’te eldivenler ve şırıngayla eve gizlice sızdığı anlar tüm salonda çınlayan bir sessizlik yarattı. Hemen ardından Kerem’in arama geçmişi, adıma sahte imzayla düzenlenen 250 milyon liralık sigorta poliçeleri ve geçen hafta kadehime koyduğu ağır sakinleştirici ilacın laboratuvar tahlil raporu dev ekranda belirdi. Salondan dehşet çığlıkları yükseldi. Aslı sahneden kaçmaya çalışırken gazetecilerin flaşları yüzünde patladı. Tam o sırada salonda son ses kaydı yankılandı. Kayıtta Kerem imzamı taklit ederken Aslı, “Gizem aradan çekilince tüm mal varlığı bizim olacak” diyordu. Kayınvalidem Berrin Hanım ayağa kalkıp “Bu ses kayıtları montaj!” diye bağırdığında, ekrana Berrin Hanım’ın Eskişehir’deki evine konulan ipotek belgeleri geldi. Kerem, annesinin evini ipotek ettirerek aldığı parayı şirketini kurtarmak için değil, Aslı’ya Bodrum’da lüks bir rezidans almak için transfer etmişti! Berrin Hanım yüzü bembeyaz kesilerek oğluna döndü: “Evimizi o kadın için mi ipotek ettirdin?” Aslı ise panikle haykırdı: “Bana bağırma eski kadın! Oğlun kaybettiği milyonları kapatmak için karısını öldürmeye çalışıyordu!” Salona giren emniyet mensupları ve cumhuriyet savcıları Kerem ve Aslı’yı “tasarlayarak cinayete teşebbüs, nitelikli dolandırıcılık ve evrakta sahtecilik” suçlamasıyla gözaltına aldı. Kelepçelenirken Kerem’in gözlerinde ilk kez o özgüvenli yöneticiyi değil, çaresiz bir suçluyu gördüm. Aylar süren mahkeme sonucunda Kerem ve Aslı ağır hapis cezalarına çarptırıldı. Berrin Hanım evini kaybetti ve benden af diledi; ona adli yardım hatlarının numarasını vererek hayatımdan tamamen çıkardım. Bugün oğlum Berk ile birlikte babamın restore ettiği o tarihi konakta, korkudan ve yalanlardan uzak, huzurlu bir yaşam sürüyoruz. Zifiri bir karanlıkta başlayan o gece bana bir şeyi çok iyi öğretti: Biri için mücadele etmek, kendi hayatının direksiyonunu ona teslim etmek değildir. Gerçek güç, karanlık ne kadar koyu olursa olsun, adalet ve sevgiyle ışığa yürüyebilmektir.

