- Boşanmanın üzerinden aylar geçmişti ama Selin için acı hâlâ ilk günkü kadar tazeydi. Yirmi yıllık evliliği boyunca dört çocuğunu büyütmüş, eşi Murat kariyer basamaklarını çıkarken ailesini ayakta tutan kişi olmuştu. Ancak Murat, kendisinden daha genç olan Pelin ile ilişki yaşamaya başlayınca ailesini geride bırakmış ve yıllar süren evliliği tek cümleyle bitirmişti. Selin, en küçük bebeğini kucağında tutarken duyduğu o sözleri unutamıyordu. O günden sonra bütün yük omuzlarına kalmıştı. Günler geçse de çocukları için güçlü görünmeye çalışıyordu. Özellikle on beş yaşına girecek olan oğlu Emir, doğum günü partisinde tüm ailesini bir arada görmek istiyordu. Mahalledeki komşular, okul arkadaşları ve akrabalar davet edilmişti. Emir’in tek isteği babasının da gelmesiydi. Selin, oğlunun bu isteğini geri çeviremedi ve Murat’a kısa bir mesaj göndererek partiye davet etti. Bir süre sonra gelen cevap, Selin’in yüreğini yeniden kırdı. Murat, yeni sevgilisi Pelin’in de geleceğini ve artık onun da hayatının bir parçası olduğunu yazmıştı. Bu sözler Selin’e yalnızca bir davet cevabı değil, yıllarca verdiği emeğin yok sayıldığını hissettiren ağır bir mesaj gibiydi. Çocuklarının ve yıllardır kendilerini tanıyan komşuların önünde küçük düşmek istemeyen Selin, hayatında ilk kez sıra dışı bir karar verdi. Bir oyunculuk ajansını arayarak birkaç saatliğine erkek arkadaşı rolünü üstlenecek profesyonel bir oyuncu kiraladı. Ertesi gün şehir merkezindeki bir kafede tanıştığı Kaan, düşündüğünden çok daha farklı bir insandı. Yakışıklı, kibar ve son derece doğal davranıyordu. Selin, “Kimse senin benimle birlikte olduğuna inanmaz.” dediğinde Kaan ona uzun uzun baktı. “Sen dört çocuk büyütmüş, aileni yıllarca ayakta tutmuş güçlü bir kadınsın. Bunu görebilen biri için yanında durmak utanılacak değil, gurur duyulacak bir şeydir.” dedi. Bu sözler Selin’in haftalar sonra ilk kez içten gülmesini sağladı. Kaan, yalnızca rol yapmayacağını, onun çocuklarının mutlu bir gün geçirmesine yardım edeceğini söyledi. Selin de uzun zaman sonra ilk kez biraz umut hissetti. Parti günü bahçe çocukların kahkahalarıyla dolmuştu. Havuzda oyunlar oynanıyor, komşular sohbet ediyor, müzik eşliğinde keyifli bir atmosfer yaşanıyordu. Kaan, Selin’in yanında doğal tavırlarıyla herkesle ilgileniyor, çocuklarla sohbet ediyor ve kimsenin dikkatini çekmeyecek kadar samimi davranıyordu. Tam bu sırada Emir elinde küçük bir hediye kutusuyla Kaan’ın yanına geldi. “Babam gelince bunu ona verir misin? Hepimiz adına hazırladık.” dedi. Kaan kutuyu aldı ama içinde ne olduğunu sormadı. Dakikalar sonra bahçe kapısı açıldı.
- Murat ile Pelin içeri girdiler. Murat kendinden oldukça emindi. Pelin ise şık kıyafetiyle dikkat çekiyordu. Çevredeki konuşmalar bir anda yavaşladı. Murat önce Selin’i gördü. Ardından Kaan’a baktı. Bir an durdu. Sonra yüksek sesle gülmeye başladı. “Gerçekten mi?” dedi alaycı bir ifadeyle. “Böyle biri seninle mi birlikte? Aynaya hiç baktın mı?” Selin’in yüzü kızardı. Pelin de gülümsemesini gizlemeye çalıştı. Kaan ise tek kelime bile söylemedi. Masanın üzerindeki hediye kutusunu aldı ve Murat’a uzattı. “Siz insanları dış görünüşleriyle değerlendirmiş olabilirsiniz.” dedi sakin bir sesle. “Ama çocuklarınız sizi çok daha önemli bir ölçüyle değerlendirmiş.” Murat gülümseyerek kutuyu açtı. Kutudan önce eski bir fotoğraf çıktı. Yıllar önce küçük Emir’i omuzlarında taşıdığı mutlu bir gün… Sonra başka fotoğraflar… Babalar Günü kartları… Çocuklarının kendi elleriyle hazırladığı resimler… En altta ise aylar boyunca cevap verilmemiş mesajların çıktıları vardı. “Baba, maçıma gelecek misin?” “Baba, seni özledim.” “Baba, lütfen cevap ver.” Kutunun en altında katlanmış küçük bir not duruyordu. Murat notu açmadan önce Pelin merakla eğildi. Notta şu yazıyordu: “Madem Pelin artık senin gerçek ailen oldu, biz de sana ait olduğunu düşündüğümüz bütün anılarımızı geri vermek istedik.” Bahçedeki herkes sessizliğe büründü. Murat öfkeyle Selin’e döndü. “Bunu sen yaptın!” Selin başını salladı. “Hayır. Bu tamamen çocukların kararı.” Pelin notu yeniden okudu. Sonra uzun süre Murat’a baktı. Yüzündeki ifade değişmişti. “Böyle davranan bir babanın yanında olmak istemiyorum.” dedi. Bileğindeki bilekliği çıkarıp hediye kutusunun üzerine bıraktı ve arkasına bile bakmadan bahçeden ayrıldı. Murat bu kez oğluna seslenmeye başladı. Ancak Emir havuz kenarında kollarını bağlamış sessizce duruyordu. Selin çocuklarının önüne geçerek sakin ama kararlı bir sesle konuştu. “Artık onların karşısında sesini yükseltmeye hakkın yok. Yıllardır yanında olmayan sensin.” Komşuların ve davetlilerin bakışları altında Murat söyleyecek söz bulamadı. Sessizce kapıya yöneldi ve geldiği gibi bahçeden ayrıldı. Parti yeniden hareketlenmeye başladığında Selin derin bir nefes aldı. Aylar sonra ilk kez omuzlarındaki yük hafiflemişti. Kaan hâlâ yanındaydı. Görevi çoktan bitmişti ama gitmemişti. Selin ona teşekkür etti. Kaan gülümseyerek, “İstersen rolüm burada bitebilir.” dedi. Sonra durup ekledi: “Ama bilmeni isterim ki bugün hissettiklerimin hepsi rol değildi.” Selin şaşkınlıkla ona baktı. Yıllardır değersiz olduğuna inandırılmıştı. Oysa bir yabancı, birkaç saat içinde ona yeniden saygı duymayı hatırlatmıştı. Aradan geçen aylarda Murat çocuklarıyla yeniden güven kurabilmek için çaba göstermeye başladı. Bunun kolay olmayacağını kabul etti. Çocuklar ise kırgınlıklarını açıkça dile getirirken, babalarının değişimini zamana bırakmayı tercih etti. Selin ise hayatına geçmişin yüküyle değil, geleceğin umuduyla devam etti. Kaan ile arkadaşlıkları zamanla gerçek bir ilişkiye dönüştü. Bu kez kurduğu bağ; gösterişe değil, dürüstlüğe, saygıya ve karşılıklı güvene dayanıyordu. O gün küçük bir hediye kutusu yalnızca bir doğum günü hediyesi olmamıştı. Bir babaya yıllardır görmediği gerçeği göstermiş, çocukların sevgisinin ihmal edildiğinde nasıl sessizce uzaklaştığını anlatmış ve Selin’e de gerçek mutluluğun başkalarının onayında değil, kendi değerini yeniden keşfetmekte saklı olduğunu öğretmişti.

