Antalya Kemer Suluda Ada Tur Adalar Turu Gemi Turu Turlar Setur Gezi Turları

Deniz Kuvvetleri’nin kahramanı, annesinin ülkenin en iyi huzurevinde olduğunu sanıyordu » T.C. Haber T.C. Haber
Ana Sayfa 1.05.2026

Deniz Kuvvetleri’nin kahramanı, annesinin ülkenin en iyi huzurevinde olduğunu sanıyordu

1 / 2

BÖLÜM 1

Kaptan Yunus Arslan’ın bembeyaz ve kusursuz tören üniforması, İstanbul’un kenar mahallelerinden birinde unutulmuş dar bir sokakta titrek sarı bir sokak lambasının altında parlıyordu. Karadeniz’de 15 yıkıcı fırtınadan, sınır bölgelerinde 4 ölümcül çatışmadan sağ çıkmıştı. Ama 12 yıllık askerlik hayatında hiçbir şey, o anda göğsünü delen o tarifsiz acıya onu hazırlayamamıştı.

Karşısında, 457 numaralı soğuk metal çöp konteynerinin içinde, yırtılmış çöp torbaları, yağmurdan ıslanmış kartonlar ve çürümüş yemek artıklarının arasında, onu dünyaya getiren kadın vardı.

Bu zıtlık acımasızdı. Üniformasındaki altın rütbeler onur ve vatan sevgisini simgelerken, bulunduğu yerin mutlak sefaletine korkunç bir tezat oluşturuyordu. Yunus donakaldı; sanki ciğerlerinden hava çekiliyordu. Küçük kardeşi Kerem, annelerinin Bursa’daki lüks bir huzurevinde, tertemiz bir ortamda, 24 saat özel bakım altında huzur içinde yaşadığını söylemişti.

Ama gözlerinin önündeki gerçek, ruhuna saplanan paslı bir bıçak gibiydi. Annesi… çocuklarını doyurmak için kendi lokmasını veren o kadın… şimdi sokakta, işe yaramaz bir eşya gibi terk edilmişti.

“Anne?” diye fısıldadı Yunus. Yüzlerce askere emir vermeye alışkın sesi, korkmuş bir çocuğunki gibi titredi.

Emine, bir zamanlar İstanbul’daki mahallesinde zarafetiyle tanınan o kadın, başını kaldırdı. Oğlunu tanıyınca boğuk bir çığlık çıktı ağzından. Ellerini yüzüne kapattı; kir ve is içindeydi. Kahraman oğlunun onu bu halde görmesini istemiyordu. Onun özlediği o eski evin artık var olmadığını bilmesini istemiyordu.

Yunus, üniformasının çamura bulanmasını umursamadan diz çöktü. Annesini kollarına aldı, sıkıca sarıldı ve bir ürperti hissetti; kadın neredeyse yok gibiydi, kemikten ibaretti.

“Yunus, git oğlum… ne olur git… beni böyle görme,” diye hıçkırdı Emine, darmadağın olmuş bembeyaz saçlarını saklamaya çalışarak.

Ama Yunus yerinden kıpırdamadı. Onu kucağına aldı; sanki denizin derinliklerinden çıkarılmış en değerli hazineymiş gibi. Zırhlı aracına doğru yürürken zihni üç yıl öncesine gitti.

Otogarda vedalaştıkları günü hatırladı. Maaşının tamamını, görev tazminatlarını ve rahmetli babalarından kalan tüm birikimi ortak bir hesaba bırakmıştı.

“Annemize iyi bak, Kerem. Hiçbir eksiği olmasın,” diye yalvarmıştı.

Kerem ise her zamanki rahat tavrıyla, her ay uzun mesajlar gönderiyordu. Annesinin geniş bahçelerde gezdiğini, Kadıköy’deki eski evlerinin iyi bir fiyata kiraya verildiğini, her şeyin yolunda olduğunu anlatıyordu.

Hepsi iğrenç bir yalandı.

Yunus, Emine’yi şehrin sakin bir semtindeki mütevazı ama temiz bir otele götürdü. En iyi odayı tuttu ve sıcak yemek sipariş etti. Annesi banyoda kendine gelmeye çalışırken, Yunus telefonunu çıkarıp Kerem’i aradı.

Telefon üç kez çaldı. Arka planda yüksek müzik ve kadeh sesleri duyuluyordu.

“Abicim! Geldin mi? Yarın seni alırım. Bugün biraz yoğunum, önemli bir iş görüşmesindeyim,” dedi Kerem, kelimeleri yuvarlayarak.

“Şehirdeyim, Kerem,” dedi Yunus, buz gibi bir sakinlikle. “Bursa’daki huzurevine gittim. Böyle bir kayıt yok dediler. Sana bir kez soruyorum: Annem nerede?”

Telefonun diğer ucunda ölüm sessizliği oldu.

“Şey… biz onu iki hafta önce başka bir yere aldık,” diye kekeledi Kerem. “Seni üzmek istemedim… biraz aklı karıştı. Çok iyi bir özel kliniğe yatırdık. Yarın seni götürürüm.”

Yunus tek kelime etmeden telefonu kapattı. Telefonu o kadar sıktı ki neredeyse kıracaktı.

Tam o sırada Emine banyodan çıktı. Üzerinde kalın bir bornoz vardı. Işığın altında, zayıf bedenindeki korkunç izler ortaya çıktı: omuzlarında morluklar, belirgin parmak izleri… biri ona acımasızca davranmıştı.

“Gerçeği söyle anne. Hepsini,” dedi Yunus, onu nazikçe yatağın kenarına oturtarak.

Emine başını eğdi, titriyordu. Söyleyeceği şey, Yunus’un dünyasını tamamen yerle bir edecek kadar karanlık bir sırdı…

BÖLÜM 2

Emine konuşmaya başladı; sesi çatlıyor, gözyaşları kırışmış yüzünü ıslatıyordu. Sorun yalnızca Kerem’in parayı sorumsuzca harcaması değildi. Asıl kabus, Kerem’in Selin ile evlenmesiyle başlamıştı. Selin, sosyeteye takıntılı, sınırsız hırsı olan ve kalbi buz gibi bir kadındı. Kerem’i, yaşlı annelerinin onların “yüksek çevreye” girme planları için utanç verici bir yük olduğuna inandırmıştı.

“Kardeşin sadece banka hesaplarını boşaltmadı, Yunus,” diye fısıldadı Emine, ellerini dizlerinin üzerinde sıkarak. “Daha kötüsünü yaptı… Rüşvet verdi ve sahte bir ölüm belgesi düzenletti. Sözde sen, bir yıl önce doğudaki bir operasyonda şehit olmuşsun.”

Yunus’un damarlarında kan kaynadı. Kendi kardeşi… bisiklete binmeyi öğrettiği çocuk… onu kağıt üzerinde öldürmüştü.

“Bunu, askeri hayat sigortanı almak için yaptı,” diye devam etti Emine, korkuyla titreyerek. “Milyonluk bir paraydı… Bir de babandan kalan evin tüm haklarını üstüne geçirmek için. Ben onun çalışma odasında sakladığı belgeleri bulunca karşı çıktım. Ama Kerem beni duvara itti. Eğer konuşursam, doktor tanıdıklarına beni deli raporuyla kapattıracağını söyledi… ömür boyu, en kötü devlet hastanelerinden birine.”

“Peki o lanet sokakta nasıl kaldın, anne?” diye sordu Yunus, dişlerini sıkarak.

“Çünkü Selin, en ucuz huzurevine bile para vermek istemedi,” diye ağladı Emine. “Tam bir ay önce, yağmurlu bir geceydi… Bana güzel bir restorana gideceğimizi söylediler. Lüks arabalarına bindirdiler. Ama o karanlık sokakta durdular. Beni zorla indirdiler, iki eski valizimi—içinde fotoğraflarım vardı—çöpe attılar. Kerem gözlerimin içine bakıp dedi ki: ‘Eve dönmeye kalkarsan polisi ararım. Seni bizi rahatsız eden bir dilenci gibi gösteririm. Saygın bir iş insanına herkes inanır… ama senin gibi yaşlı bir kadına kimse inanmaz.’”

Yunus’un midesi bulandı. Kardeşi… eğitimini tamamlasın diye her kuruşunu gönderdiği kişi… onu kağıt üzerinde öldürmüş, annesini ise kelimenin tam anlamıyla çöpe atmıştı.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |