Ana Sayfa 31.10.2026

58 yaşımda evlendiğimde kocama, Ege kıyılarında kiraya verdiğim altı küçük yazlık evin sahibi olduğumu söylememiştim.

1 / 2

Telefonun ekranında beliren mesajı okumak için telefonu elime almama gerek bile kalmamıştı…

Çünkü bildirim doğrudan ekranda görünüyordu.

Gönderen: Neriman.

Mesajın ilk satırında şunlar yazıyordu:

“Belgeleri imzalatamadın diye üzülme.

Aylin’in neye sahip olduğunu öğrenmeden bu iş bitmeyecek.

Kemal, artık karına biraz daha baskı yapman gerekiyor.”

Bir süre ekrana baktım.

Sonra ikinci bir mesaj geldi.

“Altı evin de kime ait olduğunu öğren.

Şirketin adını bul.

Bu kadın sandığımızdan daha zengin olabilir.”

Kalbim hızla çarpmaya başladı.

Altı ev…

Onlara altı evim olduğunu söylememiştim.

Kemal’in telefonu yeniden titredi.

Bu kez gelen mesaj daha kısaydı.

“Yılbaşından önce halletmeliyiz.

Yoksa her şey elimizden kaçar.”

Telefonu yerine bıraktım.

Ellerim titremiyordu.

İçimde garip bir sessizlik vardı.

İki yıldır sevdiğim adamın, evliliğimizin sekizinci gününde benim mal varlığımı annesiyle birlikte hesapladığını öğrenmiştim.

Duşun sesi kesildi.

Kemal banyodan çıktığında mutfakta oturuyordum.

“Ne oldu Aylin?

İyi misin?”

Yüzüne baktım.

“Annenle konuşman gereken bir şey mi var?”

Bir an duraksadı.

“Her zamanki aile meseleleri.”

“Annen sana mesaj mı gönderdi?”

Telefonuna baktı.

“Hayır.

Neden sordun?”

Gülümsedim.

“Öylesine.”

O gece yatağa girdiğimizde sırtını bana döndü.

Ben sabaha kadar uyuyamadım.

Ertesi sabah ilk işim avukatımı aramak oldu.

Adı Selin Hanım’dı.

Cem’in ölümünden sonra miras işlemlerimde bana yardımcı olmuştu.

Ona her şeyi anlattım.

Noter ziyaretini.

Belgeleri.

Neriman’ın davranışlarını.

Kemal’in telefonunda gördüğüm mesajları.

Bir süre sessiz kaldı.

Sonra çok net konuştu.

“Aylin Hanım, hiçbir belge imzalamayın.

Tapularınızı, şirket kayıtlarınızı ve banka hesaplarınızı kontrol edelim.

Eşinizin bu mallar üzerinde kendiliğinden bir yetki kazanmadığından emin olalım.”

“Ben zaten hiçbir şeyi imzalamadım.”

“Çok iyi yapmışsınız.

Bir de size bir şey soracağım.

Eşiniz altı eviniz olduğunu biliyor mu?”

“Hayır.”

“Öyleyse şimdilik söylemeyin.”

Telefonu kapattığımda ilk defa kendimi yalnız hissetmiyordum.

Selin Hanım ertesi gün ofisine gelmemi istedi.

Yanıma bütün tapu kayıtlarını, şirket belgelerini ve dedemden kalan miras evraklarını aldım.

Öğleden sonra öğrendiğim bir şey beni daha da şaşırttı.

Neriman’ın hazırlattığı belgeler sıradan bir aile mal varlığı düzenlemesi değildi.

Belgelerde şirketimin yönetim yetkisini Kemal’e devretmeye yönelik maddeler vardı.

Üstelik şirket hisselerimin devrine ilişkin bir taslak da hazırlanmıştı.

Selin Hanım sayfaları tek tek inceledi.

“Bu belgelerin amacı sizin mülkiyet haklarınızı ve yönetim yetkinizi sınırlamak olabilir.

İmzalamış olsaydınız ciddi sorunlar yaşayabilirdiniz.”

“Kim hazırlattı?”

“Şimdilik bunu kesin olarak bilmiyoruz.”

Dosyanın üzerindeki hukuk bürosunun adını not ettim.

Sonra Hakan Bey’in kartvizitini çıkardım.

Selin Hanım’a gösterdim.

“Bu adamı tanıyor musunuz?”

Kartvizite baktı.

“Onunla görüşebiliriz.

Ama önce kendisinden işlemin kim tarafından talep edildiğini ve hangi belgelerin sunulduğunu öğrenmemiz gerekiyor.”

Aynı gün şirketimin muhasebecisini aradım.

Bana son altı aylık hesap hareketlerini gönderdi.

İlk başta her şey normal görünüyordu.

Kiralar düzenli yatmıştı.

Bakım masrafları ödenmişti.

Vergilerde hiçbir gecikme yoktu.

Sonra bir satır dikkatimi çekti.

Şirket hesabımdan, bilmediğim bir danışmanlık firmasına ödeme yapılmıştı.

Tutar çok büyük değildi.

Ama açıklama kısmında şu yazıyordu:

“Mal varlığı ve yetki planlaması danışmanlığı.”

Ödemeyi kimin onayladığını sordum.

Muhasebecim birkaç dakika sonra geri döndü.

“Aylin Hanım, bu ödeme için Kemal Bey’in talimat verdiğini söyleyen bir e-posta var.

Fakat onun şirketinizde resmî bir yetkisi bulunmuyor.”

Gözlerimi kapattım.

Demek ki mesele yalnızca belgeler değildi.

Benden habersiz işimin içine de girmişlerdi.

Selin Hanım hemen gerekli kayıtları muhafaza etmemi söyledi.

Şirketin banka yetkilerini kontrol ettik.

Benim onayım olmadan hiçbir işlem yapılmaması için bankayla görüştük.

Akşam eve döndüğümde Kemal salondaydı.

Önünde çay vardı.

“Bugün neredeydin?”

“İşim vardı.”

“Annen seni aramış.”

Başını kaldırdı.

“Ne olmuş?”

“Seninle konuşmak istiyormuş.”

“Sonra ararım.”

Çayından bir yudum aldı.

“Aylin, annem bu mesele yüzünden çok kırıldı.”

İşte yine aynı şey.

Annesinin kırgınlığı.

Annesinin gururu.

Annesinin itibarı.

Benim güvenim ise hiçbir zaman konuşulacak kadar önemli değildi.

“Bir insanın evine habersiz noter getirmek normal mi Kemal?”

“Abartıyorsun.”

“Şirketimin yönetim yetkisini devretmeye çalışan belgeler hazırlatmak da mı normal?”

Yüzündeki ifade değişti.

“Ne şirketi?”

O an anladım.

Bana hâlâ hiçbir şey bilmediğimi düşündürmeye çalışıyordu.

“Benim şirketim, Kemal.”

Bir süre konuşmadı.

Sonra ayağa kalktı.

“Bak Aylin, sen bu aileyi anlamıyorsun.

Annem sadece geleceğimizi güvence altına almak istedi.”

“Benim geleceğimi mi?

Yoksa senin geleceğini mi?”

“El âlem ne der?

Sekiz günlük evlilikte karısıyla mal kavgasına giren adam mı olayım?”

İstemeden güldüm.

“El âlem ne der diye düşünüyorsun da karının hakkını yemeye çalıştığında Allah ne der diye hiç düşünmüyorsun.”

Kemal’in yüzü kızardı.

“Annem seni aileden biri olarak gördüğü için uğraşıyor.”

“Öyleyse neden kendi avukatımla görüşmeme karşı çıktı?”

Cevap vermedi.

Tam o sırada kapı zili çaldı.

Neriman içeri girdi.

Yanında bu kez kız kardeşi Sevim ve Kemal’in kuzeni Murat vardı.

Görünüşe göre küçük bir aile toplantısı düzenlenmişti.

Neriman çantasını koltuğa bıraktı.

“Artık bu meseleyi çözelim.

Herkesin huzuru kaçtı.”

Sevim bana baktı.

“Aylin, sen de biraz anlayışlı ol.

Kadın oğlunun iyiliğini istiyor.”

Murat başını salladı.

“İki insan evlenince malı da derdi de ortak olur.”

Onlara baktım.

Sonra mutfağa geçtim.

Masaya dört dosya bıraktım.

Birincisinde altı yazlık evin tapu kayıtları vardı.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |