DOLAR
Alış: 48.14
Satış: 48.33
EURO
Alış: 55.82
Satış: 56.04
GBP
Alış: 65.08
Satış: 65.56
4 Yıl Gurbette Çalışıp Gönderdiğim Paralarla Karıma Yapılan Dehşet: Eve Gizlice Döndüğümde Gördüklerim Her Şeyi Değiştirdi
Anneme güveniyordum, kardeşime güveniyordum. En çok da karımın güvende olduğuna inanıyordum. Görüntülü aramalarımızda Defne her zaman “İyiyim sevgilim, beni merak etme” derdi. Son aylarda kamerasını açmamaya başlamıştı; internetin kötü olduğunu, telefonunun eskidiğini söylüyordu. Gerçeği şimdi anlıyordum.
Defne ayağa kalkmaya çalıştı ama dizleri titredi. Görkem, elinde viski bardağı ve üzerindeki pahalı marka kıyafetlerle dışarı çıktı: “Acele et, akşam yemeği tabakları lazım.”
Defne fısıldadı: “Başım dönüyor, dünden beri bir şey yemedim.”
Görkem kahkaha attı: “Çaldığın o kadar şeyden sonra kendine ziyafet çekebilirdin!”
O an içeri dalıp ikisini de mahvetmek istedim. Ama yıllarca ağır makinelerle çalışmak bana bir şey öğretmişti: Bir sistem bozulmaya başladığında, müdahale etmeden önce dinlersin. Arıza sesinden anlaşılır.
Dinledim. Annem Selma, Defne’ye verdiğim altın zümrüt kolyeyi kendi boynuna takmış şekilde bahçeye çıktı. Defne, “Demir’in benim hasta olduğumu bilmeye hakkı var. Doktor tedavime devam etmem gerektiğini söyledi” diye yalvardı.
Annem soğukça cevap verdi: “Oğlum parayı benim hesabıma gönderiyor. Yani nasıl kullanılacağına ben karar veririm.”
Defne kapıdaki sıfır KM Lüks SUV aracı, Görkem’in yeni açtığı oto tamir dükkanını ve yenilenen evi gösterip, aylardır bahçedeki depoda yatmaya zorlandığını söyledi. Annem ise omzunu silkti: “Hastalanmadan önce düşünecektin!”
Kanım dondu. İçeri adım attım. Valizim yere düştü. Görkem elindeki bardağı düşürdü, annem göğsünü tuttu. Defne bana hayalet görmüş gibi baktı: “Demir…”
Karımın yanına koşup ona sarıldım. Kollarımın arasında bir tüy kadar hafifti; çamaşır suyu ve ilaç kokuyordu. “Hangi hastalık?” diye sordum.
Defne göğsünü tuttu: “Kanser… On bir aydır…”
On bir aydır karım kanserle savaşırken ben para gönderiyordum. Annem tedavinin pahalı olduğunu savundu ama para her yerdeydi: Yeni parkeler, dev ekran televizyonlar, lüks mobilyalar, Görkem’in son model telefonu… Peki karımın tedavisine ne kadar harcamışlardı? Sadece iki kez doktora götürmüşlerdi!
Selma beni ailesine sırt dönmekle suçlarken, cebimdeki telefon titredi. Kazakistan’dan gelen 17 cevapsız arama ve bir e-posta vardı. E-postayı açtım.
Görkem ve anneme dönerek gülümsedim: “Haklısınız, bağırıp çağırmak bir şeyi çözmez. Aslında size yarın vereceğim çok büyük bir müjde vardı…”Açgözlü gözler anında bana kilitlendi. Telefonumdaki e-postada, iki yıl önce fabrikada geçirdiğim iş kazası nedeniyle Kazakistan’daki şirketin bana tam 1 milyon dolar tazminat ödemeyi kabul ettiği yazıyordu.
Gözlerindeki hırsı gördüm ve tuzağımı kurdum. “Şirketle anlaştık,” dedim sakince. “1 milyon dolar tazminat aldım. Ancak uluslararası vergi prosedürleri gereği bu paranın hesabıma geçmesi için son 4 yılda edindiğimiz tüm varlıkların — evin, SUV aracın, Görkem’in dükkanının — tek bir aile şirketinde birleştirilmesi gerekiyor.”
Annem Selma’nın gözleri adeta Dolar işaretine dönüştü. Görkem bir anda tavrını değiştirip yumuşadı: “Abim benim! Bak durumları yanlış anladın, biz Defne’nin hastalığı yüzünden çok stresliydik…”
“Anlıyorum,” dedim soğuk bir sesle. “Yarın notere gidip tüm mal varlıklarını üzerime devreden o aile sözleşmesini imzalayalım, sonra 1 milyon doları paylaşırız.”
Ertesi sabah noterde belgeleri imzalatır imzalatmaz Defne’yi alıp şehrin en iyi özel onkoloji hastanesine götürdüm.
Açgözlü ailem, 1 milyon dolardan paylarını almak için şık kıyafetleriyle hastaneye geldi. Ancak karşılarında beni değil, avukatım Orhan Bey’i ve iki polisi buldular.
Avukat Orhan Bey kalın dosyayı açtı: “Selma Hanım, Görkem Bey… İmzalamış olduğunuz sözleşme bir ‘aile birleşimi’ değil; gelinize yaptığınız dolandırıcılık, hırsızlık ve görevi kötüye kullanma suçlarına karşılık tüm mal varlığınızı (evi, aracı ve dükkanı) Demir Bey’e devrettiğinizi kanıtlayan yasal bir tazminat protokolüdür! Ayrıca birikmiş tüm vergi borçları da sizin üzerinizde kalmıştır.”
Görkem’in yüzü kireç gibi oldu: “Ne?! Bizi kandırdın! Hani tazminat parası?!”
Ayağa kalktım: “1 milyon dolarlık tazminat parası, karımın adına açılan özel tıbbi bakım fonunda güvende. Siz bir kuruş bile alamayacaksınız. Sabah saat 08:00 itibarıyla evden tahliye edildiniz, araca ve dükkana el konuldu.”
Annem yere yığıldı: “Öz anneni sokağa mı atıyorsun?! O kadın için mi?!”
“Ben size karıma bakın diye yüz bin dolar gönderdim,” dedim gözlerinin içine bakarak. “Siz onu depoya kapattınız, saçlarını kazıdınız ve ölüme terk ettiniz. Karıma çöp muamelesi yaptınız. Şimdi hiçbir şeyinizin olmaması nasıl bir duyguymuş öğrenin.”
SONUÇ
Altı ay sonra… Bodrum kıyılarındaki özel bir klinik villasında, Ece güneşinin altında Defne ile oturuyorduk. Tam teşekküllü tedavi sayesinde karımın kanseri tamamen gerilemişti (remisyona girmişti). Yanaklarına renk gelmiş, gözlerindeki o canlı ışık geri dönmüştü.
Avukatım Orhan Bey’den gelen son telefonla her şey resmileşmişti. Mahkeme, annem Selma’ya 3 yıl, kardeşim Görkem’e ise 2 yıl hapis cezası vermişti. Çaldıkları her şey satılarak Defne’nin geleceğine aktarılmıştı.
Defne elimi sımsıkı tuttu, başını omzuma yasladı: “Eve döndüğün için teşekkür ederim Demir.”
Onu alnından öptüm: “Bir daha asla gitmeyeceğim sevgilim. Artık gerçekten evimizdeyiz.”
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
18 Yıl Hizmet Ettiğim Köşkten Kovulduktan 3 Gün Sonra Gelen Telefon: “Hemen Bir Yere Oturun Hacer Hanım!”
-
Vatandan Döndüğümde Bulduğum Dehşet: Öz Ailemin Eşime Yaptığı Unutulmaz İhanet
-
Buzlu Uçurumun Ardındaki Sır: Öldüğümü Sanan Kocamın Cenazesinde Yaşananlar
-
Görünmeyen Yüz: Küçük Kızımın Doğum Gününde Ortaya Çıkan 40 Yıllık Sır
-
Karanlık Çekmecedeki Sır ve Bitmeyen 17 Dakika
-
Sezaryen Ameliyatından Dört Gün Sonra Gelen Telefon: Büyük İhanetin Ve Adaletin Hikayesi
