DOLAR
Alış: 48.35
Satış: 48.55
EURO
Alış: 56.26
Satış: 56.49
GBP
Alış: 65.40
Satış: 65.89
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
9.09.2026
19 yaşındaki kızım nişanlanacağım adam hakkında söyledi şey beni dehşete düşürdü
- 19 yaşındaki kızım, nişanlanacağım adam hakkında söylediği şeyle beni dehşete düşürdü. Eşimden ayrılalı neredeyse on yıl olmuştu. O günden sonra hayatımın merkezinde yalnızca kızım Duru vardı. Onu tek başıma büyütmüş, okuluna, arkadaşlarına, hayallerine yetişmeye çalışırken kendi hayatımı hep ikinci plana atmıştım. Bu yüzden Levent’le tanıştığımda, uzun yıllar sonra ilk kez birinin bana yalnızca “anne” olarak değil, bir kadın olarak baktığını hissettim. Levent 46 yaşındaydı. Sakin konuşan, ölçülü davranan, iyi giyinen bir adamdı. Bir inşaat şirketinde proje yöneticisi olarak çalışıyordu. İlk tanıştığımız günden itibaren aceleci davranmadı. Bana çiçekler gönderdi, iş çıkışı kahve içmeye götürdü, doğum günümü unutmadı. En önemlisi de Duru’ya karşı saygılıydı. En azından ben öyle sanıyordum. İlişkimizin sekizinci ayında bana evlenme teklif etti. Bunu şık bir restoranda, herkesin içinde yapmadı. Evimin balkonunda, yağmurdan sonra şehrin ışıklarını izlerken cebinden küçük bir kutu çıkardı. “Hayatının kalanını benimle paylaşır mısın?” dedi. Gözlerim dolmuştu. Evet dedim. Ertesi akşam Duru’ya haber vermek için sabırsızlanıyordum. Üniversitenin ilk yılındaydı ama bizimle yaşıyordu. Eve geldiğinde mutfakta oturuyordum. Parmağımdaki yüzüğü görür görmez durdu. Yüzünde beklediğim sevinç yoktu. “Anne…” dedi. Gülümsedim. “Levent’le nişanlandık.” Duru’nun yüzü bir anda bembeyaz oldu. Elindeki çantayı sandalyeye bıraktı. “Ne zaman?” “Dün gece.” Uzun süre hiçbir şey söylemedi. Sonra kapıya doğru yürüdü. “Duru?” Arkasını dönmeden, “Ben biraz hava alacağım,” dedi. Onu yakalayıp kolundan tuttum. “Bir sorun mu var?” Kızım gözlerimin içine baktı. O bakışı hayatım boyunca unutamayacağım. Korkuyordu. Gerçekten korkuyordu. “Anne, onunla evlenemezsin.” Bir an gülümsemeye çalıştım. “Levent’le aranızda bir şey mi oldu?” Duru dudaklarını birbirine bastırdı. “Bana kızmayacağına söz ver.” İçime kötü bir his çöktü. “Söz.” “Levent sandığın kişi değil.” Kalbim hızlandı.
- “Ne demek bu?” Kızım telefonunu çıkardı. Ekranda bilinmeyen bir numaradan gelen mesajlar vardı. İlk mesaj üç ay önce gönderilmişti. Mavi elbise sana çok yakışmış. Duru’nun sesi titriyordu. “Bunu aldığımda arkadaşlarımla sinemadaydım. Sana söylemedim çünkü yanlış numaradır sandım.” Sonraki mesaj birkaç gün sonraydı. Saçını topladığında daha büyük görünüyorsun. Boğazım kurudu. “Numara kimin?” Duru başını kaldırdı. “Levent’in ikinci telefonu.” Bir anda öfkelendim. “Bu çok ciddi bir suçlama.” Duru’nun gözleri doldu. “Biliyorum.” Telefonu elimden aldı ve başka bir fotoğraf açtı. Levent’in arabasının içinde çekilmiş bir görüntüydü. Orta konsolda iki telefon duruyordu. Birini biliyordum. Diğerini daha önce hiç görmemiştim. “Geçen ay beni okuldan almaya geldiğinde gördüm,” dedi Duru. “Sen hastanede teyzenin yanındaydın. Levent beni eve bırakmayı teklif etti.” “Sonra?” Duru’nun elleri titremeye başladı. “Arabada bana sürekli özel hayatımla ilgili şeyler sordu. Erkek arkadaşım olup olmadığını, daha önce biriyle birlikte yaşayıp yaşamadığımı…” İçimde yükselen öfkeyi bastırmaya çalıştım. “Belki seni tanımaya çalışmıştır.” Duru bir anda bana baktı. “Anne, sonra bana ‘Bazen insan yanlış kişiye âşık olduğunu çok geç fark eder’ dedi.” Sessizlik oldu. Kızım devam etti. “Ben cevap vermedim. Eve geldiğimizde arabadan inecektim. Kolumu tuttu.” Nefesim kesildi. “Ne yaptı?” “Çok kısa sürdü. Hemen bıraktı. Ama bana bakıp ‘Annen benimle evlenirse artık daha çok görüşeceğiz’ dedi.” Sandalye sanki altımdan kaymıştı. “Bunu neden bana daha önce söylemedin?” Duru ağlamaya başladı. “Çünkü seni yıllar sonra ilk kez mutlu gördüm.” Bu söz beni paramparça etti. Ama hâlâ zihnimin bir köşesi gerçeği kabul etmek istemiyordu. “Mesajların gerçekten Levent’ten geldiğini nereden biliyorsun?” Duru başını salladı. “Ben de emin değildim.” Sonra bana bir ses kaydı dinletti. Levent’in sesi olduğu tartışmasızdı. “Mesajları neden cevaplamıyorsun? Annenin bilmesine gerek yok. Sana yalnızca konuşmak istiyorum.” Ellerim buz kesti. Kaydın sonunda Duru’nun sesi duyuluyordu. “Bir daha beni aramayın.” Ardından Levent gülerek şöyle diyordu: “Bu kadar sert olmana gerek yok.” O gece nişan yüzüğünü çıkardım. Ama Levent’i hemen aramadım. Çünkü sadece gerçeği öğrenmek değil, Duru’nun güvenliğini sağlamak istiyordum. Ertesi sabah Duru’yla birlikte bir plan yaptık. Levent’e hiçbir şeyden haberdar değilmişim gibi mesaj attım. Bu akşam bize gelir misin? Nişan için birkaç şey konuşalım. Akşam saat yedide geldi. Elinde şarap ve çiçek vardı. Her zamanki gibi gülümsüyordu. Duru odasındaydı. Ben salonda karşısına oturdum. “Telefonunu masaya koyar mısın?” dedim. Kaşlarını çattı. “Neden?” “İki telefonunu da.” Yüzündeki gülümseme kayboldu. “Ne saçmalıyorsun?” O an cevabımı aldım. “Duru her şeyi anlattı.” Levent birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra güldü. “On dokuz yaşında bir kızın söylediklerine inanıp beni mi suçluyorsun?” “Ses kaydını dinledim.” Rengi değişti. “Yanlış anladı.” “Neyi yanlış anladı?” Ayağa kalktı. “Ben sadece onunla arkadaş olmaya çalıştım.” “Kolunu tutmanı mı?” “Abartıyor.” “Gizli numaradan mesaj atmanı mı?” Levent’in yüzündeki sakin adam maskesi yavaş yavaş kayboluyordu. “Sen kızını fazla şımartmışsın,” dedi. “Seni paylaşmak istemiyor.” İşte o cümle, içimde kalan son şüpheyi de yok etti. Kapıyı gösterdim. “Evden çık.” “Saçmalama.” “Çık.” Üzerime doğru bir adım attı. “Bunca şeyi çöpe mi atacaksın?” Tam o sırada Duru odasından çıktı. Elinde telefonu vardı. “Konuşmanın tamamını kaydediyorum.” Levent dondu. Kızıma öyle bir baktı ki önümde durup onu arkamda bırakmak zorunda kaldım. “Bir daha kızımla iletişim kurarsan,” dedim, “bu kayıtlarla birlikte gereken yerlere başvuracağım.” Levent hiçbir şey söylemeden çıktı. Kapı kapandığında dizlerimin üzerine çöktüm. Duru yanıma oturdu. İkimiz de uzun süre konuşamadık. Sonraki günler kolay geçmedi. Numarasını engelledik. Mesajları, ses kayıtlarını ve ekran görüntülerini sakladık. Duru birkaç hafta arkadaşlarının yanına yalnız gitmek istemedi. Ben ise her gece aynı şeyi düşündüm: Nasıl fark etmemiştim? Sonra bir gün Duru mutfakta yanıma geldi. “Anne, kendini suçlama.” Başımı kaldırdım. “Ben senin annenim. Seni korumam gerekirdi.” Duru elimi tuttu. “Beni korudun.” “Çok geç öğrendim.” “Hayır,” dedi. “Sana söylediğim anda beni dinledin. Önemli olan buydu.” O sözler zihnime kazındı. Aylar sonra nişan yüzüğünü sattım. Parasıyla Duru’yla birlikte küçük bir tatil yaptık. Bir akşam denizin kenarında otururken bana dönüp gülümsedi. “Bir daha evlenmek ister misin?” Güldüm. “Belki bir gün.” “Peki bir dahaki adamı önce ben sorgulayabilir miyim?” İkimiz de kahkaha attık. Ama ben o gün önemli bir şey öğrendim. İnsan bazen hayatına yeni birini alırken onun kendisine nasıl davrandığına o kadar odaklanıyor ki, en sevdiği insanlara nasıl davrandığını göremeyebiliyor. Levent bana karşı kusursuz görünmüştü. Ama gerçek karakteri, benim yanımda olmadığı anlarda ortaya çıkmıştı. Duru’nun o gece söylediği birkaç cümle nişanımı bitirmişti. Fakat belki de aynı cümleler bizi çok daha karanlık bir gelecekten kurtarmıştı. Şimdi ne zaman kızım bana ciddi bir şey anlatmak için karşıma otursa telefonu bırakıyor, gözlerinin içine bakıyorum. Çünkü bir çocuğun — yaşı kaç olursa olsun — “Sana bir şey söylemem lazım” dediği an, dünyadaki hiçbir yüzükten, hiçbir ilişkiden ve hiçbir hayalden daha önemsiz değildir. Bazen bir aileyi ayakta tutan şey güvenmek değildir. Doğru anda, doğru kişiyi dinlemektir.
Benzer Galeriler
-
Küçük Kıza İftira Atıp Saçlarını Kazıyan Aileye Dev İntikam: Gizli Kamera Dehşeti!
-
Sevgililer Gününde Kocasının Nişan Partisini Basan Kadının Dev İntikamı
-
Ailesi 30 Milyonluk Borç İçin İş Yerini Satmasını İstedi, Reddedince Gece Basıp Her Şeyi Yıktılar: Oysa Bilmedikleri Büyük Bir Sır Vardı!
-
19 yaşında oldukça kilolu genç kız köyün ağasıyla evlendi ilk gecede
-
19 yaşındaki kızım nişanlanacağım adam hakkında söyledi şey beni dehşete düşürdü
-
ÜÇÜZ KIZLARIMIN DÜNYAYA GELDİĞİ GÜN EŞİMİ KAYBETTİM — TAM 10 YIL SONRA, DOĞUM GÜNÜ KUTLAMALARININ ARDINDAN KAPIMIZIN ÖNÜNDE ÜZERİNDE, “GÜZEL KIZLARIMA… SEVGİYLE, ANNENİZ,” YAZAN BİR KUTU BULDUK.


