DOLAR
Alış: 48.52
Satış: 48.71
EURO
Alış: 55.98
Satış: 56.20
GBP
Alış: 65.28
Satış: 65.76
18 YAŞINDAKİ KIZIM DOĞUM YAPARKEN HAYATINI KAYBETTİ. BEBEĞİN BABASININ KİM OLDUĞUNU KİMSE BİLMEDİĞİ İÇİN TORUNUMU TEK BAŞIMA BÜYÜTTÜM
Mirela buna rağmen Adrian’la görüşmeye devam etmiş.
Ta ki bir gece Adrian ortadan kaybolana kadar.
Telefonu kapanmış.
Okula gitmemiş.
Arkadaşları bile nerede olduğunu bilmiyormuş.
Mirela günlerce ondan haber beklemiş.
Sonra Selina ona ulaşmış.
Çünkü Adrian, kaybolmadan bir gün önce Selina’ya bir zarf bırakmış.
Mirela için.
Başımı kaldırdım.
“Sen o zaman da aradaydın.”
Selina başını eğdi.
“Evet.”
“Peki Adrian’a ne oldu?”
Bu kez cevabı hemen verdi.
“Babası onu başka bir ülkeye gönderdi.”
Gülmemek için kendimi zor tuttum.
“On sekiz yaşında bir çocuğu zorla mı gönderdi?”
“Adrian’ın annesi ağır hastaydı. Babası da oğluna bir seçim sundu. Mirela’yı bırakırsa annesinin tedavisini karşılayacağını, bırakmazsa hiçbir masrafa yardım etmeyeceğini söyledi.”
Mideme bir yumruk yemiş gibi oldum.
“Bu nasıl bir insan?”
“Güçlü ve acımasız biriydi.”
“Adrian kabul etti mi?”
Selina gözlerini kapattı.
“İlk başta hayır. Sonra annesi hastaneye kaldırılınca… mecbur kaldığını düşündü.”
Mektubun sonraki satırları daha da ağırdı.
Mirela gerçeği öğrendiğinde yıkılmıştı.
Ama Adrian’ı suçlamamıştı.
Bana da anlatmamıştı.
Çünkü Adrian’ın babasının ailemize zarar vermesinden korkuyordu.
Kızımın cümlesi hâlâ gözümün önünde.
“Anne, sen güçlü bir kadınsın ama güçlü insanlar da sevdikleri yüzünden tehdit edilebilir. Ben bebeğimi dünyaya getirene kadar sessiz kalacağım. Sonra her şeyi anlatacağım.”
Mektup orada bitmiyordu.
Son sayfaya geçtiğimde nefesim kesildi.
“Eğer bana bir şey olursa Leon’a babasının onu terk ettiğini söyleme. Adrian onu istemediği için gitmedi. Gitmek zorunda bırakıldı. Ve bir gün geri dönerse, onu dinlemeden yargılama.”
Mektubu masaya bıraktım.
“Geri dönerse mi?”
Selina yavaşça başını kaldırdı.
“Döndü.”
Kalbim hızlandı.
“Ne zaman?”
“Yedi yıl önce.”
Ayağa kalktım.
“Ne?”
“Adrian annesini kaybettikten sonra geri geldi. Mirela’nın öldüğünü o zaman öğrendi.”
“Leon’u biliyor muydu?”
“Evet.”
“Öyleyse neden kapımı çalmadı?”
Selina’nın gözünden yaş süzüldü.
“Çünkü babası hâlâ hayattaydı. Ve Adrian’a, Leon’a yaklaşırsa çocuğun velayeti için mahkemeye gideceğini söyledi. Elindeki para ve bağlantılarla sizi yıllarca süründürebilirdi.”
Öfkeyle masaya vurdum.
“Yedi yıldır torunum babasının nerede olduğunu soruyor!”
“Adrian da yedi yıldır uzaktan onu izliyor.”
Donup kaldım.
“Ne dedin?”
Selina çantasından bir fotoğraf çıkardı.
Leon’un üç yıl önceki okul gösterisinden çekilmişti.
Kalabalığın arkasında bir adam duruyordu.
Otuzlu yaşlarında, koyu saçlı, ciddi bakışlı biri.
Onu hiç fark etmemiştim.
Bir başka fotoğraf.
Leon’un futbol maçından.
Aynı adam tribünün en arkasındaydı.
Sonra bir başkası.
Doğum gününde gittiğimiz lunaparkta.
Aynı yüz.
Ellerim buz kesti.
“Bu Adrian mı?”
“Evet.”
“Bizi takip etmiş.”
“Hayır. Leon’u görmek istemiş. Ama hayatınızı altüst etmekten korkmuş.”
Tam o sırada mutfak kapısından bir ses geldi.
“Benim babam mı?”
Arkamı döndüm.
Leon orada duruyordu.
Ne kadarını duyduğunu bilmiyordum.
Ama yüzündeki ifadeden yeterince duyduğunu anladım.
“Leon…”
“Babam yaşıyor mu?”
Yanına gittim.
Diz çöküp ellerini tuttum.
“Evet.”
Gözleri doldu.
“Beni istemedi mi?”
“Hayır.”
Bunu o kadar hızlı söyledim ki sesim çatladı.
“Seni istemediği için gitmedi.”
Leon dudaklarını sıktı.
“Peki şimdi nerede?”
Selina çantasına tekrar uzandı.
Bu kez küçük bir kâğıt çıkardı.
Üzerinde bir adres vardı.
“Şehirde.”
Ertesi gün o adrese gittik.
Kapının önünde uzun süre bekledim.
Sonra zile bastım.
Kapıyı açan adamı fotoğraflardan hemen tanıdım.
Adrian.
Beni görünce yüzü bembeyaz oldu.
Sonra Leon’u gördü.
Dizlerinin bağı çözülmüş gibi kapıya tutundu.
Kimse konuşmadı.
Leon önümden geçti.
Adrian’ın karşısında durdu.
“Sen benim babam mısın?”
Adrian’ın gözlerinden yaşlar süzüldü.
“Evet.”
“Beni neden hiç aramadın?”
Adrian ağzını açtı ama kelimeler çıkmadı.
Sonunda dizlerinin üzerine çöktü.
“Seni kaybetmekten korktuğum için.”
Leon kaşlarını çattı.
“Beni hiç tanımadan nasıl kaybedebilirdin?”
O soru hepimizi susturdu.
Çünkü haklıydı.
Korku bazen insanı korumazdı.
Sadece yılları çalardı.
Adrian başını eğdi.
“Haklısın,” dedi. “Çok geç kaldım.”
Leon uzun süre ona baktı.
Sonra beklemediğim bir şey yaptı.
Elini uzattı.
“Benimle futbol oynar mısın?”
Adrian’ın yüzü dağıldı.
O an kızımın mezarında başlayan bütün o sır, ilk kez bir anlam kazandı.
Aylar geçti.
Adrian bir anda Leon’un hayatına “baba” olarak girmedi.
Buna izin vermedim.
Leon da istemedi.
Önce haftada bir görüştüler.
Sonra maçlara birlikte gitmeye başladılar.
Adrian hiçbir şeyi zorlamadı.
Geçmişte kaybettiği zamanı hediyelerle satın almaya çalışmadı.
Sadece geldi.
Söz verdiği günlerde orada oldu.
Ve bazen bir çocuğun ihtiyaç duyduğu en büyük şeyin bu olduğunu gördüm.
Bir yıl sonra Mirela’nın ölüm yıldönümünde mezarlığa bu kez üçümüz gittik.
Leon annesinin mezarına yeni bir kart bıraktı.
Üzerinde şunlar yazıyordu:
“Anne, babamı bulduk. Ama merak etme, anneannemi bırakmıyorum.”
Gülmeden edemedim.
Adrian ağladı.
Ben de mezar taşına dokundum.
Yıllarca kızımın neden sustuğuna kızmıştım.
Sonra anladım.
O korkmuştu.
Sevdiği herkesi korumaya çalışmıştı.
Ama insan bazen sevgisini sessizlikle gösterirken, geride kalanlara daha ağır bir yük bırakabiliyordu.
Leon o gün elimi tuttu.
Diğer eliyle Adrian’ın elini tuttu.
Ve ilk kez üçümüz yan yana yürüdük.
Kızımı geri getiremedim.
Leon’un kaybettiği on yılı da geri alamadık.
Ama öğrendiğim bir şey vardı:
Aile, yalnızca kimin seni dünyaya getirdiği değildir.
Aile, gerçeği öğrendiğinde kaçmayan, geçmişin hatalarını kabul eden ve bundan sonra kalmayı seçen insanlardır.
Mirela’nın sırrı bizi yıllarca birbirimizden uzak tutmuştu.
Ama gerçeği sonunda bizi bir araya getirdi.
Ve o günden sonra Leon bana babasının kim olduğunu bir daha hiç sormadı.
Çünkü artık cevabı biliyordu.
Daha önemlisi, o cevabın yanında duran iki insanı da vardı.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
GENÇ YAŞIMDA KÖYÜN AĞASIYLA EVLENDİM
-
BENDEN 30 YAŞ BÜYÜK ZENGİN ADAMLA EVLENDİM. İLK GECEDE YATAK ODASININ KAPISINI KİLİTLEYİP BANA, “BU EVDE HER ŞEY SENİN OLABİLİR… AMA BENDEN ASLA ŞUNU İSTEME,” DEDİ. O AN PARASI İÇİN EVLENDİĞİMİ SANDIĞINI DÜŞÜNDÜM. FAKAT SABAH OLDUĞUNDA YASTIĞIMIN ALTINDA BULDUĞUM ANAHTAR, BU EVLİLİĞİN GERÇEK SEBEBİNİ ORTAYA ÇIKARDI.
-
18 YAŞINDAKİ KIZIM DOĞUM YAPARKEN HAYATINI KAYBETTİ. BEBEĞİN BABASININ KİM OLDUĞUNU KİMSE BİLMEDİĞİ İÇİN TORUNUMU TEK BAŞIMA BÜYÜTTÜM
-
OLDUKÇA FAZLA KİLOLU GENÇ BİR KIZDIM. KÖYÜN EN ZENGİN AĞASI BENİMLE EVLENMEK İSTEDİĞİNDE HERKES ONUN BENİMLE DALGA GEÇTİĞİNİ SANDI. AMA DÜĞÜN GECESİ KAPININ ARKASINDA SÖYLEDİĞİ O CÜMLE, NEDEN BENİ SEÇTİĞİNİ ANLAMAMA YETTİ…
-
Babamın borçları yüzünden köyün ağasına verdiler beni
-
Zorlu bir doğumun ardından hala bitkin haldeydim
