DOLAR
Alış: 45.59
Satış: 45.78
EURO
Alış: 53.08
Satış: 53.29
GBP
Alış: 61.41
Satış: 61.87
Köyümüzde Harun amcası
Arkadaşım anlattı, köylerindeki ibret verici bir öykü’yü dinledim, sizlerle paylaşmak istiyorum.
Köyümüzde Harun amcanın sekiz oğlu ve iki kızı var. Harun bey çocuklarını okutur ve bu konuda hiçbir özveriden kaçınmaz. Çarşıdan ev kiralar, köyden yiyecek ve yakacak taşır. Çocuklarının hasta olmaması suretiyle didinir, onlara kol kanat gerer. Kolay değil, yedi çocuğu ortaokulda okutmak. Harun amca olmayacak işi başarır.
Vilayette ortaokulu bitiren çocuklar liseyi bitirmek üzere başka büyük vilayetlere giderler. Harun amca’nın masrafları artmıştır. Hiçbir yerden yardım alamaz. Çocukları hasta olmadan ve sınıfta kalmadan okulu bitirirler, hayata atılırlar. Gençlerden mühendis, subay, öğretmen ve sanatkâr olanlar vardır. Bir baba suretiyle sahip olunan tablo gurur vericidir. Herkes onu köyde imrenerek ve kıskanarak takip etmektedir. Artık herkes görev beklemektedir. Devlet onlara görev verir, maaş almaya başlarlar. İyi evlilikler yaparlar. Hepsinin eşi şehirlidir ve memurdur. Baba Harun bey ve eşi, çocuklarının yanına giderler. Haklı olarak ilgi ve şefkat beklemektedirler. Beklediklerini bulabilirler mi? Sorun da burada düğümleniyor.
Baba sevinç içinde eşi ile İzmir’e gelir. Oğlu mühendis, gelin hanım ise hekimdir. O sıralar Amerikalılar Ay’a ve Güneş’e uzay araçları göndermektedir. Ay’a iniş gerçekleşmiştir ve televizyondan seyredilmektedir. Bu sırada evdeki konuklar bilim ve uzay hususu ile alakalı sohbet etmektedirler. Baba Harun bey konuya kulak misafiri olur. Söze karışır ve “Uzaya gitmek günahtır, Allah buna izin vermez” der. Konuklar şaşkın şaşkın bakarlar ve Harun beyi göz ucu ile süzerler. Söz sırası oğlu İhsan’a gelmiştir. Kendisinden açıklama beklenmektedir. Konuklarının yanında mahcup olmuştur ve utanmıştır. Babasını göstererek “Bu köylü kılıklı bunak, benim köyümdendir. Köyde bana hizmet eder, marabalık yapar” der.
Bu sözleri duyan Harun amca, çok kötü olur. Başı döner, kan basıncı yükselir ve varolduğu yere yığılır kalır. Yıkılmıştır, emeklerinin boşa gittiğini görür. Kahreder, ama iş işten geçmiştir. Ağlar, dövünür, olayı herkese anlatır. Olaydan o kadar etkilenir ki, bir süre sonra da kahrından ölür.
Ölmeden önce şu nasihatte bulunur:”Anneni-babanı sakın hakir görme.”
Sonuç: Çocuklarının sadece maddi bakım ve mesleki eğitimlerini düşünüp onları değerlerimize bağlı ve saygılı şekilde yetiştirmeyen anne babaların; çocuklarından saygısızlık ve haksızlık görmeleri kaçınılmaz bir sondur.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
Annem, 75 yaşında bir kadın, karnının sanki ateşler içinde yanıyormuş gibi ağrıdığını söyledi
-
Kızım seyahate çıkarken, komadaki kayınvalidesine bakmam için bana yalvardı
-
Yedi yaşındaki oğlum bana, “Annemin arkadaşı sen seyahate çıktığında bizim yatakta uyuyor,” dedi
-
Gelin kızın şişmiş yanaklarını gören baba “Bunu kim yaptı?” diye sorduğu doğum günü sabahında, kocası gülerek “Ben vurdum” dedi
-
Ölmeden hemen önce annem bana şehirde yaşayan üç zengin ağabeyim olduğunu söyledi
-
Oğlum sekiz yaşında titreyerek eve geldi ve bana yalvardı
