DOLAR
Alış: 49.32
Satış: 49.52
EURO
Alış: 55.47
Satış: 55.70
GBP
Alış: 65.61
Satış: 66.10
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
16.10.2026
Paramı çekmek için bankaya girdim ve çalışan, hesabımı kontrol etmeye bile zahmet etmeden herkesin gözü önünde bana kapıyı gösterdi.
- Paramı çekmek için bankaya girdim ve çalışan, hesabımı kontrol etmeye bile zahmet etmeden herkesin gözü önünde bana kapıyı gösterdi. “Burada sizin gibi insanlara değil, ciddi müşterilere hizmet veriyoruz.” Tartışmadım: eski telefonumu çıkardım ve doğrudan banka genel müdürünü aradım. Ama o geldiğinde, bankonun üzerine 7 ismin bulunduğu bir dosya bıraktım… ve o an, benim durumumun sadece bir başlangıç olduğunu anladı. BÖLÜM 1 Güney Bankası’nın şube müdürü, 67 yaşındaki bir kadını binadan attırmak üzereydi; ancak o sabah sona ermeden, ofisteki onca insanın önünde en iyi müşterisinin neden herkesin içinde küçük düşürüldüğünü açıklamak zorunda kalacağından habersizdi. Fatma Yılmaz, sabahın ilk otobüsüyle Balıkesir’in küçük bir ilçesinden gelmişti. 38 yıl boyunca birkaç aileyle birlikte zeytinyağı, badem ve organik ürünler üreten bir kooperatifi yönetmişti. Hiçbir zaman zengin bir kadın gibi yaşamamıştı. Hâlâ aynı yıpranmış deri çantasını kullanıyor, mahalle pazarından alışveriş yapıyor ve 15 yaşından büyük eski bir kamyonet kullanıyordu. Bu sadelik neredeyse herkesi yanıltıyordu. Aylar önce kooperatif, tarihinin en önemli ihracat sözleşmelerinden birine imza atmıştı. Kârının bir kısmını şahsi hesabında tutan Fatma, birkaç ailenin tarım arazisinin fırsatçı bir müteahhitlik firması tarafından kuşatılmasını engelleyecek bitişik arazilerin satın alımını bizzat tamamlamak için yüklü miktarda para çekmek zorundaydı. İzmir’deki merkez şubeye sade mavi bir etek, bej bir ceket ve üzerinde hâlâ tarlanın kızıl tozunu taşıyan rahat spor ayakkabılarla girdi. Gişede, yeni terfi etmiş; kravatıyla, parlak saatiyle ve üzerinde “Ayrıcalıklı Müşteri Danışmanı” yazan yaka kartıyla gereğinden fazla gurur duyan 29 yaşındaki Burak Kaya duruyordu. Fatma kimliğini uzattı. — Günaydın. Hesabımdan yüklü miktarda bir para çekmem gerekiyor. İki gün önceden haber vermiştim. Burak onun spor ayakkabılarına, ardından da yıpranmış çantasına baktı. Klavyeye dokunmadı bile. — Yüklü bir miktar mı? — Evet. — Hanımefendi, biz burada ayrıcalıklı müşterilerin özel işlemlerine bakıyoruz. Sanırım şubeyi karıştırdınız. Kuyrukta bekleyen birkaç kişi onlara doğru baktı. Fatma sakinliğini korudu. — Karıştırmadım. Hesabımı kontrol edin.
- Burak gülümsedi. — Böyle bir para çekme işleminin muhtemelen sahip olmadığınız fonlar gerektirdiğini bilmek için herhangi bir şeyi kontrol etmeme gerek yok. Fatma’nın arkasında bekleyen bir kadın rahatsız olarak bakışlarını yere indirdi. — Genç adam, — dedi Fatma — sizden ayakkabılarıma bakarak birikimlerimi hesaplamanızı değil, hesabımı kontrol etmenizi istedim. Burak’ın gülümsemesi soldu. Sistemi kontrol etmek yerine, şube müdürü Levent Akın’ı çağırdı. — Hanımefendi, saçma sapan taleplerle bir gişenin meşgul edilmesine izin veremeyiz. Eğer gerçek bir işleminiz yoksa gitmeniz gerekecek. Fatma ona birkaç saniye boyunca baktı. — Siz de benim kim olduğumu kontrol etmeyi reddediyorsunuz, öyle mi? — Lütfen bunu bir gösteriye dönüştürmeyin. Fatma kimliğini yavaşça yerine kaldırdı. Ardından eski bir telefon çıkardı. — Haklısınız. Herhangi bir gösteri istemiyorum. Sadece bir telefon görüşmesi yapacağım. Burak hafifçe kıkırdadı. — Kimi isterseniz arayın. Fatma yıllardır kullanmadığı bir numarayı tuşladı. Hattın diğer ucundan erkek bir ses yanıt verdi. — Fatma? Sadece şunları söyledi: — Kemal, bulvardaki şubendeyim. Görünüşe göre param, ayakkabılarımdan daha fazla rahatsızlık veriyor. Kısa bir sessizlik oldu. Ardından o ses cevap verdi: — Sakın oradan ayrılma. BÖLÜM 2 Burak, Fatma’nın numara yaptığını sandı. — Belediye başkanı mı geliyor? — diye mırıldandı alaycı bir tavırla. Fatma cevap vermedi. Cam kenarındaki bir koltuğa oturdu. Levent odasına döndü ama kendini rahatsız hissetmeye başlamıştı. Yılmaz soyadı ona tanıdık geliyordu. Sonunda sisteme girdi. Yüzünün rengi değişti. Hesap sadece var olmakla kalmıyordu. Bankanın en yüksek özel müşteri kategorisinde sınıflandırılmıştı ve ticari mevduatlara, tarım fonlarına ve kooperatif hesaplarına bağlıydı; ekrandaki rakam Levent’in aniden ayağa fırlamasına neden oldu. — Burak, buraya gel. Genç adam içeri girdi. — Ne oldu? Levent ekranı ona çevirdi. Burak’ın rengi soldu. — Bu bir hata olmalı. — Değil. Ama daha da kötüsü vardı. Sistemde dahili bir not görünüyordu: “Kurucu müşteri. Doğrudan genel müdürlük ilgilenecek.” Levent odadan fırladı. — Fatma Hanım… Fatma elini kaldırdı. — Beş dakika önce “gişeyi meşgul eden şu kadın”dım. Şimdi ne kadar param olduğunu öğrendiniz diye ses tonunuzu değiştirmeyin. Müşteriler kendi aralarında fısıldaşmaya başladı. Burak kendini haklı çıkarmaya çalıştı. — Biz sadece prosedürleri uyguluyoruz. — Hayır, — diye yanıtladı Fatma. — Prosedür, kimliğime bakmanızı gerektirirdi. Siz kıyafetlerime bakmayı tercih ettiniz. O sırada şubenin önünde siyah renkli 3 araç belirdi. İlk araçtan 60 yaşlarında bir adam indi. Bu, bankacılık grubunun yönetim kurulu başkanı Kemal Öztürk’tü. Yanında 2 üst düzey yöneticiyle içeri girdi. Burak hemen toparlanıp dikleşti. Ama Kemal onun yüzüne bile bakmadan yanından geçip gitti. Doğrudan Fatma’ya doğru yürüdü. — Beni affet. Ve bütün şubenin önünde ona sarıldı. Levent’in yüzünden kan çekilmişti. Ancak Fatma, Kemal’i sadece özür dilemesini talep etmek için aramamıştı. — Onlarla ne yapacağına karar vermeden önce, — dedi, — bilmen gereken bir şey daha var. Çantasından bir dosya çıkardı. İçinde bölgedeki küçük çiftçiler ve esnaflar tarafından imzalanmış 7 şikayet dilekçesi vardı. Hepsi aynı sorunu dile getiriyordu. Ve hepsi aynı şubeyi işaret ediyordu. BÖLÜM 3 Kemal, Burak’a bakmayı bırakıp dosyayı aldı. İlk şikayet, sulama sisteminin bir kısmı arızalandıktan sonra küçük bir kredi artırımı talep eden 72 yaşındaki çiftçi Mustafa Demir’e aitti. Belgeye göre 24 yıldır bankayla çalışıyordu ve tek bir taksitini bile aksatmamıştı. Başvurusu 5 dakikadan kısa bir sürede reddedilmişti. İkinci şikayet Manisalı fırıncı bir çifte aitti. Üçüncüsü, küçük bir aile dükkanı işleten bir kadına. Dördüncüsü ise babalarından miras kalan bir tarım işletmesini modernize etmek isteyen 2 kardeşe. Hepsinde Burak’ın adı geçiyordu. Ve birçoğunda Levent’in de nihai onayı vardı. Kemal dosyayı kapattı. — Bunu hemen şimdi incelemek istiyorum. Şube müdürü soğukkanlılığını korumaya çalıştı. — Kemal Bey, bunun teknik açıklamaları olabilir. — O zaman onları dinleyeceğim. Fatma sessizce izliyordu. Bu hikayeleri aylar önce toplamaya başlamıştı. Dedektiflik yapmak istediği için değil, kasabada bir şeylerin değiştiğini fark ettiği için. Yıllar boyunca bölgedeki küçük üreticiler hasat, dağıtımcılar veya teşvikler hakkında tavsiye almak için ona gelmişti. Ancak son zamanlarda, giderek daha fazla insan şubeyle ilgili tuhaf zorluklardan bahsediyordu. İmkansız işlemlerden ya da devasa borçlardan bahsetmiyorlardı. Dinlenmemekten bahsediyorlardı. İş çizmeleriyle bankaya girip rahatsızlık veriyormuş gibi hissetmekten. Mantıklı projeler sunup küçümseyici cevaplar almaktan. Fatma, Mustafa bir öğleden sonra gözleri yaşlı bir şekilde kooperatife gelene kadar bunların münferit vakalar olduğunu düşünmüştü. — Bana sanki sadaka istiyormuşum gibi hissettirdiler, — diye itiraf etmişti. Bu cümle aklına kazınmıştı. Fatma bu hissi çok iyi biliyordu. Onlarca yıl önce, henüz 28 yaşındayken, diğer çiftçilerle birlikte makine almak için finansman bulmaya çalışmıştı. Projesini dinlemeden önce bile 4 farklı banka tarafından reddedilmişti. Sonra Kemal’le tanışmıştı. O zamanlar başkan değildi. Müdür bile değildi. Küçük bir bölgesel bankaya yeni katılmış genç bir ekonomistti. Diğerleri Fatma’nın nasırlı ellerine bakıp rakamlardan anlayamayacağını varsayarken, Kemal onunla maliyetleri, tahminleri ve riskleri gözden geçirmek için 3 saat harcamıştı. Ama neredeyse hiç kimsenin bilmediği hikaye, Fatma’nın da Kemal’e yardım etmiş olmasıydı. Yıllar sonra, küçük banka zorlu bir yeniden yapılanma sürecinde yok olmanın eşiğine geldiğinde, Kemal yeni bir proje sunmak için sermaye toplamaya çalıştı. Büyük yatırımcılar uzaklaştı. Fatma ise uzaklaşmadı. Birçok kooperatifi hesaplarını orada tutmaya ikna etti ve bankanın kurtarılmasını sağlayan ortak bir yatırıma katıldı. — Projenin işe yarayıp yaramayacağını bilmiyorum, — demişti ona o zamanlar, — ama insanların henüz parası yokken onlara nasıl davrandığını biliyorum. Bu her türlü takım elbiseden daha değerlidir. Banka hayatta kaldı. Sonra büyüdü. Ve yıllar içinde ulusal bir gruba dönüştü. Kemal bu cümleyi hiç unutmadı. Bu yüzden, şubenin ortasında şikayetleri okurken yüzündeki ifade sadece öfke değildi. Utançtı. — Levent, — dedi sonunda, — toplantı odasını aç. Müdür itaat etti. Kemal; Fatma, Burak ve diğer 2 yöneticiyi içeri aldı. Ancak kapıyı kapatmadan önce Fatma beklemeye devam eden müşterileri işaret etti. — Hayır. Herkes ona baktı. — Olanlar onların önünde oldu. Açıklama da onların önünde yapılmalı. Kemal başını sallayarak onayladı. Konuşma lobide devam etti. İlk konuşan Burak oldu. — Fatma Hanım’a karşı bir hata yaptım. Kabul ediyorum. Fatma yavaşça başını iki yana salladı. — Sorun hâlâ bu. — Ne demek istiyorsunuz? — Hâlâ hatanızın bana kötü davranmak olduğunu sanıyorsunuz. Burak sessiz kaldı. — Eğer hesabımda 3000 lira olsaydı, — diye devam etti Fatma, — beni küçük düşürmeniz sorun olmayacak mıydı? Kimse cevap vermedi. — Eğer başkanı tanımasaydım, onurumun değeri daha mı az olacaktı? Burak bakışlarını yere indirdi. Bu soru bankada herhangi bir çığlıktan daha güçlü bir şekilde yankılandı. Kemal, Levent’e döndü. — Bu şube geçen yıl kaç tane iç şikayet aldı? — Tam rakamı hatırlamıyorum. Yöneticilerden biri dizüstü bilgisayarını açtı. Sadece birkaç dakika sürdü. — 26. Kemal kaşlarını çattı. — Kaç tanesini bizzat inceledin? Levent yutkundu. — Onlarla müşteri hizmetleri ilgileniyor. — Senin kaç tanesini incelediğini sordum. — Hiçbirini. Gerilim arttı. Yönetici incelemeye devam etti. 11 şikayetin küçümseyici muameleden bahsettiğini keşfettiler. Birçoğu otomatik yanıtlarla kapatılmıştı. Küçük esnafların bazı talepleri, Burak onları önceden “düşük ticari uygulanabilirlik” olarak sınıflandırdığı için ilgili komiteye bile ulaşmamıştı. — Hangi kritere göre? — diye sordu Kemal. Burak kendini açıklamaya çalıştı. — Müşteri profili, işletmenin görünümü, tahmini kapasite… — Görünümü mü? Genç adam ne dediğini çok geç fark etti. Fatma ona baktı. Yüzünde tatmin olmuş bir ifade yoktu. Sadece hayal kırıklığı vardı. — Bana da aynısını yaptı, — dedi. — Hesabımı bile açmadan hayatıma paha biçti. Burak o ana kadar sergilediği sert duruşu kaybetti. — Ben… bankanın imajını koruduğumu sanıyordum. Kemal yanıtladı: — Bir kurum, onu ayakta tutan insanları aşağılayarak imajını koruyamaz. Levent araya girdi. — Sorumluluğu alıyorum. Burak’ı desteklemeden önce verileri kontrol etmeliydim. — Bunu çok daha önce yapmalıydın, — diye karşılık verdi Kemal. — 26 uyarın vardı. Fatma yeniden elini kaldırdı. — Kemal, buraya gözümün önünde 2 kişiyi kovmanı izlemeye gelmedim. Başkan şaşırmış görünüyordu. Burak da öyle. — Yaptıklarından sonra burada kalmalarını mı istiyorsun? — Öyle bir şey söylemedim. Fatma genç adama baktı. — Ne yaptığını anlayıp anlamadığını bilmek istiyorum. Burak derin bir nefes aldı. O sabah ilk kez, kravatın arkasına saklanmış bir çalışan değil de 29 yaşında bir adam gibi görünüyordu. — Babamın bir beyaz eşya dükkanı vardı, — dedi. — Yıllar önce kapandı. Bazı zengin müşterilerin içeri girip ona kendilerinden daha aşağıdaymış gibi davranmasından nefret ederdim. Fatma hafifçe kaşlarını çattı. — Ve sonunda siz de aynısını mı yaptınız? Burak dudaklarını büzdü. — Evet. Kelime ağzından neredeyse fısıltı halinde çıkmıştı. — Sanırım burada çalışırsam ve böyle giyinirsem… bir daha asla kimsenin saygı duymadığı o adamın oğlu olmayacağımı düşündüm. — Ve kendini küçük hissetmemek için, — diye yanıtladı Fatma, — başkalarını küçültmeye ihtiyaç duydun. Burak cevap veremedi. Kemal dizüstü bilgisayarı kapattı. — Müşteri temsilciliği görevin şu andan itibaren askıya alınmıştır. İnsan Kaynakları son 12 aydaki tüm işlemlerini inceleyecek. Sonra Levent’e baktı. — Ve bunca şikayeti neden görmezden geldiğin araştırılırken sen de yöneticilikten alınıyorsun. İkisi de itiraz etmedi. Ama Fatma henüz işini bitirmemişti. — Şimdi paramı çekmek istiyorum. Kemal endişeyle ona baktı. — Hepsini mi? — Çok önemli bir kısmını. Bu durum farklı bir sessizlik yarattı. Ahlaki değil. Finansal bir sessizlik. Fatma’nın kooperatifi, çeşitli hesaplara dağıtılmış milyonlarca lirayı elinde tutuyordu. Toplu bir para çekme işlemi, olası bir fon transferiyle birleştiğinde şube için ciddi bir darbeye dönüşebilirdi. — Kooperatifi bankadan çıkaracak mısın? — diye sordu Kemal. Fatma yavaşça nefes aldı. — Henüz bilmiyorum. Bu sözler ona her türlü sitemden daha çok acı vermiş gibiydi. — Sana söz veriyorum, bu değişecek. — Bana bu sözü yıllar önce de vermiştin. — Ve uzun bir süre de tuttuk. — Evet. O kadar büyümeye başladınız ki, bazı insanlar müşterileri görmeyi bırakıp kategorileri görmeye başlayana kadar. Kemal başını öne eğdi. Fatma dosyanın başka bir bölümünü açtı. — Parayı istememin asıl nedeni bu. Ona bazı belgeler gösterdi. Birçok küçük çiftliğin etrafındaki araziler bir emlak şirketi tarafından satın alınmak üzereydi. Eğer bu işlem tamamlanırsa, birkaç çiftçi yeni kentsel projeler tarafından adeta kuşatılacak ve genişleme imkanlarını kaybedecekti. Fatma, arazilerin bir kısmını kooperatif aracılığıyla satın almayı ve tarımsal kullanım için korumayı amaçlıyordu. — Havale yapmak istemedim çünkü satıcı hemen bir kapora istedi ve bugün imzalanması gereken belgeler var, — diye açıkladı. — Kulağa eski moda gelebilir ama bu yüzden para çekeceğimi bildirmek için 2 gün önce aradım. Yöneticilerden biri kayıtları kontrol etti. Arama not edilmişti. Ayrılan miktar da görünüyordu. Burak gözlerini kapattı. Banka nakit parayı hazırlamıştı. Her şey onaylanmıştı. Sadece hesabı kontrol etmek yeterli olacaktı. — Özür dilerim, — dedi. Fatma ona doğru döndü. — Benden bir daha özür dilemeyin. Burak şaşırmış görünüyordu. — Mustafa’dan dileyin. Fırıncılardan. Çiftlik sahibi kardeşlerden. Ve siz işinizi yapmadan önce kendi değerini kanıtlamak zorundaymış gibi davrandığınız herkesten. Bunun üzerine Kemal, mağdur olan birkaç kişiyi bizzat aramaya karar verdi. Kredi sözü vermedi. Fatma kimseden lütuf beklemiyordu. Her bir dosyayı önyargısız ve gerçek teknik kriterler ışığında yeniden inceleme sözü verdi. Sonraki birkaç saat boyunca, bir iç denetim ekibi şubenin işlemlerini incelemeye başladı. İnceleme beklenmedik bir şeyi ortaya çıkardı. Reddedilen bazı projeler hiç de fena değildi. Hatta 4 tanesi finansal gereksinimleri mükemmel bir şekilde karşılıyordu ve doğru bir şekilde kaydedilmiş olsalardı bir sonraki aşamaya geçeceklerdi. Mustafa da onlardan biriydi. Fatma bunu öğrendiğinde, bütün gün boyunca ilk kez gülümsedi. — Tek kanıtlamak istediğim buydu. — Neyi? — diye sordu Kemal. — Sadakaya ihtiyaçları olmadığını. Sadece, birilerinin çizmelerine bakmadan önce evraklarına bakmasına ihtiyaçları vardı. Bu cümle ofis içinde yayıldı. Öğleden önce Fatma talep ettiği parayı teslim aldı. Korumalar eşliğinde çıkmadı ve özel bir muamele de istemedi. Sadece, kriz anında araya girmeye çalışan Elif adındaki bir çalışanın işlemi tamamlamasını rica etti. — Benim kim olduğumu bilmeden önce bana sandalye teklif eden tek kişi sizdiniz, — dedi Fatma ona. Elif duygulanarak gülümsedi. Bir hafta sonra kooperatif arazileri satın aldı. Çiftçiler çalışmaya devam etmek için gereken erişimi ve alanı koruyabildiler. Kemal, ortaklarla görüşmek üzere bizzat Balıkesir’e gitti. Orada yeni iç kuralları açıkladı: Hiçbir başvuru sadece dış görünüşe, işletmenin görünürdeki büyüklüğüne veya müşterinin giyim tarzına dayanan öznel bir değerlendirmeyle reddedilemeyecekti. Davranış ve muameleyle ilgili tekrarlanan şikayetler dış denetime tabi tutulacaktı. Ancak Fatma bir şart koştu. — Hiçbir tedbire benim adımı verme. — Neden? — Çünkü o zaman herkes kuralları zengin bir arkadaşın için değiştirdiğini söyler. Bunu Mustafa için, Elif için, yarın kimi arayacağını bilmeden kapıdan girecek olan herhangi biri için yap. Levent, şube müdürlüğünü kesin olarak kaybetti ve zorunlu bir eğitimi tamamlarken ekipler üzerinde sorumluluğu olmayan bir göreve transfer edildi. Burak da hemen gişeye dönmedi. Birkaç ay boyunca risk departmanıyla birlikte dosyaları inceleyerek çalıştı. Başvurularını reddettiği bazı kişileri bizzat aramak zorunda kaldı. En zor konuşması Mustafa ile olandı. — Mustafa Bey, ben Burak Kaya. Hattın diğer ucunda uzun bir sessizlik oldu. — Kim olduğunu biliyorum. — Dosyanızın doğru değerlendirilmediğini söylemek istemiştim. — Bunu banka bana zaten söyledi. Burak telefonu sıkıca kavradı. — Ayrıca size karşı davranışlarımdan dolayı özür dilemek istedim. Mustafa’nın cevap vermesi biraz zaman aldı. — Evlat, ben sen doğmadan önce de çalışıyordum. Bana önemli bir beyefendiymişim gibi seslenmene ihtiyacım yoktu. Sadece beni görünmezmişim gibi hissettirmemene ihtiyacım vardı. Burak gözlerini kapattı. — Anlıyorum. — Hayır. Şimdi yeni yeni anlamaya başlıyorsun. Aylar sonra Fatma şubeye geri döndü. Aynı çantayı taşıyordu. Aynı yıpranmış spor ayakkabıları. Ve neredeyse aynı eteği. Elif artık ayrıcalıklı müşteri hizmetleri sorumlusuydu. Burak ise yan taraftaki bir masada oturmuş evrak inceliyordu. Fatma’nın içeri girdiğini görünce ayağa kalktı. Fatma ona yaklaştı. — Günaydın. — Günaydın, Fatma Hanım. — Fatma. Genç adam biraz utangaç bir şekilde gülümsedi. — Günaydın, Fatma. Fatma onun masasına kooperatifin ürettiği küçük bir şişe zeytinyağı bıraktı. — Mustafa nihayet finansmanının onaylandığını söyledi. — Evet. Projesi iyiydi. — Zaten hep iyiydi. Burak başını salladı. Fatma başka bir şey söylemeden gişeye doğru yürüdü. Aynı gün, kapanıştan kısa bir süre önce 50 yaşlarında bir adam içeri girdi. Üzerinde lekeli bir iş tulumu, bakımsız bir sakalı ve kolunun altında katlanmış bir dosyası vardı. Burak’ın masasına yaklaştı. — Affedersiniz. Doğru yerde miyim bilmiyorum. Küçük bir atölyem var ve bir kredi hakkında soru sormak istiyordum, ama belki de burası sadece büyük şirketler içindir. Burak bir an için lekeli iş tulumuna baktı. Sonra dosyaya baktı. Ayağa kalktı ve bir sandalye çekti. — Doğru yerdesiniz. Oturun lütfen. Projenizi birlikte inceleyelim. Fatma onu kapıdan görebilmişti. Hiçbir şey söylemedi. Sadece gülümsedi ve yürümeye devam etti. Çünkü o gün mütevazı kıyafetleri olan bir kadının çok parası olabileceğini kanıtlamamıştı. Çok daha rahatsız edici bir şeyi kanıtlamıştı. Hiç kimsenin saygı görmek için paraya ihtiyacı olmaması gerektiğini.
Benzer Galeriler
-
Doğal olarak eriten meyve
-
Cemil Tugay’dan İzmir’e müjde!
-
Kritik Hareket!
-
18 Yaşında Evden Kovuldum; Yirmi Yıl Sonra Kapıyı Açan Kız Her Şeyi Değiştirdi
-
Kocam İhanetimi Öğrendiği Günden Sonra Bana 18 Yıl Dokunmadı, Ama Doktorun Ortaya Çıkardığı Ameliyat Kaydı Bütün Hayatımı Değiştirdi
-
Kızım Bodrum Katı İçin Maaşımın Yarısını İstedi: Kendi Evimin Anahtarı Her Şeyi Değiştirdi


