DOLAR
Alış: 48.52
Satış: 48.71
EURO
Alış: 55.98
Satış: 56.20
GBP
Alış: 65.28
Satış: 65.76
BENDEN 30 YAŞ BÜYÜK ZENGİN ADAMLA EVLENDİM. İLK GECEDE YATAK ODASININ KAPISINI KİLİTLEYİP BANA, “BU EVDE HER ŞEY SENİN OLABİLİR… AMA BENDEN ASLA ŞUNU İSTEME,” DEDİ. O AN PARASI İÇİN EVLENDİĞİMİ SANDIĞINI DÜŞÜNDÜM. FAKAT SABAH OLDUĞUNDA YASTIĞIMIN ALTINDA BULDUĞUM ANAHTAR, BU EVLİLİĞİN GERÇEK SEBEBİNİ ORTAYA ÇIKARDI.
- Onunla evlendiğimde çevremdeki herkes aynı şeyi söyledi: “Parası için evlendin.” Kimi bunu yüzüme söyledi, kimi arkamdan konuştu. Ben yirmili yaşlarımın sonundaydım. Kocam Cemal ise benden tam otuz yaş büyüktü. Şehrin en varlıklı iş insanlarından biriydi. Denize bakan kocaman bir villası, farklı şehirlerde şirketleri, şoförlü arabaları ve adını duyduğunuzda insanların tavrını değiştiren bir serveti vardı. Bense sıradan bir aileden geliyordum. Bir yayınevinde editör olarak çalışıyordum ve hayatımdaki en büyük lüks, ay sonunda hesabımda birkaç bin lira fazla kalmasıydı. Cemal’le bir yardım gecesinde tanışmıştık. İlk dikkatimi çeken parası değildi. Bakışlarıydı. İnsanlarla konuşurken gözlerinin içine bakıyor, sözlerini kesmiyor ve gerçekten dinliyordu. Benimle ilk konuştuğunda da öyle yaptı. “Bu salondaki herkes bana şirketlerimden bahsediyor,” demişti. “Sen neden sormuyorsun?” “Çünkü şirketlerinizi merak etmiyorum.” Gülümsemişti. “Peki beni merak ediyor musun?” O gece başlayan sohbetimiz aylarca sürdü. Cemal bana hediyeler yağdırmadı. Lüks restoranlara götürmek yerine çoğu zaman sahilde yürümek istedi. En sevdiğim kitabı okuyup üzerine benimle tartıştı. Ve bir gün evlenme teklif etti. Kabul ettiğimde ailem bile şaşırdı. Annem beni mutfağa çekip, “Bu adam senden otuz yaş büyük,” dedi. “Yarın öbür gün pişman olursan?” “Yaşıyla evlenmiyorum anne.” “Peki neyle evleniyorsun?” “Bana hissettirdiği şeyle.” Düğünümüz sade olacaktı. En azından ben öyle sanıyordum. Cemal’in çevresi yüzünden yaklaşık üç yüz kişinin katıldığı görkemli bir törene dönüştü. O gece herkes beni izliyordu. Bazı kadınların bakışlarında açıkça küçümseme vardı. Cemal’in uzaktan akrabalarından birinin, “İki seneye kalmaz mirası garantiler,” dediğini bile duydum. Hiçbir şey söylemedim. Çünkü benim bildiğim Cemal, onların tanıdığı adamdan farklıydı. Düğün bittikten sonra villaya döndük. Evin çalışanlarına izin verilmişti. Koca evde sadece ikimiz vardık. Üzerimde hâlâ gelinliğim vardı. Cemal ceketini çıkarıp sandalyeye bıraktı. Sonra yatak odasının kapısını kapattı. Anahtarı çevirdi. Kalbim istemsizce hızlandı. Bana doğru yürüdü. Aramızda yalnızca birkaç adım kalınca durdu. Yüzündeki ifade düğünde olduğundan tamamen farklıydı. Gergindi. “Seninle konuşmam gereken bir şey var,” dedi. Gülümsedim. “Bu kadar ciddi olma. Evleneli birkaç saat oldu.” Ama gülmedi. “Bu evde gördüğün her şey senin olabilir.” Kaşlarımı çattım. “Ne demek bu?” “Ev, arabalar, hesaplar… Benim olan her şey.” Sonra gözlerini kaçırdı. “Ama benden hiçbir zaman geçmişimi anlatmamı isteme.” Sözleri bütün romantik havayı bir anda dağıtmıştı. “Geçmişin mi?” “Evet.” “Cemal, seninle evlendim. Elbette hayatını merak edeceğim.” “Bazı şeylerin bilinmemesi daha iyidir.” O anda içimde tuhaf bir his oluştu. Aylar boyunca bana son derece açık davranan adam ilk kez önümde bir duvar örüyordu. “Benden ne saklıyorsun?” “Bu gece sorma.” Sesindeki kırılma beni susturdu. Bir süre sonra yanıma geldi. Saçlarımı omzumdan geriye doğru çekti
- “Pişman mısın?” diye sordu. “Henüz değil.” Hafifçe gülümsedi. O gece yan yana uyuduk ama içimdeki merak yüzünden uzun süre gözlerimi kapatamadım. Sabah güneş yüzüme vurduğunda Cemal yatakta yoktu. Tam kalkacakken yastığımın altında sert bir şey hissettim. Küçük, eski bir anahtardı. Üzerine kırmızı bir ip bağlanmıştı. Yanında minicik bir kâğıt vardı. “Gerçeği öğrenmek istiyorsan çalışma odamın arkasındaki kapıyı aç.” Kalbim hızla atmaya başladı. Demek ki bunu bilerek bırakmıştı. Sabahlığımı giyip koridora çıktım. Cemal ortalıkta görünmüyordu. Çalışma odasına girdim. Daha önce defalarca burada bulunmuştum. Ama kitaplığın arkasındaki dar kapıyı hiç fark etmemiştim. Anahtarı taktım. Kapı açıldı. İçerisi küçük bir odaydı. Duvarlarda onlarca fotoğraf asılıydı. Ve fotoğrafların hepsinde aynı kadın vardı. Genç, güzel bir kadın. Bazılarında Cemal’in yanındaydı. Bazılarında tek başına. Bir fotoğrafa yaklaştığımda nefesim kesildi. Çünkü o kadın bana inanılmaz derecede benziyordu. Aynı koyu saçlar. Aynı göz şekli. Hatta gülüşümüz bile benzerdi. Masanın üzerinde bir gazete kupürü duruyordu. Yıllar önce yaşanmış bir trafik kazasını anlatıyordu. Kazadan kurtulamayan genç kadının adı Aylin’di. Cemal’in ilk eşi. Ellerim titremeye başladı. Demek beni onun yerine koymak için mi evlenmişti? Arkamdan bir ses geldi. “Bunu böyle öğrenmeni istemezdim.” Döndüm. Cemal kapıda duruyordu. “Bana onun için mi yaklaştın?” “Hayır.” “Yalan söyleme! Ona benziyorum.” “Evet.” “Öyleyse neden?” Cemal ağır ağır içeri girdi. “Çünkü seni ilk gördüğümde ben de korktum.” Gözleri dolmuştu. “Aylin’i otuz yıl önce kaybettim. O kazada arabayı ben kullanıyordum.” Olduğum yerde kaldım. “Polis beni suçlamadı. Kaza tamamen karşı şeritten gelen sarhoş bir sürücünün hatasıydı. Ama ben kendimi suçlamaktan hiç vazgeçmedim.” Fotoğraflara baktı. “Sonra hayatıma kimseyi almadım.” “Ta ki beni görene kadar.” “Ta ki seni tanıyana kadar.” Sesini yükseltti. “İlk başta senden uzak durmaya çalıştım. Çünkü ona benzediğin için sana yaklaşmanın yanlış olduğunu düşündüm.” “Peki sonra?” “Sonra senin Aylin olmadığını anladım.” Yanıma geldi. “Sen kahvene tarçın koyuyorsun, o nefret ederdi. Sen tartışırken sesini yükseltiyorsun, o susardı. Sen denizden korkuyorsun, o saatlerce yüzerdi.” Gözlerinden yaş süzüldü. “Ben senin yüzüne değil, sana âşık oldum.” Başımı çevirdim. “Öyleyse neden dün gece geçmişini sormamamı istedin?” “Çünkü gerçeği öğrendiğinde senin de herkes gibi düşüneceğinden korktum.” “Neyi?” “Yaşlı bir adamın, kaybettiği karısının benzerini bulup onunla evlendiğini.” Sessizlik oldu. Sonra masanın çekmecesinden bir dosya çıkardı. Önüme koydu. “Bu da dün sabah imzaladığım belge.” Dosyayı açtım. Evlilik sözleşmesiydi. Ama beklediğim gibi değildi. Boşanmamız durumunda servetinden hiçbir hak talep etmediğimi söyleyen bir belge yerine, villanın yarısını ve belirli yatırımları benim adıma devreden noter evrakları vardı. Şaşkınlıkla ona baktım. “Neden?” “Çünkü benimle kalman için parama muhtaç olmanı istemiyorum.” Bir an sustu. “Bir gün gidersen de özgürce gitmeni istiyorum.” O cümle içimde bir şeyleri değiştirdi. Bütün hayatı boyunca kaybetmekten korkan bir adam, beni yanında tutabilmek için zincir değil, özgürlük vermeyi seçmişti. Elini tuttum. “Ben Aylin değilim.” “Biliyorum.” “Onun yerine de geçmeyeceğim.” “Bunu senden asla istemem.” Fotoğraflardan birini elime aldım. “Bir şartım var.” Yüzü gerildi. “Ne?” “Bu odayı kilitlemeyeceksin artık.” Şaşırdı. “Geçmişin burada saklanmak zorunda değil. Ama bizim geleceğimizin önüne de geçmeyecek.” Cemal uzun süre hiçbir şey söylemedi. Sonra beni kendine çekti. O sabah ilk kez onu gerçekten savunmasız gördüm. İnsanlar yıllarca benim onun servetine âşık olduğumu düşündüler. Bazıları hâlâ öyle düşünüyor. Oysa kimse gerçeği bilmiyor. Ben zengin bir adamla evlenmedim. Geçmişinin ağırlığını otuz yıl boyunca tek başına taşımış yalnız bir adamla evlendim. Cemal de kaybettiği kadına benzeyen genç bir kadınla evlenmedi. Hayatın ona ikinci kez sevme cesareti verdiği kadınla evlendi. Yıllar sonra o gizli odadaki fotoğrafları kaldırmadık. Tam tersine, yanlarına bizim fotoğraflarımızı da koyduk. Çünkü sonunda ikimiz de aynı şeyi öğrendik: Gerçek sevgi, geçmişi silmek değildir. Geçmişin varlığını kabul edip yine de geleceğe birlikte yürüyebilmektir.
Benzer Galeriler
-
GENÇ YAŞIMDA KÖYÜN AĞASIYLA EVLENDİM
-
BENDEN 30 YAŞ BÜYÜK ZENGİN ADAMLA EVLENDİM. İLK GECEDE YATAK ODASININ KAPISINI KİLİTLEYİP BANA, “BU EVDE HER ŞEY SENİN OLABİLİR… AMA BENDEN ASLA ŞUNU İSTEME,” DEDİ. O AN PARASI İÇİN EVLENDİĞİMİ SANDIĞINI DÜŞÜNDÜM. FAKAT SABAH OLDUĞUNDA YASTIĞIMIN ALTINDA BULDUĞUM ANAHTAR, BU EVLİLİĞİN GERÇEK SEBEBİNİ ORTAYA ÇIKARDI.
-
18 YAŞINDAKİ KIZIM DOĞUM YAPARKEN HAYATINI KAYBETTİ. BEBEĞİN BABASININ KİM OLDUĞUNU KİMSE BİLMEDİĞİ İÇİN TORUNUMU TEK BAŞIMA BÜYÜTTÜM
-
OLDUKÇA FAZLA KİLOLU GENÇ BİR KIZDIM. KÖYÜN EN ZENGİN AĞASI BENİMLE EVLENMEK İSTEDİĞİNDE HERKES ONUN BENİMLE DALGA GEÇTİĞİNİ SANDI. AMA DÜĞÜN GECESİ KAPININ ARKASINDA SÖYLEDİĞİ O CÜMLE, NEDEN BENİ SEÇTİĞİNİ ANLAMAMA YETTİ…
-
Babamın borçları yüzünden köyün ağasına verdiler beni
-
Zorlu bir doğumun ardından hala bitkin haldeydim


