Ana Sayfa 11.09.2026

KOCAMI TOPRAĞA VERDİKTEN SONRA OĞLUM BENİ ŞEHRİN DIŞINDA ISSIZ BİR YOLA GÖTÜRDÜ VE, “BURADA İNECEKSİN. EV DE ŞİRKET DE ARTIK BENİM,” DEDİ.

1 / 2

“Bir gün çocuklarımız seni gerçekten yalnız bırakırsa,” demişti Nevzat, “doğrudan buraya git.”

Çantamdan küçük kâğıdı çıkardım.

Adresi tekrar okuduğum anda ellerim titredi.

Kâğıtta yazan isim Saim Ergin’di.

Bu ismi en son otuz iki yıl önce duymuştum.

Saim, Nevzat’ın şirketi kurduğu ilk yıllarda ortağıydı. Sonra bir gece ansızın ortaklıktan ayrılmış, şehirden taşınmıştı. Nevzat o konuyu yıllarca konuşmamıştı. Ben de gençliğimin telaşı, çocukların büyümesi, borçlar, işler derken zamanla sormayı bırakmıştım.

Fakat beni asıl şaşırtan adres oldu.

Bulunduğum yoldan yalnızca birkaç kilometre uzakta küçük bir köy yazıyordu.

Nevzat sanki yıllar öncesinden o günün geleceğini biliyormuş gibi beni tam da buraya yönlendirmişti.

Yürümeye başladım.

Ayaklarım cenazeden kalan ayakkabıların içinde sızlıyordu. Yol boyunca birkaç traktör geçti ama hiçbiri durmadı. Yaklaşık kırk dakika sonra köy tabelasını gördüm.

Küçük, sessiz bir yerdi.

Kahvenin önünde oturan birkaç adam bana merakla baktı.

Birine Saim Ergin’i sordum.

Adam önce yüzümü süzdü.

“Eski değirmenin yanında oturur,” dedi. “Ama kolay kolay kimseyi kabul etmez.”

Nevzat’ın adını söyledim.

Adamın ifadesi değişti.

“Sen Nevzat Bey’in hanımı mısın?”

Başımı salladım.

Bu kez hemen ayağa kalktı.

“Bekle abla, ben seni götüreyim.”

Beş dakika sonra eski bir kamyonetin ön koltuğunda oturuyordum.

Köyün sonunda taş duvarlı, tek katlı bir evin önünde durduk.

Kapıyı çaldım.

Uzun süre kimse açmadı.

Sonra içeriden ağır ayak sesleri duyuldu.

Kapıda yetmişli yaşlarında, uzun boylu, beyaz saçlı bir adam

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |