DOLAR
Alış: 48.39
Satış: 48.59
EURO
Alış: 56.13
Satış: 56.36
GBP
Alış: 65.27
Satış: 65.76
ŞİRKET MÜDÜRÜ BENİ HERKESİN ÖNÜNDE KOVDU.
iki kez işlendiğini görmüş ve bölüm sorumlum Ertan’a bildirmiştim.
Ertan bana sistem hatası olduğunu söylemişti.
O anda içime kötü bir his çöktü.
“Ertan da mı?”
Suat Bey’in bakışı değişti.
“Henüz emin değilim.”
O sırada kapının dışında ayak sesleri duyuldu.
Birisi kapı kolunu çevirdi.
Kapı kilitliydi.
Ardından Sevda’nın sesi geldi.
“Suat Bey? İçeride misiniz?”
Suat Bey sesini çıkarmadı.
Ben de olduğum yerde donup kaldım.
Birkaç saniye sonra ayak sesleri uzaklaştı.
Suat Bey bana dönüp alçak sesle,
“Dün seni kovmamın nedeni buydu,” dedi.
“Beni korumak için mi?”
“Kısmen.”
Şaşkınlıkla baktım.
“Diğer kısmı ne?”
“Onların ne yapacağını görmek.”
Suat Bey telefonunu çıkardı.
Ekranda dün akşam göl kenarında çekildiğimiz fotoğraf vardı.
“Bu fotoğrafı neden kapınıza astınız?”
“Çünkü yanlış anlamalarını istedim.”
Bir anda her şey kafamda birleşmeye başladı.
Sevda’nın sabah söylediği söz…
“Demek sana neden farklı davrandığı şimdi anlaşılıyor.”
Suat Bey özellikle insanların aramızda kişisel bir yakınlık olduğunu düşünmesini istemişti.
“Neden?”
“Çünkü suçlu olan kişi senin kovulmana sevinecek, fotoğrafı gördüğünde ise paniğe kapılacaktı.”
Tam o sırada Suat Bey’in telefonu titredi.
Ekrana baktı.
Yüzündeki ifade değişti.
Telefonu bana doğru çevirdi.
Güvenlik görevlisinden gelen mesajda tek cümle vardı:
Ertan arşiv odasına girdi. Elinde siyah bir çanta var.
Suat Bey hızla ayağa kalktı.
“Burada kal.”
“Hayır.”
Bana baktı.
“Melda…”
“Bu olay benim yüzümden başladıysa sonucu da görmek istiyorum.”
Birkaç saniye düşündü.
Sonunda başını salladı.
Birlikte odadan çıktık.
Koridordan geçerken herkes bize bakıyordu.
Sevda masasının başında değildi.
Bu daha da şüpheliydi.
Arşiv odası binanın en alt katındaydı.
Merdivenlerden indiğimizde kapının hafif aralık olduğunu gördük.
İçeriden kâğıt hışırtıları geliyordu.
Suat Bey kapıyı hızla açtı.
Ertan içerideydi.
Yerde açık bir çanta vardı.
Çantanın içine şirket dosyalarını dolduruyordu.
Bizi görünce yüzü bembeyaz oldu.
“Bu göründüğü gibi değil.”
Suat Bey sertçe,
“O zaman nasıl göründüğünü anlat,” dedi.
Ertan bir an sustu.
Sonra aniden çantayı bırakıp kapıya doğru koştu.
Ama koridorda iki güvenlik görevlisi bekliyordu.
Kaçamadı.
Tam o sırada arkamızdan Sevda’nın sesi geldi.
“Bütün bunları Ertan yaptı!”
Döndük.
Sevda merdivenlerin başında duruyordu.
Yüzü kıpkırmızıydı.
Ertan ona bakıp acı bir kahkaha attı.
“Şimdi beni mi satıyorsun?”
Sevda’nın yüzündeki renk bir anda soldu.
Ertan devam etti.
“Paranın yarısını kim aldı? Sahte şirketi kimin kardeşi kurdu?”
Koridordaki sessizlik ağırlaştı.
Sevda hiçbir şey söyleyemedi.
Suat Bey cebinden telefonunu çıkardı.
“Konuşmaya devam edin. Çünkü bu konuşmanın tamamı kaydediliyor.”
İşte o anda ikisi de sustu.
Sonrası çok hızlı gelişti.
Polis çağrıldı.
Bilgisayarlar incelendi.
Sahte faturalar, aktarılan paralar ve silinmeye çalışılan belgeler tek tek ortaya çıktı.
Ertan ile Sevda’nın yaklaşık iki yıldır şirketten para aktardıkları anlaşıldı.
Ama beni asıl şaşırtan şey birkaç gün sonra yaşandı.
Suat Bey yeniden beni odasına çağırdı.
Masanın üzerinde ilk gün gördüğüm hisse devir belgesi duruyordu.
“Bunu hâlâ anlamıyorum,” dedim.
“Beni test etmek için hazırlamadınız herhalde.”
Suat Bey gülümsedi.
“Hayır. O belge gerçek.”
“Peki neden ben?”
Pencereden dışarı baktı.
“Bu şirketi elli üç yıl önce iki kişi kurduk.”
Masasının üzerindeki eski siyah beyaz fotoğrafı bana uzattı.
Fotoğrafta genç Suat Bey ve başka bir adam vardı.
İkinci adamın yüzüne bakınca kalbim duracak gibi oldu.
Onu tanıyordum.
Çünkü aynı yüzün fotoğrafı yıllardır annemin evindeki çekmecede duruyordu.
“Bu adam…”
“Deden.”
Boğazım düğümlendi.
Suat Bey devam etti.
“Deden benim ortağımdı. Ama sen doğmadan kısa süre önce ağır hastalandı. Hisselerini bana emanet etti. Tek bir şartla.”
“Neymiş?”
“Ailesinden biri bir gün bu şirkette kendi emeğiyle çalışır, dürüstlüğünü kanıtlarsa hakkını ona devredecektim.”
Gözlerim doldu.
“Annem bunu biliyor muydu?”
“Hayır.”
“Neden?”
“Deden özellikle istemedi. Hiçbirinizin buraya mirasa güvenerek gelmesini istemiyordu.”
O an beş yıldır yaşadığım her şeyi düşündüm.
Geç saatlere kadar çalışmamı…
Kimsenin yapmak istemediği işleri üstlenmemi…
Haksız yere kovulduğumu düşündüğüm o günü…
Ve göl kenarındaki o tuhaf fotoğrafı.
“Yani beni kovmanızın sebebi sadece hırsızları ortaya çıkarmak değildi.”
Suat Bey başını salladı.
“Son bir şeyi öğrenmek istiyordum.”
“Neyi?”
“Her şeyini kaybettiğini düşündüğünde nasıl davranacağını.”
Sessiz kaldım.
“İntikam almak için şirket hakkında konuşmadın. Sosyal medyada kimseyi suçlamadın. Rakip firmaları arayıp bilgi satmadın. Sadece eve gittin.”
Gülümsedi.
“Deden de böyleydi.”
Bir ay sonra yönetim kurulundaki ilk toplantıma girdim.
Sevda’nın boş kalan masasının önünden geçerken tuhaf bir şey hissettim.
Zafer değildi.
İntikam hiç değildi.
Sadece yıllardır neden bu kadar çok çalıştığımı sonunda anlamış gibiydim.
Suat Bey o gün emeklilik kararını açıkladı.
Odadan çıkmadan önce göl kenarında çekildiğimiz fotoğrafı duvardan indirdi ve bana uzattı.
“Bunu sakla,” dedi.
“Neden?”
“Çünkü hayatının en kötü günü sandığın günün, aslında hayatının yön değiştirdiği gün olduğunu sana hatırlatsın.”
Yıllar sonra o fotoğraf hâlâ çalışma masamın üzerinde duruyor.
Altına ise dedemin eski defterinde bulduğum tek bir cümleyi yazdım:
“İnsanın gerçek değeri, elindekiler alındığında geriye ne kaldığıyla anlaşılır.”
O gün işimi kaybettiğimi sanmıştım.
Meğer bana ait olmayan bir koltuğu kaybedip, yıllardır farkında olmadan hak ettiğim bir yere doğru yürümeye başlamışım.
Ve artık biliyorum ki bazen kapanan bir kapı, insanı dışarıda bırakmak için değil…
Gerçekten ait olduğu kapıya götürmek için kapanır.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
5 Yaşındaki Kızını Polise Şikâyet Eden Vicdansız Ailenin Sonu: Yıllarca Taşıdığı Yükten Kurtulan Bir Annenin Büyük Adaleti!
-
KOCAMI TOPRAĞA VERDİKTEN SONRA OĞLUM BENİ ŞEHRİN DIŞINDA ISSIZ BİR YOLA GÖTÜRDÜ VE, “BURADA İNECEKSİN. EV DE ŞİRKET DE ARTIK BENİM,” DEDİ.
-
79 YAŞINDA BİR BEBEK DÜNYAYA GETİRDİM.
-
Babam, tam 43 yıl boyunca annemin bütün maaşını aldı. Annem sonunda parasını geri istediğinde ise masanın üzerine kalın bir dosya bırakıp, “Bunu açtığında bana bir daha asla eskisi gibi bakamayacaksın,” dedi.
-
10 YAŞINDAKİ KIZIM, BİRİKTİRDİĞİ HARÇLIKLARLA OKULDAKİ YAŞLI HİZMETLİYE YENİ BİR GÖZLÜK ALDI — ERTESİ GÜN OKUL MÜDÜRÜ BENİ ARAYIP, “HANIMEFENDİ, BİR POLİS MEMURU KIZINIZI ARIYOR,” DEDİ.
-
ŞİRKET MÜDÜRÜ BENİ HERKESİN ÖNÜNDE KOVDU.
