DOLAR
Alış: 48.71
Satış: 48.91
EURO
Alış: 55.61
Satış: 55.83
GBP
Alış: 64.65
Satış: 65.14
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
1.09.2026
Anneler Gününde “Keşke Kızım Olmasaydın” Dedi, Otomatik Ödemeleri Kapattığım Sabah Ev Birbirine Düştü!
- Anneler Günü yemeğinde annem Dilek, masadaki buram buram kokan çiçeklerin, el sürülmemiş tatlıların ve hesabını benim ödediğim lüks restoranın ortasında gözlerimin içine bakarak o cümleyi kurdu: “Keşke hiç kızım olmasaydın.” Birkaç saniye boyunca hareket bile edemedim. Ağabeyim Rıza bakışlarını hemen tabağına kaydırdı. Yengem Merve ise peçetesiyle ilgileniyormuş gibi yaptı. Kimse beni savunmadı. Annem kollarını kavuşturup devam etti: “Duyduğun gibi Elif. Deniz’le evlendiğinden beri her şey kariyerin, evin ve kendi hayatın oldu. Bu ailenin varlığını bile unuttun.” 34 yaşındaydım. Bursa’da büyük bir şirkette operasyon müdürü olarak haftada altmış saat çalışıyordum. Babam öldükten sonra annemin ev kredisini ben ödemiştim. Ağabeyimin boşanma davasındaki avukatlık ücretini ben karşılamıştım. Geçen yıl buz gibi yağmurda saatlerce direksiyon sallayıp yanına gitmiştim, sırf “Evde tek başıma kalamıyorum” dediği için. “Peki senin gözünde nasıl iyi bir evlat olunur anne?” diye sordum sakince. “Ailesini her şeyin önüne koyan biri olarak!” dedi. Gözümden tek damla yaş akmadı. Ağlamayacaktım. Çantamı aldım, ayağa kalktım ve gözlerinin içine baktım: “O zaman bundan sonra hiç kızın olmamış gibi yaşa.” Eşim Deniz tek kelime etmeden arkamdan geldi. Siyah aracıma bindim, motoru çalıştırdım ve annem restoranın penceresinden bakarken oradan uzaklaştım. O gece annemin, ağabeyimin ve yengemin numaralarını engelledim. Aylardır ilk kez bu kadar huzurlu bir uyku çektim.
- Ertesi sabah saat 06:17’de komodinin üzerindeki telefonum zangır zangır titremeye başladı. Arayan arayanaydı. Deniz kendi telefonuna baktığında yüzü değişti: “Elif, 23 cevapsız arama var. Ağabeyinden gelen mesajda ‘Hemen ara! Annemin ev kredisi ödenmedi, sigortası iptal oldu! Ne yaptın sen?’ yazıyor.” Yüzümde yıllar sonra ilk kez suçluluk duymadığım bir tebessüm belirdi. Aslında batan ya da patlayan hiçbir şey yoktu. Ben sadece benim olmayan borçları ödemeyi bırakmıştım. Babam öldükten sonra annem emekli maaşıyla geçindiğini sanıyordu ama aradaki devasa farkı her ay ben kapatıyordum. Ev kredisi, konut sigortası, cep telefonu faturası, özel sağlık sigortası… Her ay cebimden annemin hayat standardı için binlerce lira çıkıyordu. Öğleye doğru akrabalar, teyzeler aramaya başladı. Herkes benim “küçük bir anlaşmazlık” yüzünden annemi sokakta bıraktığımı konuşuyordu. Ama kimse annemin bana ne söylediğini anlatmıyordu. Çarşamba günü ağabeyim Rıza, çalıştığım şirkete kadar geldi. Güvenliği aşıp toplantı odama girdiğinde öfkeden kıpkırmızıydı. “Bu saçmalığı hemen düzeltiyorsun!” diye bağırdı. “Annem bankayla görüştü. Krediyi ödeyemiyor, evi satmak zorunda kalacak!” O an arkadaki büyük resmi gördüm. Rıza annemin kırılan kalbi için değil, annem öldüğünde kendisine kalacağını hesapladığı o lüks evin satılacak olmasının paniğiyle buradaydı.Sakin kalmaya çalışarak bilgisayarımı Rıza’ya doğru çevirdim. Ekranda hazırladığım detaylı harcama tablosu açıktı. “Bu ne?” diye sordu Rıza. “Son bir yılda annem için ödediğim paraların dökümü. Yıllık yüz binlerce lira! Bir önceki yıl çatısını yaptırdım, bir sonraki yıl sağlık masraflarını ödedim. Sen ise tüm bunlar olurken kendine yeni bir araba aldın, tatile gittin ama annene tek kuruş vermedin.” Rıza kem küm etmeye başladı: “Ama senin durumun iyi…” “Benim durumumun iyi olması, sizin finansal bankanız olduğum anlamına gelmez,” dedim kararlılıkla. “Annem benim varlığımdan pişman olduğunu söyledi. Ben de onun bu dileğini gerçekleştiriyorum. Artık otomatik ödemeler yok.” Rıza öfkeyle bağırıp çağırmaya devam edince güvenliği çağırıp onu binadan çıkarttırdım. Hafta sonu annem kapıma geldi. Yüzünde o eski kibirli eda yoktu ama samimi bir pişmanlık da görünmüyordu. Beni yine suçlu hissettirmeye çalışarak, “Ben senin annenim, sadece ağzımdan bir laf kaçtı,” dedi. Ona net bir şekilde yanıt verdim: “Sen söylediğin söze değil, otomatik ödemeler kesildiği için pişmansın anne. Yıllarca beni parayla bağımlı kıldın, ağabeyimi korudun ama bütün yükü bana yükledin. Artık eski Elif yok.” Annem çaresizdi. Banka borçları birikince o büyük evi satmak zorunda kaldı. Evi satıp Bursa Mudanya’da daha küçük, masrafsız, şirin bir daire satın aldı. Kalan parayı da bankaya yatırıp kendi emekli maaşıyla gül gibi geçinmeye başladı. Evi satıldığı için miras hayalleri batan ağabeyim Rıza ise öfkeden deliye döndü ama yapabileceği hiçbir şey yoktu. Aylar geçti… Annem ilk kez kendi ayakları üzerinde durmayı, bütçe yapmayı öğrendi. Hatta bir terapistle görüşmeye başladı. Ekim ayında beni yeni evine yemeğe davet etti. Masada ne şov vardı ne de Rıza. Sadece ikimiz vardık. Yemeğin ortasında annem çatatalını bıraktı ve gözlerimin içine baktı: “Terapistim bana o gün sana neden öyle söylediğimi sordu,” dedi sesi titreyerek. “Seni kasten incitmek istedim Elif. Çünkü sen güçlüydün, kendi ayaklarının üzerinde durabiliyordun. Bense babandan sonra sana muhtaç kalmış hissettim ve bu muhtaçlıktan nefret ettiğim için seni cezalandırdım. Senden çok özür dilerim kızım.” Bu, hayatımda duyduğum en gerçek özürdü. Arkasında bir fatura, bir beklenti ya da sitem yoktu. İlişkimiz bir gecede mucizevi şekilde eski haline dönmedi ama o günden sonra çok daha sağlıklı bir temel üzerine kuruldu. Annem artık beni bir finans kapısı olarak değil, bir evlat olarak görüyordu. Ben de kendimi kullandırmadan ona sevgimi verebiliyordum. Ertesi Anneler Günü’nde Mudanya’daki deniz manzaralı küçük balkonda çayımızı yudumlarken annem elimi tuttu ve “İyi ki benim kızımsın,” dedi. Gülümsedim. Bazen bir ilişkiden vazgeçmek, onu bitirmek demek değildir. Bazen sadece sınırlar koymak, o ilişkiyi zehirli bağımlılıklardan kurtarmanın ve gerçek sevgiyi bulmanın tek yoludur.
Benzer Galeriler
-
Gelin arabasına asılan olarak gören kayınpeder damadı hastanelik etti
-
Skandal Karar
-
Diziden ayrıldı
-
İKİZ KIZLARIMDAN BİRİNİ KAYBETTİKTEN SONRA KOCAM BENİ TERK ETTİ — AMA DİĞER KIZIMIN 18. DOĞUM GÜNÜNDE BABAM YANIMA GELİP, “KOCAN BANA, BUGÜNE KADAR SANA HİÇBİR ŞEY ANLATMAYACAĞIMA YEMİN ETTİRDİ,” DEDİ.
-
ANNEM 30 YIL BOYUNCA HER PAZAR AYNI TREN İSTASYONUNA GİTTİ — CENAZESİNDEN SONRA ÇANTASINDA BULDUĞUM BİLET, KİMİ BEKLEDİĞİNİ ORTAYA ÇIKARDI.
-
EŞİMİN ÖLÜMÜNDEN SONRA ARABASINI SATMAYA KARAR VERDİM — TORPİDOYU TEMİZLERKEN BULDUĞUM İKİNCİ RUHSATTA EŞİMİN BAŞKA BİR AİLESİNİN ADI YAZIYORDU.


