DOLAR
Alış: 46.89
Satış: 47.08
EURO
Alış: 53.44
Satış: 53.65
GBP
Alış: 62.59
Satış: 63.05
73 yaşında, ölmek üzere olan lise aşkımla evlendim çünkü bu onun son isteğiydi
Şaşkınlığım daha da arttı.
“Neden ben?”
Avukat gülümsedi.
“Çünkü size her zaman güvenirdi. Bana sürekli, ‘Aysel insanlara yardım etmeyi benden daha iyi bilir.’ derdi.”
Ertesi hafta bankadaki kasayı açmaya gittim.
Kasadan büyük bir servet çıkmadı.
Onun yerine onlarca defter vardı.
Her biri farklı yıllarda tutulmuş günlüklerdi.
İlk defteri açtığımda ilk sayfada şu cümle yazıyordu:
“Bugün Aysel Ankara’ya gitti. Umarım bir gün geri döner.”
Son defterde ise şunlar vardı:
“Doktor bana altı ay ömür biçti. Korkmuyorum. Çünkü belki de sonunda Aysel’i tekrar görebileceğim.”
Saatlerce o günlükleri okudum.
Her doğum günümde benim için yazdığı satırlar vardı.
Gazetelerde adımı aramış.
Hemşire olduğumu öğrenince gurur duymuş.
Evlenmediğimi duyduğu gün ise sayfaya sadece tek bir cümle yazmıştı:
“Belki kader bize hâlâ borcunu ödememiştir.”
Aylar sonra vakıf resmen faaliyete geçti.
İlk hastamız, emekli maaşıyla ilaçlarını alamayan yaşlı bir adamdı.
Ona yardım ederken Kemal’in neden bunu istediğini sonunda anladım.
Sevgi sadece birlikte yaşamak değildi.
Bazen senden sonra bile başkalarının hayatına dokunmaya devam etmekti.
Her sabah vakfın girişindeki bronz plakete bakıyordum.
Üzerinde sadece şu yazıyordu:
“Kemal Yılmaz Umut Vakfı. İnsan ömrü sınırlıdır, ama iyilik sonsuza kadar yaşar.”
Bir gün genç bir hemşire yanıma gelip neden her sabah o tabelenin önünde birkaç dakika sessizce durduğumu sordu.
Gülümsedim.
“Çünkü hayatımın en büyük aşkı bana geç de olsa mutluluğun ne olduğunu öğretti.”
O akşam eve döndüğümde salondaki fotoğrafımıza baktım. Hastane odasında çekilmişti. İkimiz de yaşlanmıştık ama gözlerimizdeki umut, lise yıllarındaki kadar canlıydı.
Fotoğrafın çerçevesinin arkasına küçük bir not sıkıştırdığımı fark ettim. Muhtemelen yıllar önce avukat koymuştu.
Notta Kemal’in son cümlesi yazıyordu:
“Sana servet bırakmadım Aysel… Sana yarım kalan ömrümüzün anlamını bıraktım. Eğer bir gün yeniden gülümsersen, işte o zaman gerçekten kazanmış olacağım.”
Fotoğrafı kalbime bastım ve uzun yıllar sonra ilk kez, gözyaşlarımın arasından içten bir tebessüm ettim. Çünkü artık biliyordum; bazı aşklar birlikte yaşlanarak değil, birbirinin hayatına sonsuza dek anlam katarak ölümsüzleşiyordu.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
İkizlerimizi karnımda taşırken, herkes kocamın metresini ailesinin mal varlığını kurtardığı için överken ben sessiz kaldım; günler sonra, hastanede bana boşanma belgelerini verdi, beni değersiz diye nitelendirdi ve ABD Ordusu Albayı olduğumu bilmeden çekip gitti—ta ki askeri bir refakatçi, üst düzey subaylar ve kolluk kuvvetleri eşliğinde geri dönene kadar.
-
Kızım, balayı için 25.000 doları banka hesabına aktarmaya hazırlanırken bana mesaj attı. “Düğünüme davetli değilsin,” diye yazmıştı.
-
Ablamın yeni doğan bebeğini ziyarete gittim… ve onu kocamı öperken buldum. Bana baktı ve gülümsedi: “Oğlumuzun adı belli oldu. Biz hazır olana kadar evin masraflarını sen karşılamaya devam et.” Hiçbir şey söylemedim. Arabama geri döndüm… ve son bir hediye hazırladım.
-
Noel için eve döndüğümde ailemin Avrupa’ya gittiğini, beni dedemle yalnız bıraktıklarını ve ona bakmam gerektiğini söyleyen bir not bulduklarını gördüm. Dedem “Başlayalım mı?” diye sorduğunda başımı salladım. Bir hafta sonra, çığlık atarak geri döndüler.
-
Zengin babama inat olsun diye bir hademeyle evlendim — Babam kocamla konuşmaya geldiğinde, onun sözleri karşısında dizlerinin üzerine çöktü.
-
Kayınvalidem, kocamın gönderdiği çok pahalı çorbayı alıp, “Oğlum tarafından kraliçe gibi muamele görmeyi hak etmiyorsun” dedi. Tartışmadım, sadece telefonuma tam saati not ettim; 10 dakika sonra hastanedeydi ve herkes beni suçlamaya başladı.
