DOLAR
Alış: 46.19
Satış: 46.38
EURO
Alış: 53.59
Satış: 53.81
GBP
Alış: 61.86
Satış: 62.32
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
17.06.2026
86 yaşımda, banyoda yere düşüp bütün gece yalnız öleceğimi sanarak geçirdiğim o geceden sonra bir huzurevine gitmeyi ben istedim
- Elif, bahçede yürürken Meryem Hanım’ın elindeki fotoğrafa takılıp kaldı. Fotoğrafta genç bir kadın, elinde beyaz bir gelinlik tutuyordu. Yanında ise gülümseyen küçük bir kız çocuğu vardı. Elif, fotoğrafı daha önce hiç görmemişti. Meryem Hanım onu yanına çağırdı. — Gel kızım, dedi. Elif pencereye yaklaştı. — Bu benim kızım. Elif gülümsedi. — Çok güzelmiş. Meryem Hanım’ın gözleri doldu. — Otuz iki yıldır onu görmedim. Elif şaşkınlıkla yüzüne baktı. — Otuz iki yıl mı? Yaşlı kadın başını salladı. Kocası öldükten sonra geçim sıkıntısı çekmiş, kızını üniversiteye gönderebilmek için gece gündüz çalışmıştı. Sonra kızı büyük şehre taşınmış, evlenmiş ve zamanla aramaları seyrekleşmişti. Bir gün tamamen kesilmişti. Meryem Hanım, huzurevine kendi isteğiyle gelmişti. Çünkü artık kimseye yük olmak istemiyordu. — Ama biliyor musun? dedi. — Neyi? — İnsan yaşlanınca yalnız kalmaktan korkmuyor. İşe yaramamaktan korkuyor. Elif’in boğazı düğümlendi. Meryem Hanım fotoğrafı göğsüne bastırdı. — Birileri bana hâlâ ihtiyaç duyuyor olsaydı, burada bir gün bile durmazdım. O gece Elif uyuyamadı. Koridor sessizdi. Uzaktan bir televizyonun sesi geliyordu. Bir odadan öksürük sesi yükseliyordu. Başka bir kapının altından sarı bir ışık sızıyordu. İlk kez dikkatle baktı. Buradaki insanların çoğu hasta değildi. Yalnızdı. Bir zamanlar öğretmen, terzi, şoför, esnaf, çiftçi olan insanlar… Artık sadece odalarının numaralarıyla anılıyordu. 107 numara. 203 numara. 315 numara. Kimse kim olduklarını sormuyordu. Sabah kahvaltısında karşısına oturan emekli bir öğretmen sessizce: — Bugün salı mı? diye sordu. — Evet. Adam başını eğdi. — Eskiden salıları öğrencilerime şiir okurdum. Sonra sustu. Bir daha konuşmadı. Elif’in içi sızladı. O gün öğleden sonra mavi spor ayakkabılarını giydi.
- Ayakkabılara uzun uzun baktı. Banyoda düştüğü geceyi düşündü. Yalnız öleceğini sandığı o anı… Sonra pencerelerdeki yüzleri düşündü. Bekleyen insanları… Ve bir şey fark etti. Korkudan kaçarken başka bir korkunun içine girmişti. Yaşamayı bırakma korkusunun. Bir karar verdi. Odasına çıktı. Bavulunu topladı. Hemşire şaşkınlıkla baktı. — Bir sorun mu oldu? Elif gülümsedi. — Hayır kızım. Tam tersine… Bir şeyi yeni anladım. Kızını aradı. Leyla panikle geldi. — Anne, bir şey mi oldu? Elif elini tuttu. — Eve gidiyorum. — Ama korkuyordun. — Hâlâ korkuyorum. — O zaman neden? Elif gözlerini mavi ayakkabılarına çevirdi. — Çünkü korkmak, yaşamayı bırakmak için yeterli bir sebep değil. Leyla ağlamaya başladı. Annesine sarıldı. O gün eve döndüler. Fakat hikâye orada bitmedi. Bir hafta sonra Elif eski dikiş makinesini çıkardı. Mahalle muhtarına gitti. Camilerle, okullarla ve belediyeyle konuştu. Sonra evinin kapısına küçük bir tabela astı: “Mavi Ayakkabılar Evi” Her çarşamba yalnız yaşayan yaşlılar burada buluşacaktı. Kimisi örgü örecek, kimisi kitap okuyacak, kimisi çocuklara masal anlatacaktı. İlk gün üç kişi geldi. İkinci hafta dokuz kişi. Bir ay sonra yirmi iki kişi vardı. Ve bir gün kapı çaldı. Kapıda Meryem Hanım duruyordu. Elinde bir kutu vardı. — Nedir bu? diye sordu Elif. Meryem Hanım gülümsedi. Kutuyu açtı. İçinde iğneler, danteller ve kumaşlar vardı. — Tekrar dikmeye başlamak istiyorum. Elif’in gözleri doldu. — Birilerine ihtiyaç duyulduğunu hissetmek güzel değil mi? Meryem Hanım ilk kez kahkaha attı. Birkaç ay sonra Mavi Ayakkabılar Evi’nde yaşlı kadınlar çocuklar için kostümler dikiyor, emekli öğretmenler ücretsiz ders veriyor, marangozlar oyuncak yapıyor, yalnız insanlar yeniden birbirlerine ihtiyaç duyuyordu. Elif artık 87 yaşındaydı. Bazen geceleri yine korkuyordu. Bazen banyoya giderken ışığı açıyordu. Çünkü insanın korkuları tamamen kaybolmuyor. Ama bir şeyi öğrenmişti: Ölüm korkusu insanı yaşarken mezara sokabiliyor. Bir sabah mavi spor ayakkabılarını giyip bahçeye çıktı. Güneş yüzüne vuruyordu. Kapının önünde çocuklar gülüyor, içeriden çay kokusu geliyordu. Elif yavaşça gülümsedi. Çünkü sonunda şunu anlamıştı: İnsan uzun yaşadığı için hayatta kalmıyor. Birileri hâlâ ona ihtiyaç duyduğu için yaşamaya devam ediyor.


