DOLAR
Alış: 45.85
Satış: 46.03
EURO
Alış: 53.28
Satış: 53.50
GBP
Alış: 61.50
Satış: 61.96
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
4.06.2026
O kadını gördüğüm anda donup kaldım… çünkü kocam için kendi paramla aldığım 4 milyon liralık arabanın içinde oturuyordu
- O kadını gördüğüm anda donup kaldım… çünkü kocam için kendi paramla aldığım 4 milyon liralık arabanın içinde oturuyordu. Ama nefesimi kesen şey, kocamın gündüz vakti onun beline sarılması değildi. Asıl beni mahveden, kadının yüzünü dönüp bana bakmasıydı… çünkü onu tanıyordum. Evliliğimin böyle biteceğini hiç düşünmemiştim. Üç yıl boyunca maddi manevi destek olduğum adamın bana böylesine acımasızca ihanet edeceğini de. Ama mesele sadece aldatma olsaydı… Belki bu kadar delirmenin eşiğine gelmezdim. O öğleden sonra… Bir iş toplantısından planlanandan erken dönüyordum. Her şey tamamen normaldi. Ta ki tanıdık arabayı bir bahçeli kafetin önünde görene kadar. Siyah renkli Audi. Plakasını ezbere bildiğim araba. Murat’ın doğum gününde, tam dört milyon lirayı kendi hesabımdan havale ederek aldığım araba. Yavaşladım. İlk başta yanlış gördüğümü sandım. Ama hayır. Direksiyondaki kişi Murat’tı. Benim kocam. Kalbim deli gibi atmaya başladı. İçimde kadınların en çok korktuğu o his yükseldi. Kötü bir şey olduğunu anladığınız o his… Arabayı kenara çektim. Sonra sessizce aşağı indim. Bulunduğum yerle araba arasında sadece birkaç metre vardı. Yüzlerini seçebilecek kadar yakın… Kalbimin parçalanacağını hissedecek kadar yakın… Genç bir kadın ön koltukta oturuyordu. Oldukça dikkat çekici giyinmişti. Saçları hafif dalgalıydı. Makyajı kusursuzdu. Gülüyordu. Hem de çok mutlu bir şekilde. Ve Murat… Ona öyle bakıyordu ki… Uzun zamandır bana hiç öyle bakmamıştı. Olduğum yerde kaldım. Kulaklarım uğulduyordu. Ne konuştuklarını duyamıyordum. Ama kadının elini Murat’ın elinin üzerine koyduğunu gördüm. Murat elini çekmedi. Hatta gülümsedi. Eve geldiğinde sürekli “Çok yorgunum” diyen adam… Şimdi başka bir kadının yanında mutluluktan parlıyordu. Telefonumu sımsıkı tuttum. Ellerim titriyordu. Koşup gitmek istedim. Kapıyı açıp ikisine de bağırmak istedim. Ama yapmadım. Kendimi zorla sakin tuttum. Sonra kamerayı açtım. Tak. Tak. Tak. Her fotoğraf… Kalbime saplanan başka bir bıçak gibiydi. Bir anda kadın Murat’a doğru eğildi. Murat da ona yaklaştı. Aralarındaki mesafe artık hiçbir açıklamaya ihtiyaç bırakmıyordu. Birkaç fotoğraf daha çektim. Sonra arkamı dönüp yürüdüm. O anda beni gören biri olsaydı… Muhtemelen çok sakin olduğumu düşünürdü. Ama değildim. Yürürken içimdeki dünya yıkılıyordu. Üç yıl… Tam üç yıl boyunca onun yanında durmuştum. Evin masraflarını ben ödedim. Elektrik, kira, faturalar… Her şeyi ben karşıladım. Ailesine bile maddi destek oldum. Hiç hesap yapmadım. Arkadaşlarım defalarca: “Sen kocanı fazla şımartıyorsun,” dedi. Ben ise hep gülüp: “O benim eşim,” dedim. Şimdi düşününce… Kendimden utanıyorum. O gece Murat eve saat dokuza doğru geldi. Her zamanki haliyle. Elinde deri çantası. Üniversitede saygın bir akademisyen görüntüsü… Kapıdan içeri girdi. Bana baktı. Sonra sordu: — Yemek yedin mi? Neredeyse gülecektim. Öğleden sonra metresine sarılan adam… Şimdi karşıma geçip bana yemek yiyip yemediğimi soruyordu. Uzun uzun yüzüne baktım. Murat huzursuz olmaya başladı. — Neden öyle bakıyorsun? Sesimi sakin tutmaya çalıştım. — Yarın müsait misin? Bir an duraksadı. Sadece bir saniye. Ama ben fark ettim. — Neden? — İki aileyi akşam yemeğine çağırmak istiyorum. Bakışları değişti. Endişelendiğini anladım. Ama benim her şeyi bildiğimi bilmiyordu. — Durup dururken mi? — Çağıramaz mıyım? — Olur tabii… Gülümsedi. Ben de gülümsedim. İkimiz de rol yapıyorduk. Ama sadece birimiz ihaneti biliyordu. O gece hiç uyumadım. Sabaha kadar salonda oturdum. Fotoğraflara tekrar tekrar baktım. Her baktığımda biraz daha canım yandı. Sonra bir detay dikkatimi çekti. Kadının yüzünü yakınlaştırdım. Dikkatlice baktım. Bir kez. İki kez. Üç kez. Bir yerden tanıyordum. Hem de çok iyi. Ama çıkaramıyordum. Ta ki sabaha karşı aniden yerimden fırlayana kadar. Bedenim buz kesmişti. Yok artık… Hayır… Bu olamazdı… Eğer düşündüğüm kişi gerçekten oyduysa… Bu yaşananlar düşündüğümden çok daha korkunçtu. Ertesi gün iki aile de geldi. Büyük bir akşam sofrası hazırladım. Türk aile sofralarında olduğu gibi… Sarma, börek, kebap, pilav, mezeler… Herkes bunun sıradan bir aile yemeği olduğunu sanıyordu. Sadece ben gerçeği biliyordum. Bugün bu evlilik bitecekti. Yemek boyunca gülümsedim. Tabak uzattım. Çay doldurdum. Murat da normal davranmaya çalışıyordu. Cebimdeki telefonda ise her şeyi mahvedecek fotoğraflar duruyordu. Yemekten sonra ayağa kalktım. Kumandayı aldım. Televizyonu açtım. Sonra kocama döndüm. Uzun yıllardan sonra ilk kez ona tam adıyla hitap ettim.
- — Murat. Masadaki herkes bana baktı. O anda evin içindeki hava değişti. Derin bir nefes aldım. Sonra fotoğraf klasörünü açtım. İlk fotoğraf ekrana yansıdı. Kayınvalidem elindeki çay bardağını düşürdü. Kayınpederim başını eğdi. Annemle babam şoktan konuşamadı. Murat’ın ise yüzü bembeyaz olmuştu. Ama asıl şok henüz gelmemişti. Ekrandaki kadının yüzüne baktım. Sonra yavaşça konuştum: — Bu kadının kim olduğunu biliyor musunuz? Kimse cevap vermedi. Gülümsedim. Acıyla uyuşmuş bir gülümsemeydi bu. Sonra devam ettim: — Dün gece sonunda hatırladım… — Bu kadın yabancı biri değil. — Hepimizin tanıdığı biri. Tam adını söylemek üzereydim ki… Evin kapısı bir anda sertçe açıldı. Annemin elindeki çay bardağı yere düşüp paramparça oldu. Evde kimse nefes almıyordu sanki. Ben ise sadece Ngọc’a bakıyordum. Hayır… Artık ona “Ngọc” diye bakamıyordum. Karşımda duran kişi çocukluğumdan beri tanıdığım kuzenim değildi artık. O anda sadece hayatımı parçalayan bir kadın görüyordum. Dudaklarım kurudu. — Ne dedin sen?.. Ngọc ellerini karnının üzerinde birleştirdi. Gözleri doluydu. Ama bu kez ağlamıyordu. Sanki içinde garip bir cesaret oluşmuştu. — Ben hamileyim abla… Murat aniden ayağa fırladı. — Kes sesini! Ama artık çok geçti. O kelime evin içine bir bomba gibi düşmüştü. Hamile. Kayınvalidem ağlayarak Murat’a döndü. — Doğru mu bu?! Murat’ın dudakları titriyordu. Cevap veremedi. Ve bazen sessizlik… Her şeyden daha ağır bir itiraftır. Babam öfkeyle masaya vurdu. — Şerefsiz herif! — Bir de çocuk mu yaptın?! Annem ağlamaya başladı. Ben ise hâlâ hareket edemiyordum. Garip bir şekilde artık ağlayamıyordum bile. Acı o kadar büyümüştü ki… Bedenim hissizleşmişti. Ngọc bana doğru bir adım attı. — Ben bunu planlamadım… — Gerçekten istemeden oldu… Bu kez kahkaha attım. Yüksek sesle. Herkes bana baktı. Ama duramadım. Çünkü artık sinirlerim kopmuştu. — İstemeden mi oldu? — Bir kadın istemeden başka bir kadının kocasıyla on ay birlikte olmaz! Ngọc gözlerini kapattı. Murat araya girmeye çalıştı. — Aslı… lütfen sakin ol… O anda ona öyle bir baktım ki sustu. İlk kez benden gerçekten korkuyordu. Yavaşça ayağa kalktım. Sonra Ngọc’a doğru yürüdüm. Aramızda sadece birkaç adım kaldığında durdum. — Kaç aylık? Ngọc başını eğdi. — Üç… Üç ay. Yani… Şirketimin bilgilerini satıp bana ihanet ettiği dönemde… Ben hâlâ bu adama güvenmeye devam ederken… Onlar birlikte çocuk yapıyordu. Kalbimde son kalan şey de o anda öldü. Kayınpederim ağır bir sesle konuştu. — Murat… — Söyle bana… — Bu çocuk senden mi? Murat gözlerini kapattı. Sonra yavaşça başını salladı. Kayınvalidem çığlık atarak ağlamaya başladı. Ben ise sadece tavana baktım. İnsan bazen öyle büyük bir yıkım yaşar ki… Beyniniz kendini korumak için duygularınızı kapatır. O anda tam olarak bunu yaşıyordum. Ngọc tekrar konuştu. — Ben çocuğumu babasız büyütmek istemiyorum. Babam sinirden ayağa kalktı. — Yeter artık! — Senin utanman yok mu?! Ama Ngọc bu kez geri çekilmedi. Tam tersine… İlk kez gözlerimin içine dik dik baktı. — Ablamın her şeye sahip olması zaten yeterince kolaydı. O cümleyle birlikte odadaki herkes dondu. Ben kaşlarımı çattım. — Ne dedin sen? Ngọc’un sesi titriyordu ama konuşmaya devam etti. — Küçüklüğümden beri herkes seni sevdi. — Güzel olan sendin. — Başarılı olan sendin. — Zengin olan sendin. — Herkes seni örnek gösterdi. — Bense hep senin gölgende kaldım. Annem şok içinde: — Ngọc… ne saçmalıyorsun sen?! Ama o durmuştu artık. İçinde yıllardır sakladığı bütün karanlık dışarı çıkıyordu. — Murat beni sevdi! — İlk kez biri beni seçti! O an Murat bile şaşkınlıkla ona baktı. Çünkü belli ki… Bu ilişkinin onun düşündüğünden daha hastalıklı bir tarafı vardı. Ben ise sadece sessizce dinliyordum. Ngọc gözyaşlarını sildi. Sonra bana bakıp fısıldadı: — Ben bir kere olsun senin yerinde olmak istedim. İşte o anda her şeyi anladım. Mesele aşk değildi. Mesele Murat da değildi. Ngọc benim hayatımı çalmak istemişti. Benim yerimi. Benim evimi. Benim kocamı. Benim hayatımı. Ve en korkuncu… Bunu başarabileceğine gerçekten inanmıştı. Murat sinirle bağırdı. — Saçmalama artık! — Bu iş burada bitecek! Ngọc bir anda ona döndü. — Bitecek mi? Sonra çantasından telefonunu çıkardı. Ekranı açtı. Ve bir fotoğraf gösterdi. Murat’ın yüzündeki renk tamamen çekildi. Ben telefonu alıp ekrana baktım. Ve o an… Dizlerimin bağı çözüldü. Çünkü fotoğrafta sadece Murat ve Ngọc yoktu. Fotoğrafta ben de vardım. Ama ben o karede hiçbir şeyden habersiz gülümsüyordum. Tarih ise yaklaşık dört ay öncesini gösteriyordu. Yani… Benim doğum günüm gecesini. Fotoğrafın altındaki mesajı okuduğum anda… Dünyam bir kez daha başıma yıkıldı. Mesaj Murat’tan gelmişti. “Biraz daha sabret. Yakında her şey Aslı’nın üzerine kalacak.” Ellerim buz kesti. Yavaşça başımı kaldırıp Murat’a baktım. — “Her şey üzerime kalacak” ne demek?.. Murat bir adım geri çekildi. İlk kez gerçekten paniğe kapıldı. Ngọc ise ağlayarak bağırdı: — Ona gerçeği anlat artık! — Bana verdiğin sözü söyle! Ben nefesimi tuttum. Ve Murat’ın ağzından çıkan cümle… Hayatım boyunca duyduğum en korkunç şey oldu. — Başta sadece parasını almak istemiştim… O anda annem çığlık attı. Babam Murat’ın üzerine yürüdü. Kayınpederim koltuğa çöktü. Ama ben hiçbirini duymuyordum. Çünkü beynimde sadece tek bir cümle yankılanıyordu: “Başta sadece parasını almak istemiştim…” Demek bütün evliliğim… Baştan beri bir oyundu. Murat ağlamaya başladı. — Sonra işler karıştı… — Ben böyle olsun istemedim… Ama artık çok geçti. Ben yavaşça boşanma dilekçesini tekrar elime aldım. Sonra önüne bıraktım. Bu kez sesim tamamen sakindi. — İmzala. Murat başını salladı. — Aslı ne olur… — Seni seviyorum… Gözlerinin içine baktım. Ve hayatımda ilk kez… O adamı hiç tanımıyormuşum gibi hissettim. — Hayır Murat. — Sen sadece kendini sevdin. Sonra kapıya doğru yürüdüm. Tam çıkacakken durdum. Arkamı dönmeden son kez konuştum. — Bu çocuğu doğurup doğurmamak sizin kararınız. — Ama bundan sonra hiçbiriniz benim hayatımda olmayacaksınız. Ve o gece… Arkamda çığlıklar, ağlamalar ve yıkılmış bir aile bırakarak evden çıktım. Ama henüz bilmiyordum… Asıl savaş şimdi başlayacaktı.
Benzer Galeriler
-
Bekar bir anneydim ve her öğleden sonra tuz istemek için bir komşu gelirdi.
-
O kadını gördüğüm anda donup kaldım… çünkü kocam için kendi paramla aldığım 4 milyon liralık arabanın içinde oturuyordu
-
60 yaşındaki babam gençliğinde kendisinden otuz yaş küçük bir kadınla yeniden evlendiğinde tüm ailem mutluydu
-
Kızım, beş yaşındaki otistik oğlunu evimin ortasına bırakıp “birkaç gün sonra dönerim” diyerek gitmişti
-
Kayınvalideme benim bir hâkim olduğumu hiç söylememiştim
-
Annem ağlayıp karımın kendisine saygısızlık ettiğini söylediği için karımı kiler odasına kilitledim


