Ana Sayfa 25.05.2026

Hâkim, 9 yaşındaki çocuğa kiminle yaşamak istediğini sordu

1 / 2

Aile mahkemesinin hâkimi gözlüklerini düzeltti, İstanbul’daki soğuk duruşma salonunda 9 yaşındaki ikizlere sertçe baktı ve her annenin yüreğini dondurabilecek o soruyu sordu:

—Hadi bakalım çocuklar, dürüst olacaksınız. Kiminle yaşamak istiyorsunuz? Babanızla mı, annenizle mi?

O anda salondaki herkes nefesini tuttu.

Ayşe Demir, ellerini kucağında sıkıca kenetlemişti; parmak eklemleri bembeyaz olmuştu. Üzerinde, Üsküdar’daki bir semt pazarından aldığı sade bir bluz vardı. “En azından düzgün görüneyim” diye düşünmüştü.

Birkaç metre ötede eski eşi Kerem Arslan duruyordu. Nişantaşı’ndan fırlamış gibi kusursuz bir takım elbise, bileğinde pahalı bir saat ve kendinden fazlasıyla emin, alaycı bir gülümseme… Sanki para varsa her şeyin satın alınabileceğine inanıyordu.

Boşanmayı sadece birkaç ay önce o istemişti. Son dönemde Boğaz hattındaki lüks davetlerde yanında, sosyal medyada lüks yaşamını sergileyen bir influencer’la dolaşıyordu. Ayşe bunu herkesin içinde öğrenmiş, küçük düşürülmüştü.

Ayşe, yıkılmış olmasına rağmen ne villayı ne arabaları ne de banka hesaplarını istemişti. Tek bir şeyi vardı: 9 yaşındaki ikizleri Emir ve Mert’in velayeti.

Ama Kerem için bu yeterli değildi. Onun gururu, sadece onu evsiz bırakmakla değil, çocukları da elinden alıp onu tamamen yok etmekle tatmin oluyordu.

Kerem’in avukatı dosyayı açtı, sesine yapay bir üstünlük kattı:

—Sayın hâkim, müvekkilim çocuklar için her türlü imkâna sahiptir. Boğaz manzaralı bir ev, özel şoförler, yabancı dil eğitim veren en iyi kolejler ve sınırsız bir refah sunmaktadır.

—Buna karşılık davacı anne uzun yıllardır resmi bir gelire sahip değildir. İstikrarsızdır, duygusal tepkileri yüksektir ve çocuklara uygun bir yaşam sunamaz.

Ayşe’nin içi yandı. On yıl boyunca her gün sabah beşte kalkmış, kahvaltılar hazırlamış, çocuklarını okula yetiştirmiş, İstanbul trafiğinde saatler harcamıştı. Ama şimdi tüm emeği “çalışmıyor” diye yok sayılıyordu.

Kerem ise sahte bir duygusallıkla gözlerini sildi:

—Ben gerçekten barışçıl olmak istedim sayın hâkim… Ama kendisi sürekli kriz çıkarıyor. Çocukların psikolojisini bozuyor. Onların güvenliği için endişeliyim.

Ayşe dayanamadı, ayağa fırladı:

—Yalan söylüyorsun! Her şeyi çarpıtıyorsun!

Hâkim tokmağını sertçe masaya vurdu:

—Sessizlik! Yoksa sizi 36 saat gözaltına alırım!

Kerem başını eğmiş gibi yaptı ama dudak kenarındaki zafer gülümsemesini gizleyemedi. Planı tam istediği gibi gidiyordu: Ayşe’yi “kontrolsüz” göstermek.

Hâkim bu kez çocuklara döndü. Küçük olan Mert, korkuyla abisine sokuldu. Emir ise tuhaf bir şekilde çok sakin, yaşından büyük bir ciddiyetle dimdik oturuyordu.

Kerem onlara gizlice bakıp “doğruyu söylemeleri için” baskı kurduğundan emindi.

—Emir, Mert… Her şeyi duydunuz. Şimdi karar sizin. Kiminle kalmak istiyorsunuz?

Ayşe’nin kalbi duracak gibi oldu.

Emir yavaşça ayağa kalktı. O kadar sakindi ki, salondaki herkesin tüylerini diken diken etti. Babasına baktı, sonra hâkime döndü ve sakin bir sesle konuştu:

—Sayın hâkim… aslında karar vermeden önce size çok önemli bir şey göstermek istiyorum.

Bir an durdu.

—Babamın bile bilmediği çok kötü bir sır.

Kerem’in yüzündeki galibiyet ifadesi bir anda silindi. Rengi bembeyaz oldu.

Emir küçük elini cebine soktu ve herkesin görebileceği küçücük bir nesne çıkardı.

O nesneyi gören Kerem bir adım geri çekildi. Nefesi hızlandı, alnında ter damlaları belirdi. İlk kez tamamen paniklemişti.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2

Diğer Galeriler

Tema Tasarım |