Antalya Kemer Suluda Ada Tur Adalar Turu Gemi Turu Turlar Setur Gezi Turları

Yeni gelin, üvey kızının tabağında gizlenen korkuyu fark etti » T.C. Haber T.C. Haber
Ana Sayfa 20.05.2026

Yeni gelin, üvey kızının tabağında gizlenen korkuyu fark etti

1 / 2

BÖLÜM 1

Evliliklerinin üzerinden sadece 21 gün geçmişti. 5 yaşındaki Lara, sıcacık ekmeği öyle bir korkuyla geriye itti ki, sofradaki yemek değil de sanki bir ceza duruyordu önünde.

Elif’in eli havada asılı kaldı. Tereyağlı yumuşak ekmeği küçük küçük bölmüş, mercimek çorbasına batırmış, üstüne biraz pilav koymuştu ki çocuk kolayca yiyebilsin. Boğaz’a bakan o büyük yalıda her şey göz kamaştırıcıydı—mermer zeminler, pirinç işlemeli avizeler, bahçede açan güller, duvarlarda eski Osmanlı tarzı tablolar… ama yemek masasına her gece tuhaf bir korku ve sessizlik çöküyordu.

Elif, tekstil işini yürüten Murat Demir ile evlenmişti. Murat dul değildi; boşanmıştı. İlk eşi Selin şehrin başka bir semtinde yaşıyordu ve küçük kızları Lara artık kalıcı olarak Murat’ın yanında kalıyordu.

Elif, bu çocuğun hayatına yavaş yavaş yer açacağını düşünmüştü. “Anne” olma iddiasında olmayacak, zorlamayacak, sadece sevecekti. Ama Lara ona ilk günden “anne” demişti bile.

Mutfak kapısında durmuştu; pembe bir elbise içinde, elinde eski bir oyuncak ayıcıkla. Çok kısık bir sesle sormuştu:

“Anne… size yardım edebilir miyim?”

Bu tek kelime Elif’in içini sarsmıştı. Çocuğun sesinde aidiyet değil, izin isteme korkusu vardı; sanki “anne” demek bile bir hata olabilirmiş gibi.

İlk gece Elif, bunun yeni bir ortama alışma süreci olduğunu düşünmüştü. Gülümseyerek,
“Biraz ye kızım, istemezsen bırak,” demişti.

Lara dudaklarını ısırmış, Murat’a bakmış, sonra başını eğmişti.

“Affet anne… canım istemiyor.”

Murat telefondan gözünü kaldırmadan,
“Zorlama. Çocuklar böyle şeyler yapar,” demişti.

Elif daha fazla bir şey demedi ama gözleri Lara’nın bileklerine takılmıştı. O kadar inceydi ki bileklik bile düşecek gibiydi.

Ertesi gün mercimek çorbası yaptı. Sonraki gün patatesli börek. Ardından yoğurtlu makarna, pilav, menemen, hatta küçük kalp kurabiyeler… Her seferinde Lara tabağa bakıyor, yüzü değişiyor, sonra aynı kısık ses:

“Affet anne… canım istemiyor.”

Murat hep aynı şeyi söylüyordu:
“Zamanla geçer. Selin’in evinde de tuhaf alışkanlıkları vardı.”

Bir akşam Elif, Lara’nın hırkasının cebinde bir parça kuru ekmek buldu. Bir peçeteye sıkıca sarılmıştı. Uzun süre o ekmeğe baktı. Çocuk yemeği saklıyorsa, ya yemekten korkuyordur ya da yemeye.

Gece Murat’ın önüne ekmeği koydu.
“Bunu cebinde buldum.”

Murat yorgun bir ifadeyle başını ovuşturdu.
“Elif, lütfen her şeyi büyütme.”

“Niye yemek saklıyor?”

“Çünkü çok şey yaşadı.”

“Ne yaşadı?”

Murat sustu.

Elif o sessizliği ilk kez bir cevap değil, ağır bir sır gibi hissetti.

Günler geçtikçe Lara gündüzleri Elif’in peşinde dolaşıyor, hamura parmak sokuyor, balkonda çiçekleri suluyor, oyuncaklarına küçük hikâyeler kuruyordu. Bazen gülüyordu bile. Ama yemek masası kurulduğu anda sırtı dikleşiyor, elleri kucağında kilitleniyor, gözleri görünmeyen bir emri bekliyordu.

Bir akşam Elif çorbayı uzattı. Lara’nın gözlerinde kısa bir an gerçek bir açlık parladı. Tam o sırada Murat sandalyeyi sertçe çekti. Ses yankılandı.

Lara bir anda taş kesildi.

“Affet anne… canım istemiyor.”

O gece Elif uyuyamadı.

Birkaç gün sonra Murat iş için Ankara’ya gitmek zorunda kaldı. Araba kapıdan çıkar çıkmaz Lara’nın omuzları gevşedi. Elif bunu net gördü.

Akşam sessizce mercimek çorbası ve pilav yaptı. Lara masaya oturdu. Uzun süre hiçbir şey yapmadı. Sonra kaşığı aldı. Bir lokma. Bir daha. Bir daha.

Elif’in gözleri doldu ama hiçbir şey söylemedi.

Gece çocuğu yatırdıktan sonra odadan çıkarken Lara kapıda belirdi. Elinde yine o oyuncak ayıcık vardı. Yüzü solgundu.

“Anne…” diye fısıldadı,
“Size bir şey söylemem lazım.”

Elif’in içinde soğuk bir fırtına koptu.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |