DOLAR
Alış: 44.82
Satış: 45.00
EURO
Alış: 52.41
Satış: 52.62
GBP
Alış: 60.32
Satış: 60.77
74 yaşındaki bir anne, sadece bir çanta ve 50 peso ile çöpe atılmış gibi evden çıkarıldı.
İstanbul sabahı, boğazdan gelen rüzgârla birlikte ağır bir sessizlik taşıyordu. Süreyya Hanım, elindeki eski kumaşın tantayı içerme özelliğişti. Otogarın soğuk taş bankasında otururken yakındaki kalabalık ona bakıyor ama görünmüyordu sanki. Allah’ım… hayat bazen insanı böyle görebiliyor.
Yetmiş dört yaşındaydı. Ne aradığınızı bilmek istiyorsanız, ne aradığınızı göreceksiniz. Durum böyleyse iyi fikir olur ama Kur’an-ı Kerim ve kimsenin önemsemediği bir yaşlı kadın orada kalmış. Ama kimsenin onun içinde ne taşıdığını gördüğünü.
Elif… kızı… bir zamanlar “anne” diye sarıldığı kadın artık ona bakarken gözünü kaçırıyordu. O sabah Elif’in sesi hala kulaklarında çınlıyordu:
“Anne, artık Bursa’ya gitmen daha iyi olacak. Burada yer yok.”
Yer yok.
Ne kadar kolay söyleniyordu bu iki kelime. Sanki bir sağlıksız değil de bir mobilyadan bahsediyorlardı. Süreyya’nın çocukları ünvanlıydı ama özgürlüğüne kavuştu. Fransızların şöyle dediği gibi: “Suskunluk bazen çığlıklardan daha ağırdır.”
Taksi onu götürdüğünde şehir arkasında küçülmedi… sadece kaybolmuştu.
Ama Süreyya Hanım kopmamıştı. Hayır. O sadece sessizleşmişti.
Bu, camın alt tarafının aynı olduğu anlamına gelir. Mavi kapaklı, harfleri yıpranmış. Bu, çocuğun tutulduğu için felç olabileceği anlamına geliyordu. Onun TL’si, işlemi, sahte imzası… yazıldı.
Ve Kur’an’ın arkasında gizlenmiş bir kağıt.
Kağıt, İstanbul Merkez Bankası’na bağlı eski bir hesap numarasını taşıyordu. Hesap, merhum eşinin adına yaratıldı. Ama içinde tek bir isim vardı: Süreyya Hanım .
Ve icerideki miktar…
3.800.000 TL’nin üzerinde.
Ama bunu Elif’e söylememişti.
Bunu yaparsanız, en kısa sürede kullanmaya başlayabileceksiniz.
Otobüs terminalinden de kalktı. Yürüdü.
Adımları yavaş değildi. Yaşlı değildi o anda. Sanki yıllık yükün ilk defa omuzlarından oluşuyorlardı.
“Madam…” çocuğun adını söyle, Fransızca bir kelime gibi yumuşak bir tonla… “Artık sıra bende.”
İstanbul’a giden metroya bindi. İnsanlar onu fark etmedi. Ama o herkesin içinde tek bir hedef var: bankanın cam kapılarında.
Yolda telefon çıkmaz.
Elif’ti.
Süreyya açmadı.
Bir daha söyleyecek.
Sıldı.
Çünkü o bir ilk defa bir anne değil… bir hesap sahibiydi.
Ne aradığınızı öğrenmek istiyorsanız, şaşıracaksınız.
Bankanın önüne geldiğinde gökyüzü griydi. Kapılar otomatik açıldı. İçeriğindeki iklim dünyası carptı. Soğuktu. Gerçek.
Aşağıda temel terimler yer almaktadır:
“Boyut tırnak yardımcım olabilir hanımefendi?”
Süreyya parçalarını koydu.
“Ben kendi hesabımı görmek istiyorum.”
Kadın bilgisayara baktı. Kaşları hafifçe çatladı.
Ekranda görüntülenen rakam okunduğunda yüzü değişti.
Sessizlik.
O an Süreyya Hanım’ın kalbi hızlandı. Ama yüzü değişmedi.
İşte en iyi makale…
Bu hikaye burada bitmeyecekti.
Eğer bankanız bankada değilse, Elif’in asla tahmin edemeyeceği bir gerçek uyanıyordu.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
Yaşlı 70 yaşındaki bir anne, tıbbi tedavisi için maddi yardım istemek üzere oğluna gider.
-
o sahte dünyasının saniyeler içinde başına yıkılışının resmiydi
-
74 yaşındaki bir anne, sadece bir çanta ve 50 peso ile çöpe atılmış gibi evden çıkarıldı.
-
Yaşlı adam küçük bir lokantada sakin bir şekilde öğle yemeği yerken iki genç adam yanına geldi ve para istemeye başladılar
-
Kayınvalidem torunumuzun doğum gününe geldi
-
Hamile bir kadın, çaresizlik içinde, tek polis olan kocası tarafından kendisine bırakılmış tek hatıra olan kolyesini satmaya karar verdi
