Antalya Kemer Suluda Ada Tur Adalar Turu Gemi Turu Turlar Setur Gezi Turları

hep kilitli tutulan gizemli bodrum kapısı. » T.C. Haber T.C. Haber
Ana Sayfa 25.04.2026

hep kilitli tutulan gizemli bodrum kapısı.

2 / 2

Günlükteki Kan Donduran İtiraflar
Odanın köşesinde, üzeri not kağıtları, tıbbi şırıngalar ve cam şişelerle dolu ahşap bir çalışma masası dikkatimi çekti. Titreyen adımlarla masaya yaklaştım. Masanın üzerinde siyah, deri ciltli kalın bir defter duruyordu. Açık olan sayfaya gözüm kaydı. Kerem’in o çok iyi bildiğim düzgün el yazısıyla yazılmış satırlar, kabusun gerçek boyutunu gözler önüne seriyordu:

“12 Nisan… Doku bozulmasını tamamen durdurmak imkansız ama yavaşlatmak için solüsyon oranını artırmam gerekti. O hala çok güzel. Benimle kalmalı. Onu o soğuk toprağın altına koymalarına, benden koparmalarına asla izin veremezdim. O benim. Hep benim kalacak.”

Nefes nefese kalarak sayfaları hızla geriye doğru çevirdim. Gözlerim satırlar arasında dehşetle geziniyordu.

“28 Ağustos… Kızlar annelerinin yokluğunu çok soruyor. Sistemi kurdum. Onlara annelerinin özel bir odada dinlendiğini söyledim. İşe yarıyor ama dışarıya karşı normal görünmemiz lazım. Bir anne figürüne ihtiyacımız var. Ev işleriyle ilgilenecek, kızlara bakacak, komşuların şüphelerini dindirecek bir vitrin mankenine… Yeni biriyle tanıştım. Saf, çocukları seviyor ve şefkatli. Tam aradığım paravan.”

Benimle evlenmesinin tek nedeni buydu. Ben sevilen bir eş değil, onun hastalıklı sırrını dış dünyadan gizleyen bir kalkan, kızlarına bakan ücretsiz bir bakıcıydım. Benimle geçirdiği tüm o romantik anlar, tatlı sözleri, göl kenarındaki o masum nikah… Her şey bu korkunç türbeyi ve içindeki cesedi korumak için oynanan kusursuz bir tiyatroydu.

Ayak Sesleri
O an, yukarıdan bir ses duydum. Dış kapının ağır bir şekilde açılıp kapandığını, ardından yere bırakılan anahtarların o tanıdık şıngırtısını.

“Hayatım? Ben geldim! Toplantı erken bitti!”

Kerem’in neşeli sesi, evdeki ölüm sessizliğini keskin bir bıçak gibi kesti. Kalbim göğüs kafesimi parçalayacakmış gibi atmaya başladı.

Ela merdivenlerin başına doğru yöneldi ve var gücüyle, çocuksu bir neşeyle bağırdı: “Baba! Biz aşağıdayız! Annemle oynuyoruz!”

Nefesim boğazımda düğümlendi. Yukarıdaki ayak sesleri aniden bıçak gibi kesildi. Birkaç saniyelik o mutlak sessizlik, hayatımın en uzun, en korkunç anıydı. Sonra, aceleci, ağır ve öfkeli adımlar koridoru hızla geçip bodrum kapısına doğru yöneldi.

Kerem merdivenlerin başında belirdi. Bodrumun titrek ve solgun ışığı yüzüne vurduğunda, tanıdığım o kibar ve sevgi dolu adamdan eser yoktu. Gözlerinde saf bir delilik, yüzünde köşeye sıkışmış yırtıcı bir hayvanın öfkesi vardı.

“Sana…” dedi sesi titreyerek ve karanlık bir fısıltıyla, “O kapıyı asla açmamanı söylemiştim.”

Sonun Başlangıcı
Ağır adımlarla merdivenlerden inmeye başladı. Bakışları önce masadaki açık günlüğe, sonra darmadağın olmuş yüzüme, en son da yatağın başındaki bana takıldı. Her şeyi öğrendiğimi, kurduğu o hastalıklı dünyanın duvarlarının yıkıldığını anlamıştı.

“Kerem, dur!” diye bağırdım, sesimin titremesini engelleyemeyerek. “Sen hastasın! Lütfen yardım alalım. Bu çocuklara bunu nasıl yaparsın?”

“O benim karım!” diye kükredi. Yüzündeki damarlar belirginleşmiş, gözleri yuvalarından fırlayacak gibi olmuştu. “Onu benden alamazsınız! Hiçbiriniz!”

Üzerime doğru atıldığında masanın üzerindeki içi ağır sıvı dolu cam formaldehit şişesini kaptım ve var gücümle ona doğru fırlattım. Şişe omzuna çarpıp büyük bir gürültüyle parçalandı, içindeki yakıcı sıvı etrafa saçıldı. Kerem acıyla inleyerek dengesini kaybederken bir anlık boşluktan faydalandım.

“Ela, koş!” diye çığlık attım. Şaşkınlıktan dona kalan çocuğu kucağıma aldığım gibi merdivenlere doğru fırladım. Kerem arkamızdan bağırıyor, küfürler savurarak toparlanmaya çalışıyordu ama o birkaç saniyelik şok bana ihtiyacım olan zamanı vermişti.

Basamakları nasıl çıktığımı, yukarıda hiçbir şeyden habersiz televizyon izleyen Defne’yi tek kolumla nasıl kavradığımı hatırlamıyorum bile. Ayaklarım yere değmiyordu sanki. Sokak kapısını kırarcasına açıp kendimizi dışarı, o temiz ve serin bahar havasına attık.

Sonrası
Polisleri arayıp sokağın sonuna kadar koşarken, arkama bakmaya cesaret dahi edemiyordum. Dakikalar sonra polis sirenleri sokağı doldurduğunda, kaldırım kenarına çökmüş, şok içindeki iki küçük kızı göğsüme bastırmış hıçkırarak ağlıyordum.

Polisler evi bastığında Kerem direnmemişti. Onu kelepçeli bir şekilde dışarı çıkardıklarında yüzünde tuhaf, boş bir gülümseme vardı. Gözleri ne beni ne de çocukları görüyordu; sanki çoktan kendi zihninin karanlık dehlizlerinde kaybolmuştu.

O günden sonra hayat hiçbirimiz için eskisi gibi olmadı. Olay, tüm haber bültenlerine “Göl Kenarındaki Evde Kan Donduran Sır” olarak yansıdı. Kerem, çıkarıldığı mahkemece akli dengesinin yerinde olmadığına karar verilerek yüksek güvenlikli bir psikiyatri hastanesine kapatıldı. Eski eşinin bedeni ise yıllar sonra nihayet hak ettiği gibi, toprağa verildi.

Kızlara gelince… Devletin sağladığı yoğun psikolojik destek ve zorlu bir hukuk mücadelesinin ardından onların resmi koruyucu ailesi oldum. Ela ve Defne, yaşadıkları bu devasa travmayı aşmak için hala terapi görüyorlar. İşimiz kolay değil, ancak biz artık birbirimizin tek sığınağıyız.

Bazen, gece yarısı uykumdan kan ter içinde uyanıyorum. Burnuma o keskin ve soğuk formaldehit kokusu geliyor. Ama sonra yan odadan gelen, kızların düzenli ve huzurlu nefes seslerini duyduğumda sakinleşiyorum. O karanlık bodrum kapısının bir daha asla açılmayacağını bilerek, yavaşça derin bir nefes alıyor ve hayatıma kaldığım yerden devam ediyorum.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

2 / 2
Tema Tasarım |