DOLAR
Alış: 44.82
Satış: 45.00
EURO
Alış: 52.41
Satış: 52.62
GBP
Alış: 60.32
Satış: 60.77
hep kilitli tutulan gizemli bodrum kapısı.
Kerem’le evliliğim, onun önceki evliliğinden olan iki tatlı kızı Ela ve Defne, ve evdeki o hep kilitli tutulan gizemli bodrum kapısı… Kerem bana bodrumda sadece eski eşyaların olduğunu, tehlikeli olabileceğini söylemişti. Ancak kızlar evde hastayken, küçük Ela’nın “Annemin nerede yaşadığını göstereyim mi?” diyerek beni o kapıya götürmesi her şeyi değiştirdi. Saç tokamla açtığım o paslı kilidin ardından aralanan kapıdan yüzüme çarpan keskin ve ağır koku, aşağıda eski eşyalardan çok daha karanlık bir sırrın yattığını haykırıyordu.
Karanlık ve rutubet kokusuna karışan o kimyasal, genzi yakan koku midemi bulandırmıştı. Bu, çürüyen veya küflenen bir şeylerin kokusu değildi; daha çok bir hastane morgunu, güçlü dezenfektanları ve formaldehiti andırıyordu. Nefes almakta zorlanarak bir adım geriledim ama Ela’nın küçük, soğuk eli elimi sımsıkı tutuyordu.
“Korkma,” dedi Ela, gözlerinde çocukça bir masumiyetle. “Aşağısı biraz soğuk ama annem orada uyuyor.”
Bacaklarım titriyordu. İçgüdülerim bana arkamı dönüp o evden hemen kaçmamı söylüyordu. Fakat bir anne şefkatiyle bağlandığım bu iki küçük kızın, böylesine hastalıklı bir sırrın içinde büyümesine izin veremezdim. Duvardaki ışık düğmesini yokladım. Titrek, sarımsı bir ışık, aşağıya inen dik ve beton merdivenleri aydınlattı.
Yeraltındaki Türbe
Merdivenlerden yavaşça inmeye başladık. Her adımda o keskin koku daha da yoğunlaşıyor, soluğumu kesiyordu. Bodrum katının zeminine ulaştığımda, karşılaştığım manzara karşısında nutkum tutuldu. Burası tozlu eşyaların atıldığı bir depo değildi. Burası, yukarıdaki ebeveyn yatak odasının birebir aynısı olacak şekilde döşenmiş, endüstriyel boyuttaki klimaların son ayarda çalıştığı dondurucu bir odaydı.
Odanın tam ortasında, beyaz saten çarşaflarla örtülü büyük bir yatak duruyordu. Ve yatağın üzerinde…
Çığlık atmamak için iki elimle ağzımı kapattım.
Yatakta, solgun cildi özenle makyajlanmış, üzerinde zarif, beyaz bir gece elbisesi olan bir kadın yatıyordu. Gözleri kapalıydı, elleri göğsünde kusursuz bir simetriyle birleştirilmişti. Etrafı, hastanelerde kullanılan türden soğutucu paneller ve havayı temizleyen uğultulu cihazlarla çevriliydi. Kerem’in üç yıl önce trafik kazasında öldüğünü söylediği ilk eşi, kızların annesi, tam karşımdaydı. Kanlı canlı değildi ama toprağa da karışmamıştı. Bir mumya gibi, hastalıklı bir saplantıyla kimyasallarla korunmuş, dondurulmuş bir şekilde orada yatıyordu.
Ela elimi bırakıp yatağa doğru koştu. “Anne, bak, cici annem geldi! Artık saklambaç oynayabiliriz.”
Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken dondurucu soğuk iliklerime kadar işlemişti. Bu adam ne yapmıştı? Eşinin cansız bedenini toprağa vermek yerine, onu bu bodruma kilitleyip yıllarca burada mı saklamıştı? Daha da korkuncu, küçük kızlarını bu nekrofilik kabusa ortak etmiş, onlara annelerinin burada “dinlendiğini” mi söylemişti
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
Yaşlı 70 yaşındaki bir anne, tıbbi tedavisi için maddi yardım istemek üzere oğluna gider.
-
o sahte dünyasının saniyeler içinde başına yıkılışının resmiydi
-
74 yaşındaki bir anne, sadece bir çanta ve 50 peso ile çöpe atılmış gibi evden çıkarıldı.
-
Yaşlı adam küçük bir lokantada sakin bir şekilde öğle yemeği yerken iki genç adam yanına geldi ve para istemeye başladılar
-
Kayınvalidem torunumuzun doğum gününe geldi
-
Hamile bir kadın, çaresizlik içinde, tek polis olan kocası tarafından kendisine bırakılmış tek hatıra olan kolyesini satmaya karar verdi
