DOLAR
Alış: 44.76
Satış: 44.94
EURO
Alış: 52.66
Satış: 52.87
GBP
Alış: 60.37
Satış: 60.82
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
20.04.2026
11 yaşındaki kızım ve babası garajda “özel görüşmeler” yapmaya başladılar — ben de gizli bir kamera kurdum… ve hemen keşke kurmasaydım diye düşündüm.
- On bir yaşındaki kızım Lalin ile babası Kıvanç bir süredir garajda “özel görüşmeler” yapıyordu. Kapıyı kapatıyorlar, radyonun sesini açıyorlar ve beni içeri almıyorlardı. Ne zaman sorsam aynı cevabı alıyordum: “Özel konuşmalar. Davetli değilsin.” Kıvanç yedi yıldır hayatımdaydı. Lalin’in biyolojik babası değildi ama bundan daha fazlasıydı. İlk bisikletini o tutmuştu, ilk karne heyecanında o yanındaydı. Lalin’in gözünde kahramandı. Bu yüzden şüphe duymak bana ihanet gibi geliyordu. Ama yine de içimde bir şey huzursuzdu. Garajın ışığı hep yanıyordu. Küçük pencerenin perdesi sıkıca kapalıydı. Radyonun sesi her yaklaştığımda gereğinden fazla yükseliyordu. Kapıyı çaldığımda Kıvanç hemen açmıyor, birkaç dakika sonra aralayıp bedenini eşik gibi kullanarak görüşümü engelliyordu. Lalin ise her çıktığında normal görünüyordu. Korkmuş değildi. Hatta bazen gözleri ışıl ışıldı. Ama aynı cümleyi ezbere tekrar etmesi beni ürkütüyordu. Sonunda merakıma yenildim. Bir öğleden sonra, Kıvanç işteyken garaja küçük bir kamera yerleştirdim. Kimsenin kullanmadığı bir prize taktım ve saklama kutularının arkasına gizledim. İçimde suçluluk vardı ama bilinmezlik daha ağır basmıştı. O akşam yine içeri girdiler. Kapı kapandı. Radyo açıldı. Telefonumdan canlı yayını açtım. İlk birkaç saniye sadece Kıvanç’ın sırtını gördüm. Garajın ortasında eski çalışma masası duruyordu. Lalin masanın yanında ayakta, dikkatle onu izliyordu. Sonra Kıvanç kenara çekildi
- Ve gördüğüm şey yüzünden elimle ağzımı kapattım. Masada tahtadan yapılmış yarım bir kutu vardı. Yanında küçük boya şişeleri, zımpara kağıdı, vernik ve ahşap oyma aletleri. Duvara yaslanmış büyükçe bir kontrplak levhanın üzerinde kurşun kalemle çizilmiş bir taslak duruyordu. Üzerinde şu yazıyordu: “Canım Anneme.” Gözlerim doldu ama izlemeye devam ettim. Kıvanç, Lalin’e zımparayı nasıl tutacağını gösteriyordu. “Yavaş, bastırmadan. Ahşapla kavga etme, onunla anlaş,” diyordu gülümseyerek. Lalin ciddiyetle başını sallıyor, dili hafifçe dişlerinin arasındaydı. Sonra boyaları çıkardılar. Lalin moru seçti. “Annem moru çok sever,” dedi gururla. Kıvanç başını salladı. “Evet, biliriz.” Kalbim sıkıştı. Biliriz. Meğer haftalardır Anneler Günü için bir sürpriz hazırlıyorlarmış. Hazır bir hediye almak yerine, baştan sona kendi yaptıkları bir sandık. İçine Lalin’in yıllardır biriktirdiği küçük notları, fotoğrafları ve anıları koyacaklarmış. Kıvanç kapağın içine gizli bir menteşe sistemi yapıyordu; açıldığında iç tarafta küçük bir ışık yanacak ve kapağa oyulmuş yazı parlayacaktı. Radyonun yüksek olmasının sebebi ise zımpara ve küçük el matkabının sesini bastırmakmış. Perdeler boyadan toz girmesin diye kapalıymış. Kapıyı geç açmasının nedeni ise her şeyi saklamak istemesiymiş. O an içimdeki bütün karanlık düşünceler utançla dağıldı. Ama hikâye burada bitmedi. Ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi davrandım. Kamera yerinde kaldı; artık şüphe için değil, merak ve hayranlık için izliyordum. Lalin her gün biraz daha ustalaşıyordu. Parmakları ilk başta acemiydi ama zamanla ahşaba güvenle dokunmaya başladı. Kıvanç sabırlıydı. Ona sadece el işi öğretmiyordu; sabretmeyi, dikkat etmeyi, başladığını bitirmeyi öğretiyordu. Bir akşam canlı yayında beklenmedik bir şey oldu. Lalin zımparayı bırakıp Kıvanç’a döndü. “Sence annem bizi yanlış anladı mı?” diye sordu. Kalbim duracak gibi oldu. Kıvanç bir an sustu. “Belki,” dedi yumuşakça. “Ama sürprizler biraz gizem ister. Ona güveniyoruz, o da bize güveniyor. Bazen merak zor olur ama sonunda değecek.” Lalin başını salladı. “Annem üzülmesin.” O an gözyaşlarımı tutamadım. Sorun güven eksikliği değilmiş; sorun benim korkularımın sesiydi. Anneler Günü sabahı kahvaltıdan sonra Lalin heyecanla elimi tuttu. “Garaja gelir misin?” dedi. Kalbim hızla atıyordu ama bu kez korkudan değil. Kapı açıldı. Garaj tertemizdi. Çalışma masası ortadaydı ve üzerinde verniklenmiş, mor detaylarla süslenmiş ahşap sandık duruyordu. Kapağın üzerine ince ince oyulmuş yazı parlıyordu: “Bizi hep bir arada tutan kalbe.” Kıvanç kapağı açtı. İçeride küçük bir ışık yandı. Sandığın içinde Lalin’in yıllar içindeki çizimleri, ilk yazdığı mektuplar, üçümüzün fotoğrafları ve en üstte bir not vardı. Notta şunlar yazıyordu: “Anne, biz bazen kapalı kapılar ardında çalışsak da kalbimiz hep seninle. Aile olmak biraz emek, biraz sır ve çokça sevgi demek.” Sandığa dokunduğumda ahşabın pürüzsüzlüğünü hissettim. Bu sadece bir hediye değildi. Haftaların emeği, sabrı ve birlikte geçirilen zamanın somut haliydi. O gün kamerayı söktüm. Akşam Kıvanç’a her şeyi anlattım. Önce şaşırdı, sonra kırıldı, sonra beni anladı. Ben de korkularımı anlattım. Konuştuk. Uzun uzun, açık açık. Gizli kapılar yerine açık cümleler kurduk. Anladım ki bazen insan en çok sevdiğine dair en büyük korkuları üretir. Bilinmezlik, zihni karanlık senaryolarla doldurur. Oysa gerçeğin çoğu zaman basit bir açıklaması vardır. Garaj artık kapalı bir sır değildi. Orası, ailemizin birlikte bir şeyler ürettiği yer oldu. Ve ben o sandığı her açtığımda, sadece içindekileri değil, güvenin ne kadar kıymetli olduğunu da hatırlıyorum.
Benzer Galeriler
-
11 yaşındaki kızım ve babası garajda “özel görüşmeler” yapmaya başladılar — ben de gizli bir kamera kurdum… ve hemen keşke kurmasaydım diye düşündüm.
-
Kızının kayboluşundan sekiz yıl sonra bir anne, bir adamın kolundaki dövmede kızının yüzünü tanır. Dövmenin ardındaki gerçek ise onu adeta nefessiz bırakır.
-
Çocuk katili sessiz sedasız kalmış
-
KILIÇDAROĞLUNA HAPİS CEZASI
-
Eski Vali Olayı Kapatmak İçin Korkunç İddia
-
İkizlerden Sonra Evliliğimin Gerçek Yüzünü Gördüm


