DOLAR
Alış: 46.73
Satış: 46.92
EURO
Alış: 53.33
Satış: 53.54
GBP
Alış: 62.28
Satış: 62.74
Havanın sağnak yağışlı
Kafamda bin bir türlü olumsuz fikir dönüp duruyordu. Belki de bu hava şartlarında yola çıkmaması gerekiyordu diye düşündüm. Ama iş hayatı, bu tür hava koşullarını ciddiye almıyordu. Telefonumu elime aldım, onu aramak istedim, ama vazgeçtim. Arayıp daha çok endişelendirmek istemedim. Zaten dikkatli olmasını söylemiştim. Ama yine de içimdeki huzursuzluğu yatıştıramıyordum. Bu huzursuzlukla evde dolaşmaya başladım. Salonun içinde bir o yana, bir bu yana giderken, yağmurun şiddeti azalmıyordu. Kalbimdeki tedirginliği bastırmak suretiyle televizyonu açtım, ama hiçbir şeye odaklanamıyordum. Aklım sürekli eşimdeydi. Dışarıda bu kadar kötü bir havada, yolların ne durumda varolduğunu merak ediyordum. Bir an, onun arabasının kaza yaptığını hayal ettim ve içim ürperdi. Bu fikirlere daha çok dayanamayacağımı anladım. Derin bir nefes alıp, yakın arkadaşım Fırat’ı aramaya karar verdim. Fırat, her süre mantıklı ve sakin bir insandı. Ne süre bir konuda endişelensem, onunla konuşmak beni rahatlatırdı. Telefonu açtığımda, Fırat’ın her zamanda rahat sesi yankılandı: “Naber dostum, erken aradın bugün, hayırdır?” Ona durumu anlatmaya başladım, eşimin bu kötü hava şartlarında işe gitmesinden endişelendiğimi söyledim. Fırat, önce bir süre sessiz kaldı, sonra sakin bir sesle, “Anlıyorum, ama çok kuruntu yapıyorsun. O dikkatli bir insan, merak etme,” dedi. Ama benim endişem dinmiyordu. Fırat, benim bu durumumi görünce, hemen bir plan yaptı. “Biliyor musun,” dedi, “seninle bir kahve içelim, biraz sohbet ederiz, kafan dağılır. Sen evde durdukça bu endişen daha da büyür.” Bu fikir bana iyi geldi. “Tamam, Fırat,” dedim, “geleyim o süre.” Yağmurluk montumu alıp, evden çıktım. Yağmur hala şiddetliydi, ama dışarı çıkmak, evde o tedirginlik içinde oturmaktan daha iyi hissettirdi. Fırat’ın evine doğru yürürken, yağmurun altında ıslanmak bile bir anlamda beni sakinleştiriyordu. Sanki her adımda içimdeki endişe hafifliyor, yağmur damlalarıyla eş güdümlü akıp gidiyordu. Fırat’ın kapısına vardığımda, kapıyı hemen açtı. Güler yüzlü ve her zamanda rahat durumuyla beni içeri buyur etti. “Gel bakalım, bu havada senin biraz rahatlaman lazım,” dedi. İçeri geçtik, sıcak bir kahve hazırladı ve karşılıklı oturduk. Fırat, sohbeti başka konulara çekti. Eskilerden, komik anılardan bahsetti. Onun bu rahat tavırları, yavaş yavaş benim de sakinleşmemi sağladı. Eşimin güvenliğini düşünmekten biraz olsun uzaklaştım. Tam o sırada, telefonum çaldı. Ekrana baktım ve eşimin aradığını gördüm. Bir an kalbim hızla çarptı, ama hemen açtım. “Merhaba canım,” dedim. Sesinde bir rahatlık vardı. “Merhaba, toplantı bitti ve yola çıktım. Her şey yolunda, merak etme,” dedi. İçimden büyük bir taş kalkmış gibi oldu. Ona iyi varolduğunu duymak beni derinden rahatlattı. Telefonu kapattıktan sonra, Fırat’a döndüm ve “İşte bu kadar,” dedim. O da rahat bir şekilde gülümsedi, “Sana demiştim,” dedi. O gün, yağmurlu bir havada içimi kemiren o tedirginlikle başladığı durumda, arkadaşımın desteği vasıtası ile huzurla sona erdi. Fırat’a, yanımda varolduğu ve bana sakinliğini aşıladığı suretiyle minnettardım. Hayatta bu tür dostların olması, en zor zamanlarda bile insanı ayakta tutan şeydi. Ve ben o gün, yalnız olmadığımı, sadece yanımdaki insanlarla değil, dostlukların da bizi hayatta nasıl güçlü kıldığını bir kez daha anladım.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
Karanlık Banyoda Başlayan Dehşet: Kadının Çığlığı, Adaletin Terazisi
-
Boşanmanın ardından, dayanacak kimsem kalmamıştı
-
BENİ DOĞURAN KADIN, YİRMİ ALTI YIL SONRA KAPIMA GELDİ. Benden af dilemedi.
-
Kocam, annesinin ‘huzur bulmaya ihtiyacı olduğu’ gerekçesiyle hastanede yalnız başına annesini ziyaret etti
-
Görkemli nişan partimizde, balkondan nişanlımın annemi kasten dekoratif fıskiyeye ittiğini izledim.
-
Alzheimer hastası olan büyükannesini kapıda bırakıp ona “şimdi sıra sende” dediler
