DOLAR
Alış: 48.57
Satış: 48.77
EURO
Alış: 55.75
Satış: 55.98
GBP
Alış: 64.80
Satış: 65.29
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
19.09.2026
8 Yaşındaki Oğlumun Gecenin Bir Yarısı Kapı Önünde Fısıldadığı O Korkunç Cümle ve Evdeki Saklı Gerçek
- Sekiz yaşındaki oğlum Kerem, hayatı boyunca anneannesi Neriman’a çok düşkün olmuştur. Uzun saatler çalışarak onu tek başına büyütmeye çalıştığım o zorlu dönemlerde anneannesi onunla yakından ilgilenmiş, ödevlerine yardım etmiş, okul konserlerini bir kez bile kaçırmamıştı. Bu yüzden anneannemin kalp rahatsızlığı birdenbire kötüleşip büyük bir ameliyat geçirmesi gerektiğinde, iyileşme sürecini evimizde geçirmesi için onu hiç düşünmeden yanımıza aldım. Kerem onun adeta küçük bir gölgesi haline geldi. Ona su taşıyor, ilaçlarını saatinde hatırlatıyor, konuşamayacak kadar yorgun olduğunda yatağının kenarına oturup ona çizgi romanlar okuyordu. Ancak bir süre sonra evde garip bir şeyler olmaya başladı. Kerem, anneannemin yatak odasının dışındaki koridorda yatmak istemişti. Her gece kendi odasını terk edip yastığını ve battaniyesini alıyor, koridorun zeminine serilerek doğrudan anneannesinin odasının kapısının önünde kıvrılıp uyuyordu. Sabahları uyanıp onu orada bulduğumda ve kendi yatağına taşımak istediğimde hep aynı şeyi söylüyordu: — Yavrum, anneannem güvende. Ben hemen koridorun karşı tarafındayım, odana geçebilirsin. — Biliyorum anne, diye fısıldıyordu. Sadece ona yakın olmam lazım.
- O dönemde, anneannemi o kadar zayıf, solgun ve bitkin görmenin küçük bir çocuğun ruhunda endişe yarattığını, bu yüzden etrafında olmak istediğini varsaymıştım. Kardeşim Cenk de bu süreçte neredeyse her gün bizi ziyarete geliyordu. Market alışverişlerini yapıyor, evdeki bozuk işleri tamir ediyor ve işlerimi halletmem gerektiğinde annemin yanında kalmayı gönüllü olarak teklif ediyordu. — Senin omuzunda zaten taşıyamayacağın kadar çok yük var, bırak da bu konuda sana yardım edeyim, diyordu. Çok sevecen ve yardımsever bir dayı gibi görünüyordu. Fakat zamanla bazı tuhaflıklar fark etmeye başladım. Cenk ne zaman üst kata, anneannemin yanına çıksa, Kerem hemen arkasından gidiyordu. Cenk anneannemle yalnız kalmak istediğinde, Kerem aniden odada kalmak için tuhaf bahaneler üretiyordu. Bir gün Cenk gülerek onun saçlarını karıştırmış ve takılmıştı: — Hayırdır küçük koruma muhafızı, adım attığım her yerde niye peşimdesin? Kerem hiç gülümsememişti. Hatta o gün Kerem’e biraz kızmış, onu azarlamıştım: — Cenk dayın anneannene yardım etmeye çalışıyor, her yerde onu adım adım takip etmeyi bırakmalısın, oğlum. Kerem gözlerini yere dikmiş ve sadece, “Tamam anne,” demekle yetinmişti. Ama o gece, geçen Perşembe sabaha karşı saat 04.17 sıralarında koridordan gelen hafif bir fısıltıyla uyandım. Yataktan kalkıp sessizce koridora adım attığımda olduğum yerde dondum kaldım. Kerem battaniyesinin altında anneannemin kapısının önünde uzanıyordu ama uyumuyordu. Küçük eliyle yastığını sımsıkı kavramış, gözlerini kapı koluna dikmişti. — Bu gece uyumayacağım, diye fısıldadı kendi kendine kararlı bir sesle. Ve kısa bir duraksamanın ardından ekledi: — Cenk dayımın anneanneme bunu bir daha yapmasına izin vermeyeceğim. Kanımın çekildiğini hissettim. Damarlarımda dolaşan kan adeta buza kesmişti. — Kerem? Küçük çocuk irkildi ve hızla doğruldu. Yanına koştum. — Ne demektir bu? Cenk dayının neyi bir daha yapmasına izin vermeyeceksin? Minik gözleri anında yaşlarla doldu. Anneannemin kapalı odasının kapısına doğru korku dolu bir bakış attıktan sonra titrek bir sesle fısıldadı: — Anne, kimseye söylemeyeceğine söz ver. Ne olur söz ver. Nefes almakta bile zorlanıyordum. Göğsüme büyük bir ağırlık çökmüştü. — Ne yaptı o? Çabuk söyle bana. Kerem elleriyle yüzünü kapattı. Sonra bana doğru eğilip kulağıma hayatımın en sarsıcı cümlesini fısıldadı. Cümlesi bittiğinde, ellerim o kadar çok titriyordu ki dengemi sağlayabilmek için koridorun duvarına tutunmak zorunda kaldım.Kerem’in anlattıkları karşısında başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Cenk, dışarıda herkesin sevdiği o fedakâr dayı maskesinin altında yatalak ve savunmasız durumdaki annemizi tehdit ediyordu. Anneannemin yıllarca dişinden tırnağından artırarak biriktirdiği gizli birikimini ve elmas küpelerini vermesi için ona baskı yapıyor, eğer bunu kabul etmezse ya da bana söylerse sağlığıyla ilgili kötü şeyler olacağını söyleyerek yaşlı kadını korkutuyordu. Kerem, birkaç gece önce uyanmış ve kapının aralığından dayısının anneannemi ağlattığını, değerli eşyalarını zorla aldığını ve onu tehdit ettiğini kendi gözleriyle görmüştü. Küçük bir çocuk olmasına rağmen, dayısının anneannem her yalnız kaldığında bunu tekrarladığını fark etmişti. İşte bu yüzden her gece kapısının önünde nöbet tutuyor, uyumaya korkuyordu. O an içimde fırtınalar kopuyordu. Kendi kardeşimin, canından kanından bir parçanın, hasta ve yardıma muhtaç yaşlı bir kadına bunu yapabileceğine aklım almıyordu. Sabaha kadar gözüme uyku girmedi. Sabah güneş doğduğunda içimdeki öfke korkumun çok ötesine geçmişti. Cenk her zamanki gibi kahve bahanesiyle eve geldiğinde, maskesini yüzünden fırlatıp attım. Onu kapıda karşıladım ve yaptıklarını bildiğimi söyledim. Önce inkâr etmeye çalıştı, gülerek durumu geçiştirmeye kalktı ama arkasından Kerem’in kararlı bakışlarını ve anneannemin titreyen sesle doğrulup her şeyi onayladığını görünce rengi soldu. Evi derhal terk etmesini, aksi takdirde polise gidip elimizdeki tüm kanıtları sunacağımı haykırdım. Köşeye sıkışan Cenk, arkasına bile bakmadan evimizden kaçtı. Bu olay ailemizde derin yaralar açtı; güven kavramı bir anda paramparça oldu. Ancak zamanla yaralarımızı sarmayı başardık. Anneannem eski sağlığına ve huzuruna yavaş yavaş kavuştu. Kerem ise artık kapı önlerinde korkuyla nöbet tutmuyor, kendi yatağında güvenle uyuyor. O gece öğrendiğim en büyük ders, çocukların sessiz çığlıklarına kulak vermenin ve onların gözlemlerini asla küçümsememenin hayati önemi oldu. Ailemiz şimdi çok daha güçlü ve en önemlisi artık gerçekten güvende.
Benzer Galeriler
-
Geçmişin Bedeli ve Adaletin Zaferi: Bir Kadının Küllerinden Yeniden Doğuşu
-
400 Doların Arkasındaki Gizli Miras: Garson Kızın Hayatını Değiştiren O Gece ve Adalet
-
8 Yaşındaki Oğlumun Gecenin Bir Yarısı Kapı Önünde Fısıldadığı O Korkunç Cümle ve Evdeki Saklı Gerçek
-
İkizinin Varlığını 18 Yıl Senden Sakladık: Bir Annenin En Büyük İtirafı ve Yüzleşme
-
Japonya’nın En Yaşlı Doktoru Paylaşıyor
-
Yıllarca Eşimi ‘Yarım Adam’ Diye Küçümsediler


