Ana Sayfa 15.09.2026

YILLARCA ÇOCUK SAHİBİ OLAMADIKTAN SONRA YENİ DOĞAN ÜÇÜZLERİMLE EVE DÖNDÜM

1 / 2

“Dosyanın üzerindeki hastane mührünü gördüm.

Ve altında yazan tarihi okuyunca nefesim kesildi.”

Tarih, benim hamile kaldığımı öğrendiğim günden tam iki yıl öncesine aitti.

Dosyayı tutan ellerim titremeye başladı.

Bir kez tarihe baktım.

Sonra kadına.

Sonra Tayfun’a.

“Bu ne?” dedim.

Sesim kendime bile yabancı geliyordu.

Kapının önündeki kadın içeri girmek için izin istemedi. Bir adım attı ve dosyayı işaret etti.

“Benim adım Sevcan,” dedi. “Ve sanırım artık her şeyi öğrenmen gerekiyor.”

Tayfun hemen araya girdi.

“Serap, onu dinleme.”

O an içimde bir şey koptu.

On bir yıldır çocuk sahibi olabilmek için aynı adamla hastane koridorlarında ağlamıştım.

Onun elini tutmuştum.

Her başarısız tedaviden sonra birbirimize sarılmıştık.

Beşinci tüp bebek denememizin de sonuç vermediği gün Tayfun başını omzuma koyup,

“Bir gün olacak,” demişti.

Şimdi ise karşımda duruyor ve hayatımın en büyük mutluluğunun ortasında bana evimi terk etmemi söylüyordu.

Dosyayı açtım.

İlk sayfada özel bir tüp bebek merkezinin adı vardı.

Altında Tayfun’un adı yazıyordu.

Bir sonraki satırda ise başka bir kadın adı.

Sevcan Arı.

Gözlerimi kaldırdım.

“Sen misin?”

Kadın başını eğdi.

“Evet.”

Boğazım düğümlendi.

“Ne işiniz vardı aynı tüp bebek merkezinde?”

Tayfun bana doğru yürüdü.

“Serap, sana açıklayacağım.”

“Olduğun yerde kal.”

İlk kez sesimi bu kadar sert çıkardığımı hatırlıyorum.

Üç bebeğimiz salonda usulca kıpırdanıyordu.

Rüzgâr minicik bir ses çıkardı.

Birkaç saat önce o ses bana dünyanın en güzel sesi gibi gelmişti.

Şimdi ise evin içindeki sessizliği daha da ağırlaştırıyordu.

Sevcan derin bir nefes aldı.

“İki yıl önce Tayfun benimle buraya geldi.”

“Niye?”

“Çünkü bir çocuğumuz olsun istiyordu.”

Sanki biri göğsüme yumruk attı.

Tayfun’un yüzüne baktım.

“Bir çocuğumuz mu?”

“Serap…”

“Bir çocuğumuz mu dedin?”

Sevcan gözlerini benden kaçırmadı.

“Biz birkaç yıl ilişki yaşadık.”

O anda ayakta nasıl kaldığımı hâlâ bilmiyorum.

Tayfun bir şeyler söylemeye çalışıyordu ama artık sesini duymuyordum.

Kulaklarım uğulduyordu.

Dosyanın sayfalarını çevirmeye devam ettim.

Tedavi tarihleri.

İmzalar.

Embriyo kayıtları.

Doktor notları.

Sonra bir sayfada kendi soyadımı gördüm.

Serap Demir.

Nefesim kesildi.

“Benim adım neden burada?”

Sevcan sustu.

Tayfun gözlerini kapattı.

İşte o an anladım.

Asıl korkunç olan şey, kocamın beni aldatmış olması değildi.

Daha büyük bir şey vardı.

“Konuşun!”

Sevcan çantasından başka bir belge çıkardı.

“Senin yıllar önceki tedavilerinden kalan embriyoların vardı.”

Başımı salladım.

“Vardı. Ama doktor son denemeden sonra ikisinin gelişmediğini, kalanların da kullanılamaz durumda olduğunu söylemişti.”

Sevcan’ın gözleri doldu.

“Öyle değildi.”

Dizlerimin titrediğini hissettim.

“Ne demek öyle değildi?”

“Tayfun, senin imzanı taklit ederek bazı izin belgelerini değiştirdi.”

Bir an nefes alamadım.

“Ne yaptı?”

“Embriyolardan üçünü saklattı.”

Tayfun sonunda konuştu.

“Ben sadece bir şans daha olsun istedim.”

Ona baktım.

“Benim haberim olmadan mı?”

“Sen artık denemek istemiyordun.”

“Çünkü doktorlar bedenimin çok yıprandığını söylüyordu!”

Sesim bütün evi doldurdu.

Bebeklerden biri ağlamaya başladı

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |