DOLAR
Alış: 49.90
Satış: 50.10
EURO
Alış: 56.11
Satış: 56.34
GBP
Alış: 67.14
Satış: 67.64
Yeni kocamın kızı, ailemin önünde bana saygısızlık etti
Mehmet kâğıtlara baktı.
Önce anlamamış gibi davrandı.
Sonra sayfaları eline aldı ve gözleri satırların üzerinde hızla dolaşmaya başladı.
“Sen aklını mı kaçırdın Aylin?”
Kahvemi karıştırmaya devam ettim.
“Hayır.
İlk defa aklımı kullanıyorum.”
“Bu yaptığın da ne demek?
Elif’in kartı çalışmıyormuş.
Arabanın ödemesi yapılmamış.
Üniversiteden de mesaj gelmiş.
Sen bütün bunları neden durdurdun?”
Başımı kaldırdım.
“Çünkü artık ödemiyorum.”
Mehmet kâğıtları tezgâha sertçe bıraktı.
“Sen benim kızıma bunu yapamazsın!”
İşte o cümle…
Dün gece yemek masasında söylediği cümlenin aynısıydı.
Yine kızı.
Yine onun hakları.
Yine benim sorumluluklarım.
“Mehmet,” dedim.
“Dün gece bana onun annesi olmadığımı söyledin.
Hatırlıyor musun?”
Yüzü değişti.
“Şimdi bunun sırası mı?”
“Tam sırası.
Madem annesi değilim, annesi gibi davranıp bütün masraflarını karşılamamı da bekleyemezsin.”
Tam o sırada merdivenlerden hızlı ayak sesleri geldi.
Elif mutfağa girdi.
Üzerinde pahalı pijamaları vardı.
Saçları dağınıktı.
Telefonunu elinde tutuyordu.
“Baba!
Aylin benim bütün kartlarımı iptal etmiş!”
Beni görünce durdu.
“Sen ciddi misin?”
“Günaydın Elif.”
“Günaydın falan deme!
Arabamın ödemesi yapılmamış.
Dün akşam sipariş verdiğim şeyleri bile alamadım.
Üniversiteden de ödeme uyarısı geldi!”
Bir an ona baktım.
Sonra kahvemi masaya bıraktım.
“Bunların hiçbirini ben yapmak zorunda değilim.”
Elif kahkaha attı.
Ama bu kez kimse ona eşlik etmedi.
“Babamla evlendiğinde bunları zaten kabul etmiştin.”
“Hayır.
Ben Mehmet’le evlendiğimde bir aile kurmayı kabul ettim.
Birinin sınırsız kredi kartı olmayı değil.”
Mehmet hemen araya girdi.
“Yeter artık!
Elif benim kızım.
Onun ihtiyaçlarını karşılamak benim görevim.”
“Harika,” dedim.
“O zaman bundan sonra sen karşıla.”
Mehmet’in yüzündeki öfke bir anlığına kayboldu.
Çünkü söylediğim şeyin ne anlama geldiğini biliyordu.
Kâğıtları yeniden önüne çevirdim.
“Bak.
Son on iki ayda Elif için yaptığım ödemeler burada.
Üniversite masrafları, araba, sigorta, kira farkı, telefon, kitaplar, otopark…
Hepsi tarihleriyle yazılı.”
Elif gözlerini devirdi.
“Bunları yüzümüze mi vuracaksın şimdi?”
“Hayır.
Sadece artık unutulmasını istemiyorum.”
O sırada kapı zili çaldı.
Zeynep’ti.
Bir önceki akşam çantasını evde unutmuştu.
Yanında Murat da vardı.
İçeri girdiklerinde mutfaktaki gerginliği hemen fark ettiler.
Zeynep bana baktı.
“Aylin, ne oluyor?”
Mehmet hemen cevap verdi.
“Karım sabah kalkmış, Elif’in bütün masraflarını kesmiş.
Kızın hayatını altüst ediyor.”
Zeynep şaşkınlıkla bana döndü.
Ben de dizüstü bilgisayarımı çevirdim.
“Gel.
Şuna bir bak.”
Ekranda aylardır düzenli olarak yaptığım ödemeler görünüyordu.
Zeynep satırları okumaya başladı.
Bir süre sonra yüzü değişti.
“Bir dakika…
Bunların hepsini sen mi ödüyordun?”
“Evet.”
“Mehmet de mi bilmiyordu?”
Bu kez Mehmet cevap vermeye çalıştı.
“Elbette biliyorum.
Biz evliyiz.
Para ortak sayılır.”
Murat kaşlarını çattı.
“Öyleyse neden dün akşam Aylin’e evde söz hakkı olmadığını söyledin?”
Mehmet sustu.
Elif araya girdi.
“Bunlar aile meseleleri.
Sizin karışmanıza gerek yok.”
Zeynep ilk kez sesini yükseltti.
“Sen dün akşam benim ablama hizmetçi dedin, Elif.
Şimdi de onun ödediği paraları sanki hakkınmış gibi görüyorsun.”
Elif’in yüzü kızardı.
“Ben öyle demek istemedim.”
“Tam olarak öyle dedin.”
O an Emre’nin sesini duydum.
“Anne, ben de bir şey söylemek istiyorum.”
Oğlum mutfağın kapısında durmuştu.
Sabah erkenden İstanbul’a dönmek için hazırlanmıştı ama tartışmayı duyunca içeri gelmişti.
Mehmet ona döndü.
“Emre, sen karışma.”
Emre gözlerini babasının üzerinden ayırmadı.
“Annemin parasını kullanırken kimse ona annelik yapma dememiş.
Şimdi sınır koyunca herkes ayağa kalkıyor.”
Boğazım düğümlendi.
Ama ağlamadım.
Emre yanıma geldi, omzuma dokundu.
“Anne, sen yıllardır herkesi düşünüyorsun.
Bir kere de kendini düşün.”
Mehmet sandalyeyi geriye itti.
“Bu aileyi birbirine düşürüyorsunuz!”
İlk kez ona gerçekten güldüm.
“Mehmet, bu aileyi ben birbirine düşürmedim.
Sadece yıllardır sakladığım hesapları açtım.”
Sonra çekmeceden başka bir dosya çıkardım.
Bu dosya diğerlerinden farklıydı.
İçinde banka dekontları, araç kiralama sözleşmesi, üniversite ödemeleri ve ortak hesabımızdan yapılan transferlerin dökümleri vardı.
Bir sayfayı özellikle ayırmıştım.
“Bunu da görmeni istiyorum.”
Mehmet kâğıdı aldı.
Okudukça kaşları çatıldı.
“Bu ne?”
“Geçen yıl bana, Elif’in üniversite masraflarını kendi birikiminden karşıladığını söylemiştin.
Hatırlıyor musun?”
“Evet.
Ne olmuş?”
“İşte bu transferler ortak hesaptan yapılmış.
Benim maaşımın yatırıldığı hesaptan.”
Zeynep kâğıda yaklaştı.
“Mehmet, sen bunları kendi paranla ödediğini mi söylemiştin?”
Mehmet cevap vermedi.
Bir sonraki sayfayı gösterdim.
“Daha kötüsü var.
Elif’in özel dairesi için gönderilen bazı paralar, bana evin tadilatı için ayrıldığını söylediğin hesaptan çekilmiş.”
Mehmet’in yüzü bembeyaz oldu.
Elif ilk kez telefonunu indirdi.
“Baba?”
Mehmet ona bakmadı.
Ben devam ettim.
“Ben hiçbir zaman Elif’in okumasına karşı olmadım.
Hatta başarılı olmasını istedim.
Ama bir insanın eğitimine destek olmakla onun her isteğini karşılamak arasında fark var.”
Elif’in sesi titredi.
“Baba, sen bana bunları kendi paranla ödediğini söylemiştin.”
Mehmet sertçe döndü.
“Şimdi sırası mı Elif?”
İşte gerçek ortaya çıkmıştı.
Elif’in gözünde ben artık yalnızca para ödemeyi kesen kadın değildim.
Babası da ilk kez kusursuz bir kahraman gibi görünmüyordu.
Mehmet son bir kez bana yaklaştı.
“Tamam.
Dün akşam biraz sert konuştum.
Ama sen de aile içinde böyle hesap kitap yaparak insanları küçük düşüremezsin.”
Ona dikkatlice baktım.
“Beni küçük düşüren hesaplar değil Mehmet.
Dün akşam kendi ailemin önünde susturulmam.”
“Peki ne istiyorsun?”
“Hiçbir şey.”
“Nasıl yani?”
“Özür istemiyorum.
Elif’in beni sevmesini de istemiyorum.
Sadece benden artık hiçbir şey beklemeyin.”
Mehmet başını iki yana salladı.
“Sen bu evi dağıtıyorsun.”
“Hayır.
Ben artık tek başıma ayakta tutmayacağım.”
O sabah kahvaltı bile etmedim.
Zeynep ve Murat gittikten sonra Mehmet çalışma odasına kapandı.
Elif yukarı çıktı.
Emre ise yanıma gelip sarıldı.
Öğleden sonra Mehmet yeniden mutfağa geldi.
Elinde telefon vardı.
“Aylin, arabayla ilgili bir sorun var.
Şirket ödeme yapılmazsa sözleşmeyle ilgili işlem başlatacakmış.”
“Ödemeyi yapan ben değildim artık.”
“Bunu hemen düzeltmelisin.”
“Hayır.”
“Beni dinle.
Elif’in üniversitesi var.
Arkadaşlarının yanında rezil olacak.”
Gözlerimi ondan ayırmadım.
“Dün akşam benim yanımda oturan kız kardeşimin ve oğlumun önünde beni rezil ederken bunu düşündün mü?”
Cevap vermedi.
Ardından çalışma odasına döndü.
Bir saat sonra telefonum çaldı.
Elif arıyordu.
Açtım.
“Aylin…”
İlk defa sesinde o alıştığım kibir yoktu.
“Efendim?”
“Üniversiteden ödeme için son tarih vermişler.”
“Babanla konuş.”
“Babamın hesabında yeterli para yokmuş.”
Sessiz kaldım.
Bir süre sonra devam etti.
“Sen gerçekten hiçbir şey yapmayacak mısın?”
“Hayır Elif.”
“Ama ben seninle böyle olmak istemiyorum.”
“Dün akşam da ben seninle böyle olmak istemiyordum.”
Telefonun diğer ucunda sessizlik oldu.
Sonra Mehmet’in sesini duydum.
Elif’e bağırıyordu.
“Anahtarı bırak!
O araba artık senin değil!”
İşte o an anladım.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
Fatma Betül Sayan Kaya’nın 2013 tweeti gündem oldu!
-
Davutoğlu’nun eşi açıkladı
-
İşten eve geç geldim ve kocam beni annesinin gözleri önünde öyle sert tokatladı ki dudağım patladı
-
Ev hizmetlerinde çalışan kadının 5 yaşındaki kızı ensemdeki yeri işaret ederek, “Beyefendi, derinizin altında bir şey var,” dedi. Nişanlım hemen araya girdi: “O sadece eski bir yara izi, canım.” Üç yıldır sürekli hafıza kayıpları yaşıyordum.
-
Eşim vefat ettikten sonra üç çocuğumu tek tek aradım ve onlara her şeyimi kaybettiğimi, kalacak bir yere ihtiyacım olduğunu söyledim
-
Mersin’de bir kişinin
