- Yetmiş üç yaşındaki Nermin, emekli maaşı geçinmesine yetmediği için yıllar önce ayrıldığı Bursa’ya geri dönmek zorunda kaldı. Gençliğinde hemşire olarak çalıştığı hastaneye yeniden dönerek yaşamını sürdürmeye çalışıyordu. Yıllar boyunca hiç evlenmemiş, çocuk sahibi olmamıştı. Çünkü kalbinin en özel yerinde hâlâ ilk aşkı Kemal vardı. İkisi de on yedi yaşındayken birbirlerine büyük bir aşkla bağlanmışlardı. Ancak Nermin üniversite eğitimi için başka bir şehre gitmeyi seçmiş, Kemal ise ailesinin nalbur dükkânında çalışmaya devam etmişti. Otobüs terminalinde ettikleri veda, hayatlarının son görüşmesi olmuştu. Nermin, elli altı yıl boyunca Kemal’i bir daha hiç göremeyeceğini düşünerek yaşamını sürdürdü. Kasabaya döndükten sonra uzaktan akrabası Rasim, sürekli onu aramaya başladı. İlk bakışta ilgili ve yardımsever görünüyordu. Fakat konuşmalarının ortak noktası hep aynıydı; Nermin’in banka hesapları, birikimleri, vasiyeti ve mal varlığı. Yaşlı kadını yalnız yaşadığı konusunda korkutuyor, her fırsatta “Aile aileye sahip çıkar.” diyordu. Bu konuşmalar Nermin’i rahatsız etse de kötü niyet aramıyordu. Bir gün hastanede uzun süreli tedavi görecek yeni bir hastanın dosyasını açtığında nefesi kesildi. Dosyada yazan isim Kemaldi. Başını kaldırıp yatağa baktığında karşısında gerçekten gençlik aşkını gördü. Hastalık onu oldukça yıpratmıştı ama gözleri hâlâ aynı sıcaklığı taşıyordu. İlk şaşkınlığın ardından ikisi de geçmiş yılları konuşmaya başladı. Günler ilerledikçe her boş anlarında bir araya geliyor, kaybettikleri yılları telafi etmeye çalışıyorlardı. İkisi de hiç evlenmemişti. Hayat onları farklı yollara sürüklemiş olsa da birbirlerini unutamamışlardı. Nermin, Rasim’in son zamanlarda sürekli kendisini aradığını anlattığında Kemal’in yüzündeki ifade bir anda değişti. Kısa süre sonra konuyu değiştirdi ama Nermin bunun nedenini anlayamadı. Kemal ağır kanser hastasıydı ve ömrünün çok az kaldığını biliyordu. Bir gün Nermin’in elini tutarak yıllardır içinde taşıdığı dileğini söyledi. “Hayatım boyunca seni sevdim. Bana son bir iyilik yapar mısın? Benimle evlenir misin?” Nermin gözyaşları içinde bu teklifi kabul etti. Üç gün sonra hastane odasında sade bir nikâhla evlendiler. Nikâhta Kemal’in avukatı Vedat Bey de hazır bulundu. Nikâhın ardından Nermin’e bazı belgeler imzalatıldı. O sırada bunun sıradan evraklar olduğunu düşündü.
- Durumu öğrenen Rasim öfkeye kapıldı. Nermin’in kandırıldığını söyleyerek evliliği iptal ettirmesi için baskı yaptı. Ancak Nermin kararından vazgeçmedi. Bir ay sonra Kemal huzur içinde hayata gözlerini yumdu. Cenazeden sonra Rasim yine ortaya çıktı ve artık yaşayan tek akrabasının kendisi olduğunu söyleyerek Nermin’in maddi işlerini birlikte yürütmeleri gerektiğini ima etti. Bu tavır, Nermin’in içindeki şüpheleri daha da artırdı. Ertesi sabah kapısı çaldı. Gelen kişi Kemal’in avukatı Vedat Bey’di. Elinde küçük bir ahşap kutu ve Kemal’in bıraktığı mektup vardı. Vedat Bey, Kemal’in aslında aylar öncesinden her şeyi planladığını anlattı. Nikâhtan sonra imzalanan belgeler yalnızca miras işlemleri değildi. Kemal, bütün mal varlığını Nermin’in yararlanacağı özel bir güven fonuna devretmişti. Ayrıca Nermin ileride sağlık veya yaşlılık nedeniyle karar veremez hâle gelirse tüm hukuki koruma avukat tarafından yürütülecekti. Böylece hiç kimse onu kandırıp malını elinden alamayacaktı. Gerçek ise mektubun devamında ortaya çıktı. Kemal, yıllar önce Nermin’in halası Meliha Hanım ile yakın dost olmuştu. O dönemde Rasim’in halasının banka hesaplarından gizlice para çektiğini fark etmiş ve onu uyarmaya çalışmıştı. Ancak yaşlı kadın yeğenine güvendiği için buna inanmamıştı. Sonunda neredeyse parasız şekilde hayatını kaybetmiş, Rasim ise büyük miktarda parayı üzerine geçirmişti. Kemal bunu hiç unutmamıştı. Nermin’in yıllar sonra Bursa’ya döndüğünü ve Rasim’in yeniden onun etrafında dolaşmaya başladığını öğrenince zamanının az kaldığını bilmesine rağmen harekete geçti. Tedavisinin özellikle Nermin’in çalıştığı hastaneye alınmasını sağladı. Onunla yeniden buluşmak istiyordu ama asıl amacı sevdiği kadını aynı tuzağa düşmekten kurtarmaktı. Evlilik, yalnızca yıllardır özlemini duyduğu aşkın gerçekleşmesi değildi. Aynı zamanda Nermin’i hukuken koruyacak en güçlü adımdı. Kemal, ölmeden önce sevdiği kadının geleceğini güvence altına almıştı. Birkaç gün sonra Rasim öfkeyle Nermin’in kapısına geldi. Elindeki dosyalarla bütün işlemleri mahkemeye taşıyacağını söyledi. Ancak içeride oturan Vedat Bey bütün belgelerin eksiksiz ve hukuken geçerli olduğunu açıkladı. Açılacak her davanın kaybedileceğini öğrenen Rasim çaresizce oradan ayrıldı. Nermin ise ilk kez korkmadan yaşamaya başladı. İlkbaharda Kemal’in aile evine taşındı. Ahşap kutunun içinden çıkan elli beş mektubu tek tek okumaya başladı. Kemal, ayrı kaldıkları her yıl onun için bir mektup yazmıştı. Bazılarında günlük hayatını, bazılarında birlikte kuramadıkları hayalleri, bazılarında ise sadece Nermin’in mutlu olmasını dilediğini anlatıyordu. Nermin yıllarca aşkı kaybettiğini sanmıştı. Oysa gerçek çok farklıydı. Gerçek sevgi bazen onlarca yıl sessizce bekliyor, zamanı geldiğinde yalnızca kalbi değil, insanın bütün hayatını koruyacak kadar güçlü olabiliyordu. Kemal geride yalnızca bir ev ya da miras bırakmamıştı. Sevdiği kadına güven, huzur ve kimsenin elinden alamayacağı bir gelecek bırakmıştı. Nermin ise ömrünün geri kalanında her pazar sabahı siyah kahvesini hazırlayıp Kemal’in mektuplarından birini okuyarak onun sevgisini yeniden hissetmeye devam etti.

