- İstanbul Havalimanı’nda kapıya doğru yürürken telefonumdan son bir paylaşım yaptım: “Bugün itibarıyla kocamdan boşanıyorum.” O an, Yıldız Medikal’in CEO’su olan kocam Kaan, sevgilisi Melis’in doğum yaptığı Özel Yaşam Hastanesi’nde onun yanındaydı. Paylaşımın üzerinden otuz saniye geçmeden telefonum çaldı. Kaan öfkeyle haykırıyordu: “O uçağa binmeye sakın cüret etme!” Arka fonda yeni doğan bir bebeğin ağlaması ve şirketin finans müdürü olan sevgilisi Melis’in ona odaya dönmesi için bağırması duyuluyordu. Yağmurun ıslattığı pistte bekleyen özel uçağa bakarak sakince yanıtladım: “Sen aile seçimini yaptın Kaan. Ben de kendi seçimimi yapıyorum.” Telefonu kapatıp kapıya ilerledim. Kaan altı yıldır beni hayır kurumlarıyla ilgilenen sessiz bir ev hanımı olarak tanıtmıştı. Şirketin kurucusu olan merhum babam Kemal Bey’in mirasını ve Yıldız Medikal’in yüzde 41’lik oy hakkına sahip aile vakfını yönettiğimi kimseye söylemezdi. Üç hafta önce elime ulaşan isimsiz bir zarf her şeyi değiştirdi. Zarfın içinde otel faturaları, Kaan ile Melis’in mesajlaşmaları ve şirket bütçesinden ödenen lüks harcamaların belgeleri vardı. Kaan, küçülme gerekçesiyle işçi çıkarırken sevgilisinin doğum masraflarını bile şirket hesabına fatura etmişti.
- Sessiz kalarak adli muhasebeci Selin ile anlaştım. Selin, Melis’in lüks dairesi ve 2.8 milyon liralık hayali danışmanlık ödemelerinin şirket kaynaklarından aktarıldığını tespit etti. O sabah Kaan “acil toplantı” bahsinden hastaneye gitmişti. Ben ise tüm kanıtları bağımsız yönetim kurulu üyelerine gönderip havalimanının yolunu tuttum. Geçiş kapısında Yönetim Kurulu Başkanı Sevim Hanım ve Hukuk Müşaviri Deniz Bey beni elinde mavi bir dosyayla bekliyordu. Tam o sırada havalimanı kapısı açıldı; Kaan üstü başı dağılmış, kolunda hastane bilekliğiyle içeri daldı. Beni görünce öfkeyle üzerime yürüdü ancak Sevim Hanım ve Deniz Bey’i görünce kaskatı kesildi. “Neden buradalar?” diye sordu Kaan, yüzü bembeyaz kesilerek. Sevim Hanım sakince cevap verdi: “Çünkü Leyla, 7. Madde uyarınca acil yönetim kurulu toplantısı talep etti.” Kaan gergin bir kahkaha attı: “Karım şirket tüzüğünden anlamaz!” Deniz Bey net bir sesle araya girdi: “Karınız o maddeyi babasıyla birlikte yazdı.” Tabletimi açtım. Ekranda dokuz yönetim kurulu üyesi canlı yayındaydı. Kaan panikle üzerime doğru bir adım daha attı…Kaan toplantıyı kapatmam için ısrar etti: “Evliliğimizi kendi aramızda çözeriz!” “Sen evliliğimizi şirketin gider kalemi haline getirdin,” diyerek kanıtları sırayla ekrana sundum: Melis’in kardeşine ait hayali danışmanlık şirketi, lüks konut ödemeleri ve benim adıma atılmış sahte elektronik imzalar… Kaan önce ödemeleri “performans primi” olarak savundu, ardından suçu Melis’e attı. En sonunda ise beni hedef aldı: “Leyla babasının ölümünden beri psikolojik olarak dengesiz! Benden çocuk sahibi olamadığı için intikam alıyor!” Bu acımasızca yalan, Sevim Hanım’ın yüzündeki son tereddüdü de sildi. Ekranda iki gece öncesine ait bir ses kaydı açtım. Güvenlik sistemimizin kaydettiği konuşmada Kaan’ın sesi salonda yankılandı: “İzmir’deki satın alma işlemi tamamlanınca parayı aktarıp Leyla’nın hisselerini düşüreceğiz. Onu akılsız gösterip boşayacağım ve şirkete el koyacağım.” Salona buz gibi bir sessizlik çöktü. Sevim Hanım derhal oylamayı başlattı. Yönetim kurulu, Kaan’ı oy birliğiyle görevden aldı ve dosyayı Başsavcılığa sevk etti. Kaan’ın şirket kartları ve yetkileri saniyeler içinde iptal edildi. Kaan üzerime yürüyüp kolumu sıktı: “Şirketimi benden alamazsın!” Havalimanı güvenliği anında müdahale ederek Kaan’ı geriye çekti. “Bu şirket hiçbir zaman senin olmadı,” dedim. Parmağımdaki alyansı çıkarıp görevden alma kararının üzerine bıraktım. Kaan güvenlik eşliğinde dışarı çıkarılırken, Sevim Hanım bana yeni kararı teslim etti: Yeni bir CEO seçilene kadar Yönetim Kurulu Başkanı olarak atanmışım. Uçağa kaçmak için değil, Kaan’ın şirketi soyma planı olan İzmir’deki usulsüz satın alma sözleşmesini iptal etmek için biniyordum. İzmir’e ulaştığımda, şirket kaynaklarının aktarılacağı anlaşmayı imzalanmadan 12 dakika önce feshettik. Yapılan bağımsız incelemelerde Kaan ve Melis’in 4.6 milyon lirayı zimmetine geçirdiği kesinleşti. Adalet Bakanlığı her ikisi hakkında nitelikli dolandırıcılıktan dava açtı. Boşanma davamız dokuz ay sürdü. Kaan evlilik sözleşmesi ve adli raporlar karşısında tüm iddialarından vazgeçmek zorunda kaldı. Melis’in yeni doğan masum çocuğunun ise mağdur olmaması için sağlık sigortasını bağımsız olarak güvence altına aldım. Bir yıl sonra Yıldız Medikal aktarılan tüm fonları geri kazandı, iptal edilen çalışan ikramiyelerini ödedi ve saygın bir yöneticiyi CEO olarak göreve getirdi. Aynı tarihte yeniden İzmir’e uçmak üzere havalimanındaydım. Bu kez panik yoktu. Güneş havalimanı camlarından içeri süzülürken Sevim Hanım’dan bir mesaj geldi: “Gökyüzü açık. Şirketimiz güvende.” Gülümseyip telefonumu uçak moduna aldım. Artık geçmişimden kaçmıyordum; kendi hayatımın kontrolünü tamamen elime almıştım.

