DOLAR
Alış: 49.53
Satış: 49.72
EURO
Alış: 55.46
Satış: 55.68
GBP
Alış: 66.14
Satış: 66.63
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
23.10.2026
Trende Yanıma Oturan Adam Gömleğini Çıkarıp Terli Vücudunu Bana Dayadı, Yaptığım Hamleyle Yalvarmaya Başladı
- Adamın sesi vagonun uğultusunu bastırınca çevremizdeki yolcular başlarını bize çevirdi. Bazıları şaşkınlıkla bakıyor, bazıları ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Ben ise telefonumu elimde tutuyor, ekranda az önce gönderdiğim mesajın altında beliren küçük işarete bakıyordum. Mesaj trenin görevli iletişim hattına ulaşmıştı. Yaklaşık beş dakika önce, tartışmayı sürdürmenin hiçbir işe yaramayacağını anlayınca biletimin üzerindeki yolculuk bilgilerini açmıştım. Tren şirketinin yolcu yardım bölümünden görevliye ulaşılabiliyordu. Koltuk numaramı, vagonu ve yanımdaki adamın davranışlarını kısaca yazmıştım. Ardından telefonumu dizimin üzerinde tutarak birkaç saniyelik görüntü kaydetmiştim. Görüntüde adamın defalarca uyarılmasına rağmen bilerek üzerime yaslandığı ve benim pencereye sıkıştığım açıkça görülüyordu. Mesajın sonunda yalnızca şunu yazmıştım: “Yer değiştiremiyorum. Yanımdaki yolcu fiziksel sınırlarımı ihlal etmeyi sürdürüyor. Lütfen görevli gönderin ve kamera kayıtlarının korunmasını sağlayın.” Adam mesajı ancak telefon ekranımın üst kısmındaki gönderildi bildirimini görünce fark etmişti. “Beni şikâyet mi ettin?” diye sordu, bu kez daha alçak sesle. Cevap vermedim. “Bir yanlış anlaşılma yüzünden başımı belaya sokamazsın!” O sırada koridorun karşı tarafında oturan yaşlı bir kadın ayağa kalktı.
- “Yanlış anlaşılma falan yok,” dedi. “Kadın size kaç kere uzak durmanızı söyledi. Hepimiz duyduk.” Adam ona döndü. “Teyze, siz karışmayın.” Kadın hiç çekinmeden karşılık verdi. “Ben karışmayayım diye sessizce oturdum zaten. Ama siz kadını rahat bırakmadınız.” Adamın yüzündeki kendinden emin ifade ilk kez dağıldı. Etrafına bakındı, ardından aceleyle çantasındaki gömleğini aramaya başladı. Birkaç saniye önce sıcak yüzünden giyemediğini söylediği gömleği şimdi telaşla üzerine geçiriyordu. “İşte giydim,” dedi. “Tamam mı? Konu kapandı.” “Hayır,” dedim ilk kez. “Konu gömleğiniz değildi.” Tam o sırada vagonun ön kapısı açıldı. Lacivert üniformalı bir kadın tren görevlisi yanımıza geldi. Yaka kartında Derya yazıyordu. “On ikinci koltuktan yardım talebi aldık. Kim gönderdi?” Elimi kaldırdım. “Ben.” Derya önce bana, sonra yanımdaki adama baktı. “Hanımefendi, benimle koridora gelebilir misiniz? İsterseniz yanınızda başka bir görevli de bulunabilir.” Adam hemen araya girdi. “Gerek yok, aramızda hallettik.” Derya sakin bir sesle cevap verdi. “Bunu önce hanımefendiden dinlemem gerekiyor.” Ayağa kalkmak için çantamı kucağımdan kaldırdım. Adam bacaklarını toplamadan oturmaya devam etti. Derya ondan geçişi açmasını istedi. İsteksizce kenara çekilince sonunda koridora çıkabildim. Kapının yakınındaki biraz daha serin bölüme geçtik. Görevli bana iyi olup olmadığımı sordu. O ana kadar kendimi güçlü tutmaya çalışmıştım ama konuşmaya başlayınca sesimin titrediğini fark ettim. “Bana dokunmamasını defalarca söyledim. Pencereye kadar çekildim. Buna rağmen bilerek üzerime yaslandı. Sonra benimle alay etti.” Derya dikkatle dinledi. “Fiziksel temasın isteğiniz dışında sürdüğünü söylüyorsunuz, doğru mu?” “Evet.” Telefonumdaki görüntüyü gösterdim. Video uzun değildi ama adamın davranışı ve benim uyarım duyuluyordu. Derya görüntüyü izledi, sonra not aldı. Kayıtları ilgili birime iletmek üzere bilgileri kaydetti. Ayrıca trenin güvenlik sistemine ilişkin inceleme talebi oluşturacağını söyledi. Bu sırada başka bir görevli, adı Hakan olan orta yaşlı bir adam, yanımızdaki yolcuyla konuşmaya başlamıştı. Adamın sesi koridora kadar geliyordu. “Klima bozuk! Ben ne yapayım? Bu kadar büyütülecek ne var?” Hakan’ın cevabı sakindi. “Sıcaklık sorununu anlıyorum. Fakat başka bir yolcunun bedenine izni dışında temas etmeniz ayrı bir konu.” “Ben bilerek yapmadım!” Karşı sıradaki yaşlı kadın yine konuştu. “Bilerek yaptınız. Kadın çekildikçe üstüne gittiniz.” Arka koltuklardan genç bir yolcu da söze katıldı. “Ben de gördüm. Özellikle son seferinde kendi tarafında boşluk vardı.” Adam bir anda sessizleşti. Derya bana dönerek “Yolculuğa burada devam etmek zorunda değilsiniz,” dedi. “Şu anda boş koltuk yok ama personel bölümünün yakınında geçici olarak oturabileceğiniz güvenli bir alan ayarlayacağız.” Neredeyse ağlayacaktım. Çünkü yolculuğun başından beri düşündüğüm tek şey, kimseyi rahatsız etmeden dört saati tamamlayabilmekti. “Teşekkür ederim,” diyebildim. Derya bir başka görevliye çantamı getirmesini söyledi. Ben de küçük el çantamı alıp onunla yürüdüm. Adam hâlâ kendi koltuğunda oturuyor, bir yandan da herkesin ona baktığından şikâyet ediyordu. Güvenli alana geçtiğimizde ellerimin titremesi daha da arttı. Derya bana bir bardak su getirdi. “Böyle şeylerde insanlar çoğu zaman olay bittikten sonra sarsılır,” dedi. “İsterseniz biraz burada dinlenebilirsiniz.” Suyu yudumlarken kendi kendime kızdığımı fark ettim. Neden ilk temas ettiğinde daha sert çıkışmamıştım? Neden birkaç kez uyardıktan sonra bile beklemiştim? Neden yardım istemek için bu kadar düşünmüştüm? Sonra asıl gerçeği gördüm. Ben yolculukta sorun çıkarmamak için uğraşırken o başından beri benim rahatsızlığımı önemsememişti. Adım Oylum’du. Otuz dört yaşındaydım. İşim gereği sık sık şehirler arasında seyahat ediyor, kalabalık ortamlarda bulunuyordum. İnsanlarla konuşmakta zorlanan biri değildim. Ama hayatım boyunca gereksiz tartışmalardan kaçınmayı öğrenmiştim. Biri sırada önüme geçtiğinde sesimi çıkarmamak, biri fazla yaklaştığında kendim uzaklaşmak bana daha kolay gelirdi. Bu kez uzaklaşabileceğim yer yoktu. Ve nihayet kendi rahatsızlığımı ciddiye almıştım. Yaklaşık yarım saat sonra Derya yeniden geldi. Trenin bir sonraki istasyonda kısa süre duracağını, olayın kayda geçirildiğini ve gerekli görevlilerin bilgilendirildiğini söyledi. Adamın kimlik ve bilet bilgileri de yetkili personel tarafından kontrol edilecekti. “Peki yolculuğa onunla aynı vagonda devam etmek zorunda mıyım?” diye sordum. “Hayır. Sizin için başka bir düzenleme yapıyoruz.” Birkaç dakika sonra, bir yolcunun kendi isteğiyle koltuğunu değiştirmeyi kabul ettiği haberini aldık. Yolcu, personel bölümüne yakın bir koltukta oturmak istiyordu. Böylece ben de başka vagonda pencere kenarında bir yere geçebildim. Yerime otururken karşılaştığım genç kadın gülümsedi. “Duyduk olanları,” dedi. “İyi misiniz?” “Şimdi daha iyiyim.” “Bazen insan bir şey söyleyince herkes kendisine bakacak diye çekiniyor.” “Ben de öyle düşündüm.” “İyi ki söylediniz.” Böylesine basit bir cümle gözlerimi doldurdu. Tren bir sonraki istasyona ulaştığında pencereden peronda bekleyen birkaç görevliyi gördüm. Yanımdaki adam, Hakan’ın eşliğinde kapıya doğru ilerliyordu. Artık gömleği üzerindeydi. Başını eğmiş, çevresindekilere bakmamaya çalışıyordu. Benim bulunduğum vagondan tam olarak ne konuştuklarını duyamıyordum. Ancak daha sonra Derya, adamın olay hakkında açıklama yapmak üzere yetkili görevlilerle görüştürüldüğünü söyledi. Yolculuğunun devamına ilişkin karar da güvenlik değerlendirmesi sonucunda verilmişti. Tren yeniden hareket ettiğinde uzun süre pencerenin dışına baktım. Ağaçlar geride kalıyor, güneş tarlaların üzerinde parlıyordu. Klima hâlâ düzgün çalışmıyordu. Hava hâlâ sıcaktı. Ama ilk kez rahatça nefes alabildiğimi hissettim. Yaklaşık bir saat sonra telefonum çaldı. Arayan ablamdı. Yolculuğumun nasıl geçtiğini sormak için aramıştı. “İyi misin Oylum?” dedi sesimi duyunca. “Şimdi iyiyim. Ama biraz kötü bir şey yaşadım.” Ona olanları anlattım. Sözümü kesmeden dinledi. Sonra, “Çok korkmuş olmalısın,” dedi. “Önce korkmadığımı düşündüm. Sadece sinirlendim. Ama görevliler gelince titremeye başladım.” “Çünkü artık kendini korumak için tek başına mücadele etmek zorunda değildin.” Bir süre konuşamadım. Ablam sonra şunu söyledi. “Sen hep başkalarını rahatsız etmemeye çalışırsın. Ama birinin sana zarar verecek kadar yaklaşması karşısında sessiz kalmak zorunda değilsin.” Gözlerimden birkaç damla yaş süzüldü. “Biliyorum,” dedim. “Bugün öğrendim.” Yolculuğun geri kalanında telefonumu çantama koyup kitabımı açtım. Sayfaları çevirdim ama uzun süre okuyamadım. Yaşlı kadının ayağa kalkışını, genç yolcunun tanıklığını ve Derya’nın beni sabırla dinleyişini düşünüyordum. Benim küçük planım aslında çok basitti. Adamı utandırmak için oyun kurmamış, ona zarar verecek bir şey yapmamıştım. Sadece yaşadıklarımı belgeleyip yetkili kişilere bildirmiştim. Fakat o, kimsenin müdahale etmeyeceğini düşündüğü bir davranışın sonuçlarıyla karşılaşınca paniğe kapılmıştı. Varış istasyonuna yaklaşırken Derya bir kez daha yanıma geldi. Başvuru numaramı ve şirketin ilgili birimiyle nasıl iletişim kurabileceğimi gösteren bilgileri verdi. Olayın incelenmeye devam edeceğini, sonucu hakkında bilgilendirme talep edebileceğimi söyledi. Kendisine teşekkür ettim. “Benim için yaptığınız şey çok değerliydi,” dedim. Derya hafifçe gülümsedi. “Görevimizi yaptık. Her yolcunun kendini güvende hissetme hakkı var.” İstasyonda indiğimde akşam olmuştu. Hava serinlemiş, hafif bir rüzgâr çıkmıştı. Kalabalığın arasından yürürken omuzlarımın ne kadar kasıldığını fark ettim. Derin bir nefes alıp çantamın askısını düzelttim. Birkaç gün sonra tren şirketinden geri dönüş aldım. Gönderdiğim görüntü, görevli raporu ve tanık ifadeleri birlikte değerlendirilmişti. Adamın sözlü uyarılara rağmen davranışını sürdürdüğü doğrulanmış, şirketin yolcu güvenliği prosedürleri kapsamında gerekli işlem uygulanmıştı. Olayın ilgili güvenlik birimlerine aktarıldığı da bildirildi. Bunun benim için anlamı, bir adamın cezalandırılmasından çok daha büyüktü. Yaşadığım şeyin hayal ürünü olmadığının, abartmadığımın ve rahatsızlığımın meşru olduğunun kabul edilmesiydi. O gün tren görevlisinin verdiği küçük başvuru kâğıdını bir süre sakladım. Üzerinde yalnızca bir tarih ve numara vardı. Ama bana önemli bir şeyi hatırlatıyordu. İnsan her zaman bağırarak güçlü olmak zorunda değildi. Bazen sakince yardım istemek, yaşadığını açıkça anlatmak ve kendi sınırlarının arkasında durmak da büyük bir cesaretti. Bir sonraki tren yolculuğumda yine pencere kenarında oturdum. Yanımda orta yaşlı bir kadın vardı. Birkaç dakika sonra çantasının koluma değdiğini fark edince hemen özür dileyip çantasını topladı. Ben de gülümsedim. Çünkü istemeden gerçekleşen bir temasla, birinin rahatsızlığını bile bile sınırlarını çiğnemesi arasındaki farkı artık çok iyi biliyordum. Tren hareket ederken telefonumu çantama koydum ve dışarıdaki manzarayı seyrettim. O gün öğrendiğim şeyi hayatım boyunca unutmayacaktım: Birinin rahat etmesi için benim rahatsız olmam gerekmiyordu. Başkalarına saygı göstermek ne kadar önemliyse, kendi sınırlarımın da aynı saygıyı hak ettiğini bilmek o kadar önemliydi.
Benzer Galeriler
-
78 Yaşında Çapkın Dede
-
Beş yaşındayken anne babam beni dedemin evine bırakıp gittiler ve bir daha asla geri dönmediler
-
Dubai’de on yıl boyunca onlara tek bir hata bile yapmadan hizmet ettim
-
15 Yaşındaki Kızım Babasından Ağrılarını Saklıyordu, Hastanedeki Doktorun Sorusu Korkunç Gerçeği Ortaya Çıkardı
-
Trende Yanıma Oturan Adam Gömleğini Çıkarıp Terli Vücudunu Bana Dayadı, Yaptığım Hamleyle Yalvarmaya Başladı
-
Üç Gün Ömrü Kalan 18 Yaşındaki Hastamla Evlendim


