DOLAR
Alış: 47.25
Satış: 47.44
EURO
Alış: 53.70
Satış: 53.92
GBP
Alış: 62.69
Satış: 63.15
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
28.07.2026
Tabutu Kapatmayın, O Hâlâ Nefes Alıyor: Bir Büyükannenin Torununu Hayata Döndüren Cesareti
- Gece saat on bire yaklaşırken Raziye Hanım, Ankara’nın sakin bir mahallesinde bulunan oğlunun evinde, altı yaşındaki torunu Sevda’ya son kez veda etmek için tabutun yanına yürüdü. Salon beyaz çiçekler, mumlar ve taziye çelenkleriyle doluydu. Sevda’nın anne ve babası Gökhan ile Pırıl, iki gündür uyumadıklarını söyleyerek üst kata çıkmıştı. Raziye Hanım ağır kapağı kaldırdığında hayatını değiştiren bir şey gördü. Sevda’nın gözleri hafifçe hareket etti. Dudakları titredi ve göğsü yavaşça yükseldi. Küçük kız hâlâ yaşıyordu. Ateşi çok yüksekti ve bilekleri tabutun iç kısmına bağlanmış metal düzeneklerle sabitlenmişti. “Büyükanne…” diye fısıldadı Sevda. “Uslu durdum, hiç ses çıkarmadım.” Raziye Hanım büyük bir şaşkınlık yaşasa da paniğe kapılmadı. Tabutun kumaş kaplamasını dikkatlice kontrol etti ve gizlenmiş küçük bir anahtar buldu. Kilitleri açarak torununu dışarı çıkardı. Sevda korkuyla büyükannesine sarıldı ve babasının, uyanırsa her şeyi mahvedeceğini söylediğini anlattı.
- Raziye Hanım çocuğu siyah şalına sardı ve çamaşır odasındaki eski sabit telefondan acil yardım hattını aradı. Torununun hayatta olduğunu, çok ağır ilaçların etkisinde bulunduğunu ve tabutta bağlı hâlde bırakıldığını söyledi. Tam o sırada Gökhan üst kattan seslendi. Kapının kilitli olduğunu fark edince annesinden kapıyı açmasını istedi. Pırıl ise telaşla, “Onu gerçekten tabuttan çıkardın mı?” diye bağırdı. Ardından kontrolünü kaybederek Sevda’nın uyanmaması gerektiğini söyledi. Bu sözler, Raziye Hanım’ın bütün şüphelerini doğruladı. Polis ekipleri eve ulaştığında Sevda’nın bileklerinde izler, vücudunda ciddi güçsüzlük belirtileri ve yüksek ateş olduğunu gördü. Sağlık görevlileri onu hemen hastaneye götürdü. Gökhan yaklaşmaya çalıştığında küçük kız yüzünü büyükannesine sakladı. Ankara’daki uzman bir çocuk hastanesinde yapılan incelemelerde Sevda’nın susuz kaldığı, yeterince beslenmediği ve uzun süredir güçlü uyku verici maddelere maruz bırakıldığı belirlendi. Doktorun kim tarafından ilaç verildiğini sorması üzerine Sevda, iğneleri annesinin yaptığını, babasının da hareket etmemesi için kollarını tuttuğunu anlattı. Anne ve baba aynı gün gözaltına alındı. Evde yapılan aramada reçetesiz ilaçlar, kullanılmış tıbbi malzemeler ve Pırıl’ın tuttuğu ayrıntılı bir not defteri bulundu. Defterde Sevda’nın kaç saat uyuduğu ve aile ziyaretleri sırasında konuşup konuşmadığı yazıyordu. Gökhan’ın bilgisayarında ise sahte bir vefat belgesi tespit edildi. Belgede adı bulunan doktor, çocuğu hayatında hiç görmediğini açıkladı. Cenaze hizmeti veren işletmenin de gerekli sağlık kontrollerini yapmadan, yalnızca nakit ödeme karşılığında çocuğu kabul ettiği ortaya çıktı. En dikkat çekici delillerden biri Pırıl’ın telefonundaki mesajlardı. Bu mesajlarda çiftin, küçük oğulları Levent ile “kusursuz bir aile hayatı” yaşamak istedikleri, Sevda’nın hastalığının ise kendilerine engel olduğu yazıyordu. Araştırmacılar ayrıca silinmiş bir güvenlik kamerası kaydını geri getirdi. Görüntülerde Gökhan’ın bilinci kapalı olan Sevda’yı tabuta taşıdığı, Pırıl’ın ise elinde anahtarla arkasından yürüdüğü görülüyordu. Küçük kızın o sırada hâlâ nefes aldığı açıkça belliydi. Sevda hastanede üç hafta kaldı. Fiziksel durumu düzelmeye başlasa da yaşadığı korkunun etkileri uzun süre devam etti. Kapılar kapandığında ürküyor, tıbbi malzemeleri görünce ağlıyor ve yiyecekleri yastığının altına saklıyordu. Su içmek, konuşmak ve tuvalete gitmek için bile izin istiyordu. Çocuk psikoloğu, yaşananların yalnızca tabut gecesiyle sınırlı olmadığını açıkladı. Sevda uzun süredir yalnız bırakılmış, yeterince beslenmemiş, korkutulmuş ve sessiz kalmaya zorlanmıştı. Raziye Hanım, torununun geçmişteki davranışlarını düşünerek bazı işaretleri neden daha önce fark edemediğini sorguladı. Ancak kendisini suçlamak yerine Sevda için güvenli bir gelecek kurmaya karar verdi. Mahkeme sürecinde Gökhan, her şeyi Pırıl’ın planladığını iddia etti. Pırıl ise yanlış bilgilerden etkilendiğini savundu. Fakat güvenlik kayıtları, ses kayıtları, sahte belgeler, ilaç kayıtları ve Sevda’nın ifadesi gerçeği ortaya koydu. Sevda, mahkemeye ayrı bir odadan görüntülü bağlantıyla katıldı. Karanlık tabutun içinde gözlerini açtığında ne düşündüğü sorulunca, “Hayatta kaldığım için kötü bir şey yaptığımı sandım,” dedi. Bu sözler salondaki herkesi derinden etkiledi. Mahkeme, anne ve babayı çocuğun yaşamını tehlikeye atmak, özgürlüğünü kısıtlamak, sahte belge hazırlamak ve yasa dışı ilaç kullanmak gibi ağır suçlardan sorumlu buldu. Cenaze işletmesinin sahibi de gerekli kontrolleri yapmadığı için yetkisini kaybetti. Sevda daha sonra büyükannesinin Ankara’daki küçük evine yerleşti. İlk zamanlarda kapısı açık uyuyor, geceleri ışığın kapanmasını istemiyor ve yiyecek saklıyordu. Raziye Hanım her gece aynı sözleri tekrarlıyordu: “Burada güvendesin. Ben yanındayım ve hiçbir yere gitmiyorum.” Zaman içinde Sevda iyileşmeye başladı. Okula döndü, resim yapmayı sevdi ve çok sayıda açık penceresi bulunan renkli evler çizmeye başladı. Küçük kardeşi Levent de daha sonra büyükannesinin bakımına verildi. Raziye Hanım, Sevda’ya kardeşinin sorumluluğunu taşımak zorunda olmadığını, onun yalnızca sevgi dolu bir abla olduğunu hatırlattı. Yıllar geçti. Sevda on altı yaşına geldiğinde büyükannesiyle bahçede çiçek ekerken o geceyi yeniden hatırladı. “Beni sen kurtardın,” dedi. Raziye Hanım onun elini tuttu. “Ben yalnızca kapağı açtım,” diye karşılık verdi. “Asıl sen nefes almaktan hiç vazgeçmedin.” Sevda’nın gerçek zaferi mahkeme kararları ya da gazetelerde çıkan haberler değildi. Asıl zaferi; korkmadan uyuyabilmesi, yarın da yemek olacağına inanması, arkadaşlıklar kurması ve hayatta olduğu için özür dilemek zorunda olmadığını öğrenmesiydi. Onu sessizliğe mahkûm etmek isteyenler yanılmıştı. Sevda büyüdü, sesini yeniden buldu ve her çocuğun koşulsuz sevgi, güven ve korunma hakkına sahip olduğunu öğrendi. Çünkü gerçek aile, bir çocuğun korkusunu kendi rahatlığının bedeli hâline getirenlerden değil, o korkuyu sabırla iyileştirenlerden oluşur.
Benzer Galeriler
-
Torununun Sırtındaki Gizli İşaret, Ailenin Aylarca Sakladığı Gerçeği Ortaya Çıkardı
-
Yeni Yıl Gecesi Eve Erken Döndü, Eşini Aç ve Hasta Bulunca Ailesinin Büyük Oyunu Ortaya Çıktı
-
Tabutu Kapatmayın, O Hâlâ Nefes Alıyor: Bir Büyükannenin Torununu Hayata Döndüren Cesareti
-
Büyükannemin Son Sözü Ailemizin Yıllardır Sakladığı Büyük Sırrı Ortaya Çıkardı
-
Dört Yıl Boyunca Ailesine Para Gönderdi… Eve Döndüğünde Eşinin Saçlarını Neden Sattığını Öğrendi
-
Noel Yemeğinde Herkese 5 Milyon Dolarlık Çek Verdi… Sadece Torunu Gerçeği Anladı


