DOLAR
Alış: 46.01
Satış: 46.20
EURO
Alış: 53.15
Satış: 53.36
GBP
Alış: 61.50
Satış: 61.95
Ölü eşeğinin başında çölün ortasında hıçkıra hıçkıra ağlıyordu…
Bölüm 2
Zeynep donup kaldı.
Kan içindeki elleri titrerken, nesnenin üzerindeki kuru toprağı temizledi.
Bu, eski bir metal kutuydu.
Kilidi yılların pasıyla kaplanmıştı.
Kalbi hızla çarpmaya başladı.
Bu ıssız yerde toprağın altına gömülü bir kutunun ne işi vardı?
Etrafına baktı.
Hiç kimse yoktu.
Sadece rüzgâr ve ufka kadar uzanan sessizlik.
Sivri bir taş aldı ve kilide vurdu.
Birinci darbe.
İkinci darbe.
Üçüncü darbede kilit kırıldı.
Zeynep nefesini tutarak kapağı açtı.
Kutunun içindekileri gördüğü anda şaşkınlıktan yere çöktü.
İçinde altın yoktu.
Para da yoktu.
Onun yerine, nemden korunmuş dosyalar vardı.
Ayrıca kahverengi deri kaplı bir defter ve küçük bir USB bellek bulunuyordu.
“Bu da ne?”
Defteri açtı.
İlk sayfada şu yazıyordu:
“Bu kutuyu kim bulursa, lütfen Konya Cumhuriyet Savcılığı’na teslim etsin. İçindeki belgeler gerçeği ortaya çıkaracaktır.”
Altında bir imza vardı.
Zeynep’in nefesi kesildi.
Bu isim tüm bölgenin tanıdığı birine aitti.
Kemal Arslan.
Bir zamanlar Hacı Bekir Ağa’nın muhasebecisi olan adam.
Sekiz yıl önce gizemli şekilde ortadan kaybolmuştu.
Herkes onun kaçtığını sanıyordu.
Ama sonraki sayfalar bambaşka bir hikâye anlatıyordu.
Kemal, Hacı Bekir’in yaptığı tüm yolsuzlukları, arazi gaspı olaylarını, tehditleri ve kara para işlerini tek tek kaydetmişti.
Hatta toprakları zorla ellerinden alınan ailelerin isimleri bile vardı.
Zeynep’in babasının adı da listedeydi.
Gözleri büyüdü.
Babası yıllar önce hastayken kandırılarak arazi devrine zorlandığını söylemişti.
Ama kimse ona inanmamıştı.
Şimdi ise bütün kanıtlar önündeydi.
Zeynep kutuyu kucağına aldı.
Yıllardır ilk kez içinde bir umut ışığı doğdu.
Tam o sırada uzaktan motor sesi duyuldu.
Siyah bir pikap hızla yaklaşmaktaydı.
İçinde üç adam vardı.
Ortadaki kişiyi görünce Zeynep’in kanı dondu.
Hacı Bekir.
Onu bulmuştu.
Araç aniden durdu.
Hacı Bekir aşağı indi.
Bakışları hemen kutuya yöneldi.
— Onu bana ver.
Sesi sert ve buyurgandı.
Zeynep kutuyu daha sıkı kavradı.
— Hayır.
— Elinde ne tuttuğunu bilmiyorsun.
— Çok iyi biliyorum.
Hayatında ilk kez gözlerinin içine baktı.
— Ne yaptığını artık biliyorum.
Hacı Bekir’in yüzü değişti.
Elini kaldırarak adamlarına işaret verdi.
İki adam Zeynep’e doğru yürümeye başladı.
Zeynep geri çekildi.
Kaçmasının imkânsız olduğunu biliyordu.
Ama tam o anda uzaktan polis sirenleri duyuldu.
Toz bulutları arasında bir polis konvoyu yaklaşıyordu.
Hacı Bekir arkasını döndü.
Yüzü bembeyaz oldu.
Araçlardan bir savcı indi.
— Hacı Bekir Ağa, yolsuzluk, mal gaspı ve Kemal Arslan’ın kaybolmasıyla bağlantılı suçlardan dolayı tutuklusunuz.
Bölgenin en güçlü adamı olduğu yerde kaldı.
Birkaç saniye sonra kelepçeler bileklerine takıldı.
Meğer aylar önce gizli bir soruşturma başlatılmıştı.
Kutudaki USB, Kemal’in topladığı bütün delilleri içeriyordu.
Müfettişler yıllardır bu kutunun peşindeydi.
Ama onu bulan kişinin, bozkırın ortasında yaşayan yoksul bir kadın olacağını kimse tahmin etmemişti.
Üç ay sonra…
Dava tüm bölgede büyük yankı uyandırdı.
Haksız yere alınan yüzlerce dönüm arazi gerçek sahiplerine geri verildi.
Zeynep’in ailesi de atalarından kalan toprakları geri aldı.
Yetkililer ayrıca ona davanın çözülmesine yaptığı katkı nedeniyle büyük bir ödül verdi.
Küçük evine döndüğü gün yaptığı ilk şey, Karabaş’ın düştüğü yere bir anıt taşı dikmek oldu.
Taşın üzerine şu sözleri yazdırdı:
“Hayatımda sahip olduğum en sadık dostun anısına.”
Taşın önüne kır çiçekleri bıraktı.
Gözlerinden yaşlar süzüldü.
Ama bu kez çaresizlikten değil.
Eğer Karabaş tam o noktada yere yığılmasaydı…
Eğer onu saygıyla gömmeye karar vermeseydi…
Eğer sadık dostunu kaderine terk etseydi…
Gerçek sonsuza kadar toprağın altında kalacaktı.
Bir yıl sonra…
Toprak yeniden canlandı.
Bahçeler yeşerdi.
Ev onarıldı.
Bir bahar akşamı, komşu çocukların tarlalarda koşup oynadığını izlerken Zeynep sonunda gülümsedi.
O an şunu anladı:
Bazen en büyük kayıp gibi görünen şey, aslında insanı mucizeye götüren yolun başlangıcıdır.
Karabaş ölmüştü.
Ama onun sadakati Zeynep’in hayatını kurtarmıştı.
Ve yıllar sonra ilk kez, Zeynep artık bir mucize için dua etmiyordu.
Çünkü mucizenin tam ortasında yaşıyordu.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
12 yaşındaki kızımın kendi diktiği elbiseyle büyükannesinin doğum gününe gelmesi, ablamın onu aşağılamasına neden oldu
-
Ölü eşeğinin başında çölün ortasında hıçkıra hıçkıra ağlıyordu…
-
İş seyahatinden döndüğümde eşimi ve bebeğimi ölümün eşiğinde buldum
-
Kocamın sevgilisinin kim olduğunu öğrendim ve onun aile partisine davetsiz olarak gittim.
-
65 Yaş Üstüne Artık Yasak
-
Bahçeli Görüşmesinde
