DOLAR
Alış: 46.16
Satış: 46.34
EURO
Alış: 53.57
Satış: 53.79
GBP
Alış: 61.88
Satış: 62.34
Kocam öldü ve bana, yıllardır ziyaret etmemi yasakladığı çiftliği miras bıraktı
BÖLÜM 1
“Ölen kocamın, bana on beş yıldır adımımı bile attırmadığı çiftlik evinde sakladığı kadınlar olduğunu mu söylüyorsunuz?”
Eski taş evin kapısını açtığımda, ilk aklımdan geçen buydu. Kayseri’nin kırsalına doğru, rüzgârın sert estiği o ıssız yolda, avukatın bana verdiği anahtarlar elimden düşmüştü. Kıpırdayamıyordum.
Ev terk edilmiş gibi değildi. Tam aksine, sanki birileri az önce kalkmış gibiydi. Koltukların üzerinde katlanmış battaniyeler, masada yarım kalmış çay bardakları, sandalyelere asılmış kadın hırkaları vardı. Kapının yanında küçük bir çocuğa ait ayakkabılar duruyordu. Duvarlarda pastel kalemlerle çizilmiş resimler: evler, çiçekler, el ele tutuşmuş aileler… Rafın üzerinde ise genç kadınların, çocukların ve bir bebeğin fotoğrafları sıralanmıştı. Ama benim tek bir fotoğrafım bile yoktu.
Üç hafta önce Kemal bir trafik kazasında ölmüştü. Aracının Kapadokya yolunda bir virajda devrildiği söylenmişti. On beş yıllık eşim için ağlamıştım. Sessiz bir hayatımız vardı: Ankara’da sakin akşam yemekleri, televizyon karşısında geçen geceler ve onun haftada üç gün “aile toprağına” diye çıktığı yolculuklar.
Beni asla götürmezdi.
— Orası güvenli değil, Elif — demişti bir defasında sert bir sesle — Bana söz ver, oraya asla gelmeyeceksin.
Ve ben her zamanki gibi inanmıştım.
Cenazeden sonra avukat bana anahtarları verdi.
— Satmadan önce bir görün — dedi — Eşiniz… karmaşık bir adamdı.
Şimdi “karmaşık” kelimesinin ne kadar yetersiz olduğunu anlıyordum.
Tam o sırada üst kattan ayak sesleri geldi.
— Biliyorum, oradasınız! — diye bağırdım, telefonumu 112’ye çevirmişken.
Önce sessizlik oldu. Sonra yukarıdan genç bir kız sesi duyuldu, titrek:
— Lütfen polisi aramayın.
Merdivenlerin başında sarışın, zayıf, gözleri kızarmış bir genç kız belirdi. Arkasından otuzlu yaşlarında, sert bakışlı bir kadın çıktı.
— Siz kimsiniz? — dedi kadın.
— Ben Elif Yıldırım. Kemal Yıldırım’ın dul eşiyim. Bu çiftlik artık bana ait.
İkisi de donup kaldı.
— Kemal Bey evli miydi? — diye fısıldadı kadın.
Bu cümle içimi beklediğimden daha derinden yaktı.
Kadın kendini tanıttı: Aylin. Genç kız ise Zeynep’ti. Kemal’in burada, şiddetten kaçan kadınlara ve çocuklarına sığınak sağladığını söylediler. Bir başka odada da küçük bebeğiyle yaşayan bir genç anne vardı: Meryem.
Nefes almakta zorlanıyordum.
Zeynep bir anda pencereye baktı ve bembeyaz kesildi.
— O… o benim üvey babam.
Aylin kolumdan tuttu.
— Adı Murat Yalçın. Zeynep’i bulursa öldürür.
Tam o sırada aşağıdan tozlu bir pikap çiftliğe girdi.
Ve ben, birazdan ne olacağını henüz bilmiyordum…
BÖLÜM 2
Kamyonetten inen adam avlunun tamamını dolduruyor gibiydi. Uzun boylu, iri yapılı, tozlu çizmeleri ve soru sormayan, emreden bir bakışı vardı. Ben verandaya çıkıp kapıyı arkamdan kapattım.
— Bir kız arıyorum — dedi — On altı yaşında, açık saçlı, zayıf. Üvey kızım.
— Burada kimse yok — dedim.
Murat gülümsedi, ama o bir gülümseme değildi.
— Burasının insan sakladığını söylediler.
İçimdeki kanın çekildiğini hissettim ama yerimden kıpırdamadım.
— Burası özel mülk. Gitmezsen jandarmayı ararım.
Yaklaştı. Sigara ve toprak kokuyordu.
— Aile işlerine karışanların başına kötü şeyler gelir. Eşin de öyle bir “kaza” geçirmişti, değil mi?
Bu cümle içime saplandı.
Gittiğinde Aylin verandaya çıktı.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
Bir anne oğlunun cenazesine geç gelir ve tabutun açılmasını ister
-
Bir tamal satıcısı, kocasının sadece geceleri çalıştığını sanıyordu
-
Annem, SGK hastanesinde bir yatağın üzerinde, elleri buz gibi, ayakları şişmiş halde öldü.
-
KOCASI HABERSİZCE EVE GELDİ VE KARISINI BEBEĞİ KUCAĞINDA YEMEK YAPARKEN BULDU
-
Canlı yayında bir bir her şeyi
-
Benden 30 yaş büyük, varlıklı bir dul adamla evlendim
