Ana Sayfa 27.05.2026

“Kocam bana evi onun üzerine yapmamı ‘aşk için’ istedi…

1 / 2

“Kocam bana evi onun üzerine yapmamı ‘aşk için’ istedi… ama gizlice duyduğum bir telefon konuşması, on bir yıllık evliliğin ardındaki en acımasız planı ortaya çıkardı.”

BÖLÜM 1

“Şu saf şişmandan midem bulanıyor… ama evi, bütün evliliğimden daha değerli.”

Koridordan o cümleyi duyduğum anda, kendi evimin zemini ayaklarımın altından çekilmiş gibi hissettim.

Benim adım Lucia değil artık… Türkiye’de bana herkes Leyla Yılmaz derdi. Otuz altı yaşındaydım ve neredeyse on bir yıl boyunca kocam Emre’nin, birlikte yaşlanacağım adam olduğuna inanmıştım.

Kadıköy’de eski bir köşkte yaşıyorduk. Yüksek tavanlı, ahşap merdivenli, avlusunda yasemin kokusu dolaşan eski İstanbul evlerinden biri… Sabahları mutfaktan yükselen taze çay kokusu bütün evi sarardı.

O ev sadece bir mülk değildi.

Anne ve babamdan bana kalan son şeydi.

Babam yıllarca Kapalıçarşı’da kuyumculuk yaptı. Annem ise evin her köşesine sevgisini işledi. Annem hep şöyle derdi:

“Bir evin değeri duvarlarında değil, içinde sakladığı anılardadır.”

Babam ise daha sert konuşurdu:

“Leyla, bu ev senin güvencen. Kimsenin seni suçlu hissettirip elinden almasına izin verme.”

O zamanlar neden böyle söylediğini anlamazdım.

Ta ki o güne kadar.

Emre bu evi çok sevdiğini söylerdi. Sürekli tadilattan bahsederdi. Mutfağı büyütmekten… Alt kattaki boş odayı ofise çevirmekten… “Bizim geleceğimiz” için plan yaptığını anlatırdı.

Ben her seferinde heyecanlanırdım.

Meğer benimle hayal kurmuyor… bana karşı plan yapıyormuş.

Kayınvalidem Neriman Hanım hiçbir zaman beni gerçekten sevmedi.

Emre’nin yanında bana “kızım” der, hafta sonları poğaça getirir, sağlığımla ilgileniyormuş gibi davranırdı.

Ama oğlunun olmadığı anlarda sesi değişirdi.

“Bir kadın kendine biraz bakmalı.”

“Erkekler durup dururken başka kadınlara gitmez.”

“Emre aslında çok daha iyisini hak ediyordu.”

Ben hep sustum.

Aşk için.

Sorun çıkmasın diye.

Kocamı annesiyle arada bırakmamak için.

Ne kadar aptalmışım.

O öğleden sonra işten erken dönmüştüm. Başım çok ağrıyordu. Sessizce içeri girdim. Çantamı salondaki koltuğa bıraktım ve mutfağa su almaya giderken Emre’nin sesini duydum.

Benimle konuştuğu gibi konuşmuyordu.

Sertti.

Sabırsızdı.

Neredeyse nefret doluydu.

Duvarın arkasında durdum.

— Hayır anne, hâlâ hiçbir şeyi imzalamadı, dedi Emre.
— Ortak tapu meselesinin güvence için olduğuna inanıyor.

Boğazım kurudu.

Telefon hoparlördeydi. Neriman Hanım’ın sesi net şekilde duyuluyordu.

— Çabuk ol Emre. O ev yalnız bir kadın için fazla değerli. Aşk masalı anlat, kandır onu. Sonra da nasıl olsa başından atarsın.

Kapının kenarına tutundum.

İçeri girip bağırmak istedim.

Ama sonra Emre o cümleyi söyledi.

Hayatımı ikiye bölen o cümleyi.

— Şu saf şişmandan midem bulanıyor… ama evi bütün evliliğimden daha değerli.

Ağlamadım.

Ağlayamadım.

Olduğum yerde donup kaldım.

Sanki bedenim hissetmeyi bırakıp sadece hayatta kalmaya karar vermişti.

Emre güldü.

Benim Emre’m.

Her gece alnımdan öpen adam.

Bir şey istediğinde bana “hayatım” diyen adam.

Her evlilik yıldönümümüzde bensiz yaşayamayacağını söyleyen adam.

— Bırak biraz daha uğraşayım, dedi.
— Leyla hâlâ beni mükemmel koca sanıyor. İki romantik akşam yemeği, biraz güzel söz… imzayı attırırım.

Neriman Hanım’ın sesi zehir gibi sakindi.

— Umarım. O kadın için zaten fazla zaman harcadın.

İşte o an bunun sıradan bir evlilik krizi olmadığını anladım.

Bu planlı bir ihanetti.

Kocam ve annesi, ailemden kalan evi, paramı, geçmişimi elimden almak istiyorlardı.

Sonra da beni hiçbir değerim yokmuş gibi hayatlarından atacaklardı.

Sessizce yatak odasına çıktım.

Kapıyı yavaşça kapattım.

Yatağın kenarına oturup titreyen ellerime baktım.

Aşağıda Emre hâlâ benim hakkımda konuşuyordu.

Sanki ben bir insan değil… çözülmesi gereken bir meseleydim.

O gece yatağa geldiğinde hiçbir şey olmamış gibi davrandı.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |