DOLAR
Alış: 49.53
Satış: 49.72
EURO
Alış: 55.46
Satış: 55.68
GBP
Alış: 66.14
Satış: 66.63
Karlar Erirken: Leyla’nın ve Karaçam’ın Yeniden Doğuşu
Karaçam Çiftliği’nin üzerindeki o ağır, buzdan kabuk yavaş yavaş çözülmeye başlarken, dağlardaki beyaz örtü yerini toprak kokulu çamurlara ve neşeli dere seslerine bırakıyordu. Bahar, Erzurum’un sert ayazına direne direne geliyordu; tıpkı Leyla’nın bu soğuk evde, kırık kalbini onara onara kendine bir yuva kurması gibi.
Mehmet’in donmuş dere kenarındaki o itirafı, aralarındaki görünmez duvarı tamamen yıkmıştı. Artık kelimelerin sığınağına sığınmaya gerek yoktu; bakışlar, ortak yapılan işler, sabah tandırın başına bırakılan o küçük notlar aralarındaki bağı mühürlemişti. Zeynep artık her sabah uyanır uyanmaz koşarak Leyla’ya sarılıyor, Ali ise onun eteğinden ayrılmaz bir gölge gibi peşinde geziniyordu. Mustafa ise bir akşam sofrada, uzun uzun tabağına baktıktan sonra başını kaldırmış, ilk defa sesindeki o keskin sertliği yumuşatarak, “Eline sağlık… Anne,” demişti.
O an, odadaki lamba sanki daha parlak yanmış gibi hissetmişti Leyla. İçindeki o kimsesizlik boşluğu, çocukların neşeli kahkahalarıyla dolmuştu. Mehmet ise o akşam sofrada hiçbir şey söylememiş, sadece Leyla’ya öyle bir bakmıştı ki, o bakış binlerce şiirden daha çok şey anlatıyordu.
