Antalya Kemer Suluda Ada Tur Adalar Turu Gemi Turu Turlar Setur Gezi Turları

Kapının önünde duran genç en fazla 20 yaşındaydı » T.C. Haber T.C. Haber
Ana Sayfa 13.06.2026

Kapının önünde duran genç en fazla 20 yaşındaydı

2 / 2

— “Bulaşan o değil Refika Hanım.”

Kadın şaşırdı.

— “Ne demek o?”

Carmen parmaklarıyla sokaktaki evleri işaret etti.

— “Bu sokakta kimse kimseyi gerçekten görmüyor.”

Sessizlik oldu.

Carmen devam etti.

— “Dün o çocuğu hırsız sandım. Bugün onun oğlunun nefes alamadığını öğrendim. Yarın senin oğlun olsaydı, kim kapıyı kapatacaktı?”

Refika Hanım bir şey diyemedi.

Ama mahalledeki ilk çatlak o anda başladı.

Öğleden sonra Carmen belediyeye gitti.

Dosya açtırmak istedi.

Emir’in adıyla değil…

ama onun yaşadığı adaletsizlikle.

— “Bu çocuk hakkında şikâyet mi var?” dedi memur.

— “Hayır,” dedi Carmen. “Şikâyet sizde.”

Memur kaşlarını kaldırdı.

Carmen dosyayı masaya bıraktı.

— “Sokakta ‘çevreye rahatsızlık’ diye yaşlıları uyarıyorsunuz. Ama asıl rahatsızlık, insanların birbirini insan olarak görmemesi.”

O gün kimse onu ciddiye almadı.

Ama hikâye artık başlamıştı.

Üç gün sonra…

Emir geri geldi.

Ama bu sefer elinde çim makinesi yoktu.

Yüzü daha solgundu.

Kapıyı çaldığında Carmen hemen açtı.

— “Emir…”

Genç zorla gülümsedi.

— “Abla… rahatsız etmeyeyim dedim ama…”

Durdu.

Nefes aldı.

— “Oğlum hastaneye yattı.”

Carmen’in dünyası bir an durdu.

— “Ne oldu?”

— “Ciğerleri… enfeksiyon… cihaz yetmiyor.”

Carmen hiç düşünmeden içeri aldı onu.

Ama Emir bu sefer farklıydı.

Gururu daha ağırdı.

— “Ben senden para istemeye gelmedim abla.”

Carmen başını salladı.

— “Biliyorum.”

Masaya bir kâğıt koydu.

Bir liste.

Eczane, hastane, cihazlar, ilaçlar…

Toplam rakam: çok büyüktü.

Emir fısıldadı:

— “Ben bunu ödeyemem.”

Carmen gözlerini kısarak listeye baktı.

Sonra tek bir şey söyledi:

— “Sen tek başına ödemeyeceksin.”

O gece Carmen telefonunu aldı.

Eski öğrencilerini aradı.

Bazıları artık doktordu, bazıları öğretmen, bazıları mühendis.

Sabaha kadar konuştu.

Sabaha kadar anlattı.

Bir çocuk için değil…

bir insan için.

Ertesi gün mahallede bir şey oldu.

Refika Hanım ilk kez kapıyı çaldı.

Elinde bir poşet vardı.

— “Ben… bebek bezi getirdim.”

Sonra başka biri geldi.

Sonra bir başkası.

Mahalle, ilk defa dedikodu için değil… yardım için hareket ediyordu.

Bir hafta sonra hastanede Gael’in odasında küçük bir cihaz çalışıyordu.

Emir sandalyede oturuyordu, gözleri doluydu.

— “Abla… ben bunu nasıl öderim?”

Carmen elini onun omzuna koydu.

— “Ödemen gerekmiyor.”

— “Neden?”

Carmen hafifçe gülümsedi.

— “Çünkü bu sokakta ilk kez biri sadece ‘dövmelerini’ görmedi.”

Emir başını eğdi.

— “Ben sadece çalışmak istedim…”

— “Biliyorum,” dedi Carmen. “Ve bu yüzden kazandın.”

Aylar geçti.

Gael iyileşti.

Mahalle değişti.

Ama en çok değişen Carmen’di.

Bir gün kapısına küçük bir tabela asıldı:

“Komşu Dayanışma Atölyesi”

Altında bir isim vardı:

Emir & Carmen

Emir artık sadece “dövmeli çocuk” değildi.

Mahallenin ustasıydı.

Carmen ise artık sadece yaşlı bir kadın değil…

bir başlangıcın tanığıydı.

Ve bir akşam, Carmen kapısının önünde otururken Emir yanına geldi.

— “Abla…”

— “Hı?”

Emir gülümsedi.

— “İyi ki 300 lira istemişim.”

Carmen hafifçe güldü.

— “Hayır Emir…”

Kısa bir sessizlik oldu.

Sonra ekledi:

— “İyi ki ben 300 lira vermemişim.”

İkisi de güldü.

Sokak sessizdi.

Ama artık o sokakta kimse kimseyi sadece gördüğüyle yargılamıyordu.

Ve hikâye orada kapandı.

Ama mahallenin hikâyesi… yeni başlamıştı.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

2 / 2
Tema Tasarım |