Ana Sayfa 11.05.2026

İşten eve döndüğümde, kayınvalidem ve eşim, yaşlı kadını aç bırakıp gezmeye gitmişlerdi

1 / 2

BÖLÜM 1

Gece 23:30’da Elif, iş gezisinden eve döndüğünde mutfak masasının üzerinde duran bir not, evli hayatını o anda yakıp kül etti.

Notta eşi Murat’ın el yazısı vardı:

— Yaşlı kadına bak. Biz dinlenmeye Antalya’ya gidiyoruz. Zaten hizmet etmek senin kanında var.

Altında kayınvalidesi Sema Hanım kırmızı kalemle yazmıştı:

— Bir de çok rol yapma. Evdeki gelinsin, hizmetçi değil. Ne yani, kraliçe misin?

Elif Yılmaz birkaç dakika masanın önünde donakaldı. Beş yıldır bu evde gelin olarak yaşıyordu ama aslında bu evin para kazanan makinesiydi. İstanbul’da büyük bir pazarlama şirketinde çalışıyor, sabahın erken saatlerinden gecenin geç vakitlerine kadar emek veriyor ve maaşının büyük kısmını Murat’a veriyordu. Murat ise her zaman “Safiye Nine’nin ilaçları çok pahalı” diyordu.

Ama o gece evde tuhaf bir sessizlik vardı. Ne salonda ışık yanıyordu, ne mutfaktan yemek kokusu geliyordu. Sadece kapalı odaların nemli, ihmal edilmiş kokusu…

Safiye Nine evin arka tarafındaki küçük odada kalıyordu. 82 yaşında bir kadındı. Felç geçirdiği için herkes onun konuşamadığını, yürüyemediğini ve kimseyi tanımadığını sanıyordu. Sema Hanım sık sık şöyle derdi:

— Ne ölüyor ne yaşıyor… sadece başımızda yük.

Elif’in içi sızladı. Eğer Murat ve Sema Hanım sabah Antalya’ya gittiyse, Safiye Nine bütün gün tek başına kalmış olacaktı. Susuz, yemeksiz, ilaçsız…

Koşarak arka odaya girdi. Kapıyı açtığında boğazı düğümlendi. Oda karanlıktı, perdeler kapalıydı. İnce yatakta yatan yaşlı kadın hareketsizdi. Dudakları çatlamış, yüzü kurumuştu. Nefesi neredeyse yok gibiydi.

Elif gözyaşlarına boğuldu.

— Allah’ım… size ne yaptılar böyle?

Mutfaktan ılık su getirdi, kaşıkla dudaklarını ıslattı, alnını sildi, battaniyeyi düzeltti. Telefonunu çıkarıp ambulans çağırmak istediği anda, soğuk ama güçlü bir el bileğini kavradı.

Elif irkildi.

Safiye Nine’nin gözleri açıktı.

Ama bu, herkesin sandığı gibi boş ve bilinci kapalı gözler değildi. Keskin, bilinçli ve derin bir bakış vardı.

Zayıf ama net bir ses duyuldu:

— Ambulans çağırma kızım. Önce hesabımı kapatacağım.

Elif nefessiz kaldı.

— Nine… siz konuşabiliyor musunuz?

Safiye Nine elini daha sıkı tuttu.

— Üç yıldır her şeyi biliyorum.

Elif geri çekilmek istedi ama sanki ayakları yere kök salmıştı.

— Ama herkes… sizin hiçbir şey hatırlamadığınızı sanıyordu…

Kadının dudaklarında acı bir gülümseme belirdi.

— Çünkü onların öyle sanmasını istedim. İnsan, karşısındakini zayıf sandığında gerçek yüzünü gösterir.

Titreyen eliyle odanın köşesindeki eski dolabı işaret etti.

— Onu çek. Altındaki fayansı kaldır.

Elif tereddütle dolabı itti. Altında gevşemiş bir fayans vardı. Kaldırınca küçük bir metal kasa ortaya çıktı. İçinde şişeler, eski belgeler, anahtarlar ve siyah bir kumanda vardı.

Safiye Nine şişeden birkaç damla aldı. Birkaç dakika içinde yüzü değişti. Nefesi düzeldi, vücudu dikleşti. Yatakta bile güçlü bir kadın gibi oturuyordu.

— Ben sadece Safiye değilim — dedi — Safiye Rauf benim gerçek adım.

Elif’in zihninden bir şimşek geçti. Rauf Holding… İstanbul’un en büyük otel ve sağlık zincirlerinden biri…

Safiye Nine kumandaya bastı. Duvarın bir bölümü yavaşça açıldı. Gizli bir oda ortaya çıktı. İçerisi ekranlarla doluydu. Kameralar, kayıtlar, dosyalar…

Elif’in ağzı açık kaldı.

İlk videoda Sema Hanım görünüyordu. Yaşlı kadının sandalyesini sertçe iterken:

— Daha ne kadar yaşayacaksın? Öl de mallar bölünsün!

Sonra Murat ekranda belirdi. Telefonda gülerek konuşuyordu:

— Elif’e maaşının tamamı Safiye Nine’nin ilaçlarına gidiyor dedim. Aslında yarısını sevgilime harcıyorum.

Elif’in rengi bembeyaz oldu.

Safiye Nine Elif’e döndü:

— Şimdi izle… kocanın senin paranla ne yaptığını ve benim hayatım üzerinden ne planladıklarını.

Ekranda yeni görüntüler açıldı ve Elif, hayatının asla eskisi gibi olmayacağını o an anladı.

BÖLÜM 2

Videoda üç gün önceki bir öğleden sonra görünüyordu. Elif o sırada İstanbul’daki bir toplantıdaydı. Evde ise Murat, salonda genç bir kızla oturuyordu. Kızın adı Derya’ydı. Murat onu her zaman “annemin uzak akrabası” diye tanıtmıştı.

Derya başını Murat’ın omzuna yaslamıştı. Murat ise onun bileğine altın bilezikler takıyordu. Elif, bilezikleri hemen tanıdı—hepsi kendi maaşıyla alınmıştı.

Derya ekranda gülerek sordu:

— Eşini ne zaman bırakacaksın?

Murat hiç çekinmeden cevap verdi:

— Safiye Nine ölünce. Elif şimdilik işime yarıyor. Faturaları ödüyor, evi ayakta tutuyor. Miras işini halledince onu da gönderirim.

Sema Hanım aynı odada çekirdek çitliyordu. Soğukkanlı bir sesle ekledi:

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |