DOLAR
Alış: 45.15
Satış: 45.33
EURO
Alış: 53.09
Satış: 53.31
GBP
Alış: 61.31
Satış: 61.77
Hamileliği utanç getirdi
Bölüm 1
Elif Yıldırım’ın babası, onu hamile, ağırlaşmış ve titreyerek başka bir çiftliğin girişine kadar götürdü ve sanki artık evinde taşınamayacak bir utançmış gibi orada bıraktı.
Anadolu bozkırlarının üzerinde sabah güneşi yakıcı bir ateş gibi duruyordu. Toz, deriye bir hüküm gibi yapışıyordu. Yirmi yaşındaki Elif, yedi aylık hamileliği ve artık bedenine dar gelen mavi elbisesiyle, nefessiz kalacak kadar zorlanarak babasının arkasından yürüyordu. Babası Mehmet Yıldırım, bir kez bile arkasına dönüp kızının yetişip yetişmediğine bakmadı. Eşeğin yularını, günlerdir köyde kızının adını rezil eder gibi sürüklediği öfkeyle çekiyordu.
—Çabuk ol —diye tısladı—. Zaten yeterince utanç oldun bana.
Elif başını eğdi. Titreyen, dolgun elleri karnını korur gibi sardı; sanki içindeki bebek her sözü duyuyor, her görünmez darbeyi hissediyordu. Annesi öldüğünden beri büyüdüğü kerpiç ev, sessizliğin, sert duaların ve duvarlara çarpan tabakların hapishanesine dönmüştü. Köyde ona “şişkin kız”, “kendine bakamayan”, “Yıldırımların yükü” diyorlardı. Kimse onu kimin yalnız bıraktığını sormamıştı. Kimse ağlayıp ağlamadığını merak etmemişti. Herkes için onun bedeni günahın kanıtıydı.
Vadinin kenarındaki çiftliğe vardıklarında Elif, mezarlık çitinin yanında bekleyen adamı gördü. Dev gibiydi. Sadece uzun değil, aynı zamanda taş gibi sert, geniş omuzlu bir adamdı. Siyah şapkalı, kolları sıvalı beyaz gömleğinin altında eski yara izleri görünüyordu. Adı Efe Demir’di ama köyde ona “Bozkırın Devi” derlerdi. Yaban boğalarını tek eliyle dizginlediği, yıllarca dağlarda tek başına yaşadığı ve hiçbir kadının çiftliğinde uzun süre kalmaya cesaret edemediği söylenirdi.
Mehmet Yıldırım durdu ve kızını attan indirmeden aşağı indi.
—İşte —dedi, onu küçümseyerek işaret etti—. Anlaştığımız şey bu. Sana bırakıyorum. Kimden olduğunu sorma, geri gönderme, beni başıma bela etme.
Elif’in içinde dünya yarılmış gibi oldu.
—Baba… —diye fısıldadı.
—Burada bana “baba” deme —diye sertçe kesti—. Dürüst bir kız babasını camide başını eğdirmez.
Efe bir süre konuşmadı. Koyu gözleri Elif’e sabitlendi ama alayla bedenine inmedi. Ayak bileklerine, dar elbisesine, utançtan kızarmış yüzüne bakmadı. Onu bir bütün olarak görüyordu.
—O bu anlaşmayı biliyor mu? —diye sordu kalın bir sesle.
Mehmet acı bir kahkaha attı.
—Böyle bir yük nereye düşeceğine karar mı verir?
Elif yutkundu. Bebek karnında hareket etti; küçük bir tekme, onu acıyla titretti. Efe bir adım attı ama onu korkutmamak için durdu.
—Ben iyi yemek yapamam —dedi Elif neredeyse duyulmayacak bir sesle—. Tarlada da becerikli değilim. Çabuk yorulurum. Sadece sorun olurum.
Efe çenesini sıktı.
—Ben senden hizmet beklemiyorum —dedi—. Dinlenmeni istiyorum.
Mehmet rahatsız olmuştu.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
Düğün gecesi, kayınpederi geline sekiz yüz bin Lira verdi
-
“Yoksul bir kız çocuğu çöp kutusunun yanında otururken ‘Beni buraya göndermeyin’ dediğinde
-
Kızımın Cenazesinden Sonra Damadım Kendi Kızlarından Kurtulmak İstediğini Söyledi
-
8 yıl sonra çiftliğime döndüm
-
Hamileliği utanç getirdi
-
75 yaşındaki bir adam her gün 14 damacana su sipariş ediyordu.
