DOLAR
Alış: 46.41
Satış: 46.60
EURO
Alış: 52.89
Satış: 53.10
GBP
Alış: 61.22
Satış: 61.68
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
8.05.2026
75 yaşındaki bir adam her gün 14 damacana su sipariş ediyordu.
- Benim adım Mehmet. İstanbul’da sakin bir mahallede küçük bir damacana su dağıtım firmasında çalışıyorum. İş yorucu ama geçimimizi sağlıyor. Müşterilerim arasında 75 yaşında bir adam vardı ve hayatımda derin bir iz bıraktı. O adam her gün 19 litrelik 14 damacana su sipariş ediyordu—tek bir gün bile aksatmadan. İlk başta bunun bir pansiyon ya da küçük bir işletme olduğunu düşündüm. Belki de mahalleye su dağıtıyordu. Ama evine gittiğimde, dar ve sessiz bir sokağın sonunda yer alan eski bir apartman dairesinde tek başına yaşadığını gördüm. En garip yanı şuydu: Beni asla içeri almıyordu. Kapıyı sadece azıcık aralıyor, parayı bir zarfa koyuyor ve damacanaları dışarı bırakmamı işaret ediyordu. Ben de her gün 14 damacanayı kapının önüne bırakıp geri çekiliyordum. Evden hiçbir ses gelmiyordu. İçimde hep aynı soru vardı: “Tek başına bir insan bu kadar suyu nasıl tüketebilir?” İki hafta geçtikten sonra şüphem daha da arttı. Normalde bir aile bile haftada birkaç damacanayla idare ederken, o her gün 14 damacanayı bitiriyordu. Bir gün dayanamayıp yavaşça sordum: — “Amca, her gün bu kadar suyu ne yapıyorsunuz?” Sadece hafifçe gülümsedi. Hiçbir şey söylemedi. Sessizce kapıyı kapattı. O gülümseme içimde tuhaf bir huzursuzluk bıraktı. Kafamda binlerce soru vardı: “Acaba biri onu kandırıyor mu?” “Yoksa evde bir şey mi saklanıyor?” Bir süre sonra endişem büyüdü ve 112’yi arayıp durumu polise bildirdim. Ertesi gün polislerle birlikte eve gittik. Kapıyı çaldık. Yaşlı adam sakin bir şekilde dışarı çıktı. Polis içeri bakmak isteyince bir an durdu… sonra yavaşça başını salladı. Kapı aralandı… Ve içeride gördüğümüz manzara hepimizi şoke etti. Ama korkulacak hiçbir şey yoktu. Evin içinde onlarca büyük damacana düzenli şekilde sıralanmıştı. Hepsi temiz içme suyu ile doluydu. Her damacananın üzerinde etiketler vardı: — “Mahalle çocukları için” — “İlkokul öğrencileri için” — “Aile sağlığı merkezi için” — “Muhtarlık aracılığıyla ihtiyaç sahipleri için” — “Mahalle camisi için” Hepimiz bir an sessiz kaldık. Yaşlı adam hafifçe gülümsedi ve konuştu: — “Oğlum… ben yaşlandım, eskisi gibi gücüm yok. Ama bu mahallede hâlâ temiz suya ulaşamayan insanlar var. Ben de kendi maaşımla su alıyorum, çocuklar dağıtıyor.” Sözleri boğazıma düğümlendi. Bir polis memuru duygulanarak sordu: — “Bunu neden kimseye anlatmadınız?”
- Yaşlı adam mahcup bir şekilde gülümsedi: — “Ben övgü istemiyorum. İnsanlar su içebiliyorsa bu bana yeter.” Sonradan öğrendik ki o, emekli bir askerdi. Hayatı boyunca hem zorluk görmüş hem de suyun değerini çok iyi öğrenmişti. Emekli maaşının bir kısmıyla her gün su alıyor, mahalledeki ihtiyaç sahiplerine sessizce ulaştırıyordu. O gün hepimiz çok etkilendik. O incecik görünen ama kalbi çok büyük adam artık sadece bir müşteri değildi. Ben de bundan sonra sadece su taşıyan biri olmadım; onun bu yardım işine destek olmaya başladım. Okullara, sağlık merkezlerine ve ihtiyaç sahiplerine birlikte su ulaştırdık. Zamanla mahalle onun hikâyesini öğrendi. İnsanlar yardım etmeye başladı, bazıları maddi destek verdi, bazıları su dağıtımına katıldı. Bir ay sonra tekrar gittiğimde o ev bambaşkaydı. Bahçede çocuklar gülerek damacana taşıyor, oyun oynuyordu. Yaşlı adam ise onları izliyor, gözlerinde huzurlu bir ışık parlıyordu. O an anladım: Bazen şüpheli görünen şeylerin arkasında en saf iyilik gizlidir. Eğer o gün endişelenip polisi aramasaydım, o kapının ardındaki bu büyük iyiliği asla göremeyecektim. Bugün hâlâ o 75 yaşındaki adamı düşündüğümde içim umutla doluyor. Bu hızlı dünyada, hâlâ sessizce iyilik yapan insanlar var… ve onlar dünyayı gerçekten daha yaşanabilir bir yer hâline getiriyor. 💧❤️
Benzer Galeriler
-
Doğumdan saatler sonra, kocamın bebeğimizin acil durum fonunu metresiyle Hawaii’de tatil yapmak için kullandığını öğrendim.
-
Kocam on sekiz çağrıyı görmezden gelirken, beş yaşındaki oğlumuz onun adını fısıldayarak cevap verdi
-
Altı yaşındaki kızım önemli bir yarışmada birinci olduktan sonra, gururdan ışıldayarak anne babama koştu.
-
Kocamı şaşırtmak için 3 saat araba sürdüm, ama güvenlik görevlisi “Karısı yukarıda” dedi
-
Oğlumun ameliyatına kimse gelmedi. Üç gün sonra annem bana mesaj atarak kız kardeşimin gelinliği için 5.000 dolar istedi.
-
Oğlumun düğününden üç hafta sonra, düğün organizatörü beni aradı ve “Efendim, korkunç bir şey kaydettim.


