Ana Sayfa 15.09.2026

GENÇ YAŞIMDA KÖYÜN AĞASIYLA EVLENDİM

1 / 2

Genç yaşımda hayatımın böyle değişeceğini asla tahmin etmezdim.

Köyün en fakir evlerinden birinde, hasta babam ve iki küçük kardeşimle yaşıyordum.

Annem ben çocukken ölmüştü. Babam yıllarca tarlalarda çalışmış, sonra geçirdiği bir kaza yüzünden bastonsuz yürüyemez hâle gelmişti.

Borçlarımız ise her geçen gün biraz daha büyüyordu.

İnsan bazen yoksulluğa alıştığını sanıyor.

Sonra bir gün kapınıza alacaklı geliyor, babanızın karşısında sesini yükseltiyor ve çocukluğunuzun geçtiği evin birkaç ay içinde elinizden alınabileceğini söylüyor.

İşte o zaman hiçbir şeye alışmadığınızı anlıyorsunuz.

Bizim köyde herkesin çekindiği tek bir adam vardı.

Rauf Ağa.

Çevredeki en büyük araziler ona aitti. Kasabada dükkânları, köyün dışında çiftliği, tepede de herkesin uzaktan baktığı büyük bir taş konağı vardı.

Ama servetinden daha fazla konuşulan şey karakteriydi.

Az konuşurdu.

Kolay kolay gülmezdi.

Birinin gözünün içine baktığında, karşısındaki insanın söyleyeceği yalanı daha ağzını açmadan anlayacakmış gibi bir hâli vardı.

Kadınların onun hakkında konuştuğunu defalarca duymuştum.

“Rauf Ağa bir baksa insanın dizlerinin bağı çözülür.”

Ben bunlara güler geçerdim.

Ta ki bir akşam bizim kapımızda onu görene kadar.

Babamın karşısında oturuyordu.

Üzerinde koyu renk bir gömlek vardı. Kollarını dirseklerine kadar sıvamıştı.

Ben çayı bıraktığım sırada gözlerini kaldırıp bana baktı.

Sadece birkaç saniye sürdü.

Ama nedenini bilmediğim şekilde ellerim titredi.

O gece gittikten sonra babam beni yanına çağırdı.

Yüzü bembeyazdı.

“Rauf Ağa seni istedi,” dedi.

Donup kaldım.

“Ne?”

“Seninle evlenmek istiyormuş.”

Bir an gülecekmişim gibi oldum ama yapamadım.

“Baba, adam beni tanımıyor bile.”

Babam başını önüne eğdi.

“Asıl mesele o değil kızım.”

Ve gerçeği söyledi.

Babamın yıllar önce Rauf Ağa’nın babasından aldığı büyük bir borç vardı.

Faiz işlememişti ama yıllar içinde borcun kendisi bile bizim ödeyemeyeceğimiz kadar büyümüştü.

Rauf Ağa, onunla evlenmeyi kabul edersem borcun tamamını sileceğini söylemişti.

O gece sabaha kadar uyumadım.

Kendimi satıyormuşum gibi hissediyordum.

Bir yandan da babamın çaresiz yüzünü, kardeşlerimin uyuduğu küçük odayı ve kaybetmek üzere olduğumuz evi düşünüyordum.

Üç gün sonra Rauf Ağa’yla yalnız konuşmak istediğimi söyledim.

Konağın arka tarafındaki bahçede buluştuk.

Karşısına geçip doğrudan sordum.

“Beni neden istiyorsunuz?”

Kaşını hafifçe kaldırdı.

“Paranız var. İsteseniz çevrenizde sizinle evlenmek isteyen onlarca kadın bulursunuz.”

Bir süre cevap vermedi.

Sonra bana doğru bir adım attı.

“Sen istemiyor musun?”

“Bu soruma cevap değil.”

Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

İlk kez onu gülümserken görüyordum.

“Demek söylendiği kadar sessiz değilmişsin.”

“Benimle evlenecekseniz gerçeği bilmek istiyorum.”

Bu kez yüzü ciddileşti.

“Gerçeğin tamamını evlendiğimiz gece anlatacağım.”

“Niye şimdi değil?”

“Çünkü o geceye kadar fikrini değiştirme hakkın olsun istiyorum.”

Bu cümle beni daha da meraklandırdı.

Bir hafta sonra teklifini kabul ettim.

Düğün öylesine büyük oldu ki çevre köylerden bile insanlar geldi.

Kadınların bakışlarını hissediyordum.

Kimisi beni şanslı buluyor, kimisi para için evlendiğimi düşünüyordu.

Rauf ise bütün gece sakinliğini korudu.

Ama kalabalıkta yanımdan her geçtiğinde eli belime hafifçe değiyor, ardından hemen uzaklaşıyordu.

Ne yaptığını biliyor gibiydi.

Bir keresinde kulağıma eğilip,

“Çok yoruldun mu?” diye sordu.

Nefesi yanağıma değdiğinde kalbim hızlandı.

“Hayır.”

“Yalan.”

Gözlerimi ona çevirdim.

O ise sanki hiçbir şey olmamış gibi misafirlerle ilgilenmeye devam etti.

Gece yarısından sonra konağa çıktık

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |