DOLAR
Alış: 46.77
Satış: 46.96
EURO
Alış: 53.48
Satış: 53.69
GBP
Alış: 62.66
Satış: 63.13
Gelinim, mayolu fotoğrafımdaki “kırışık vücudum” yüzünden torunlarımı görmemi yasakladı… Ama onun unuttuğu bir şey vardı.
Kapıyı çaldığımda kalbim göğüs kafesimi zorluyordu ama bu kez korkudan ya da utançtan değil, adaletin getirdiği o sarsılmaz kararlılıktandı. Kapı açıldı. Burcu, beni karşısında görmeyi hiç beklemiyordu. Yüzündeki o kibirli, her şeyi kontrol edebileceğini sanan ifade bir anlığına dalgalandı, yerini şaşkınlığa bıraktı.
“Senin burada ne işin var? Ben sana telefonda…” diye başladı, sesi her zamanki gibi buyurgandı.
Sözünü bitirmesine müsaade etmedim. Sakince, adeta bir misafirliğe gelmiş gibi içeri adım attım. Arkamdan kapıyı kapattığında salona doğru ilerledim. Torunlarım odalarında oyun oynuyor olmalıydı, sesleri yukarıdan geliyordu. Onların o masum dünyasını bu çirkinlikle kirletmeyecektim ama annelerinin onlara ördüğü bu yalan duvarını da yıkmak zorundaydım.
“Otur Burcu,” dedim. Sesimdeki bu ani ve güçlü ton onu afallattı. İstemeden de olsa karşımdaki tekli koltuğa oturdu.
Çantamı açtım. İçinden telefonumu çıkardım ve o ekran görüntüsünü açıp sehpanın üzerine, tam önüne koydum. Birkaç saniye önce sildiğini sandığı, teknolojinin hızına güvenip arkasında iz bırakmadığını düşündüğü o zehirli kelimeler, şimdi telefonun parlak ekranında ona bakıyordu.
Yüzü önce bembeyaz oldu, sonra yanaklarına öfkenin ve yakalanmışlığın kırmızılığı yayıldı. “Bu… bunu nasıl…” diye kekeledi. “Bu bir kazaydı, ben onu sana yazmadım!”
“Biliyorum,” dedim, sesimdeki sakinliği koruyarak. “Onu bana yazmadın. Onu arkadaş gruplarından birine, beni aşağılamak, arkamdan alay etmek için gönderecektin. Ama aceleyle benim fotoğrafımın altına yazdın. Burcu, sen benim yaşlanan bedenimden, kırışıklıklarımdan çocuklarını korumak istemiyorsun. Sen, kendi sığ dünyanda, kusursuzluk sandığın o sahte kabuğun zedelenmesinden korkuyorsun.”
“Beni bununla mı tehdit ediyorsun?” dedi, sesini yükseltmeye çalışarak eski savunma mekanizmasına sığındı. “Bu ekran görüntüsünü herkese yayarsan yay, umurumda değil! Çocuklarımı yine de sana göstermeyeceğim. Burası benim evim!”
İşte Burcu’nun unuttuğu, hesaba katmadığı o en büyük gerçek tam olarak burada devreye giriyordu. Gözlerinin içine baktım. O kibirli kadının arkasındaki zavallılığı gördüm.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Diğer Galeriler
-
Ablam “O kadın seni kullanıyor” diye bağırdığı için karımı dondurucu soğukta dışarıda bıraktım; balkon kapısını açtığımda bir parmak izi, bir sigara izmariti ve yarım kalmış bir mektup buldum, ama beni en çok yıkan şey o 8.000 doların aslında kimin için olduğunu öğrenmek oldu.
-
Kocam önemsiz bir mesele yüzünden defalarca yüzüme tokat attı. Ertesi sabah, görkemli bir ziyafet gördü ve “Sonunda aklın başına geldiğine sevindim!” dedi. Ama masada oturan misafirleri görünce paniğe kapıldı ve şoktan neredeyse bayıldı
-
Annem ve babam kız kardeşime 150.000 dolarlık bir yat alırken ben askeri bir klinikte bacağımı kurtarmak için onlardan 5.000 dolar yalvarıyordum.
-
Kayınpederim, kızının iç çamaşırlarını yıkamayı reddettiğim için beni tokatladı. Ben de bıçağı masaya saplayıp, “Bir daha kimse bana el uzatamayacak,” diye uyardım.
-
İlk gün kayınvalidem gülümsedi ve beni küçük düşürdü: “Bu evde artıkları yiyeceksin”; sesimi yükseltmedim, sadece her sözüne itaat ettim, ta ki bütün aile için tek başına yemek pişirmek zorunda kalana kadar. O zaman herkes siyah defterin çok daha karanlık bir şeyi gizlediğini anladı.
-
Üvey annem, “Baban sensiz gömüldü,” dedikten sonra kapıyı yüzüme çarptı. Çığlık atmadım, yalvarmadım; hapishane kıyafetlerimle sırt çantamda doğruca mezarlığa gittim. Ama orada bir mezar olmadığını keşfettim… sadece onu yok edebilecek gizli bir mektup vardı.
