DOLAR
Alış: 46.71
Satış: 46.90
EURO
Alış: 53.39
Satış: 53.61
GBP
Alış: 62.42
Satış: 62.88
Eski kocam, beni üç çocuğumuzla birlikte terk etti
- Murat’ın alaycı sesi havuzun durgun suyunun üzerinde asılı kalırken, partideki o neşeli uğultu bir anda bıçak gibi kesildi. Çalan hafif yaz müziği bile sanki o an susmuş, onlarca göz üzerimize kilitlenmişti. Eski kayınvalidem Ayla Hanım’ın elindeki bardağı masaya bırakırken çıkardığı o tiz ses, sessizliği bölen tek şeydi. Utançtan yerin dibine girmek üzereydim. On beş yıl boyunca her fedakarlığı yaptığım, üç çocuğunu büyüttüğüm adamın beni düşürdüğü bu durum nefesimi kesiyordu. Tam başımı öne eğip oradan sessizce uzaklaşmayı düşünürken, Emre elimi daha da sıkı kavradı. Yüzünde zerre kadar panik veya mahcubiyet yoktu; aksine, sakin, soğukkanlı ve son derece tehlikeli bir tebessümle Murat’a bakıyordu. Gerçeğin Soğuk Yüzü Emre, benim önüme hafifçe siper olarak Murat’a doğru bir adım attı. “Haklısın Murat,” dedi Emre, ses tonu partideki herkesin duyabileceği kadar gür ve netti. “Ben bir oyuncuyum. Hatta senin eski eşinin, sırf çocuklarının babası bu kadar küçülmesin diye, bu duruma katlanabilmek için beni kiraladığı da doğru.” Murat’ın yüzündeki o iğrenç sırıtış daha da büyüdü. Zafer kazanmış gibi etrafına bakındı. “Gördünüz mü? Size söylemiştim! O kadar acınası bir halde ki…” “Ancak,” diye sözünü kesti Emre, sesindeki çelik gibi sert ton Murat’ın sırıtışını anında dondurdu. “Eksik bildiğin bir şey var. Ben sıradan bir oyuncu değilim. Rol aldığım projelerin yanı sıra, eski hayatımda üst düzey bir finansal denetçiydim. Ve bir işi kabul etmeden önce, o işin içinde kimlerin olduğunu her zaman araştırırım.” Emre elini ceketinin iç cebine attı ve telefonunu çıkardı. “Senin gibi narsist bir adamın karşısına çıkmadan önce, ‘acaba bu kadar muhteşem bir kadını, üç çocuğunun annesini terk eden bir adamın altında yatan asıl korkaklık nedir?’ diye merak ettim,” diyerek kalabalığa doğru döndü. “Bulduğum şey, on beş yıllık evliliğinizin ve senin o koca ‘başarılı iş adamı’ profilinin tamamen bir yalandan ibaret olduğuydu.” Murat’ın rengi bir anda atmaya başladı. “Sen ne saçmalıyorsun? Güvenlik! Atın şu adamı dışarı!” diye bağırdı ama kimse kılını bile kıpırdatmadı. Ayla Hanım, oğluna eliyle ‘sus’ işareti yaparak Emre’ye dönmüş, duyacaklarını bekliyordu
- Emre, buz gibi bakışlarını Murat’a dikti: “Şirketinizin neden sürekli zarar gösterdiğini, ancak senin her yıl lüks arabalar değiştirdiğini merak ediyordum. Meğer o çok övündüğün başarılarının hiçbiri sana ait değilmiş. Şirketin kasasını yıllardır yasadışı bahis sitelerinde ve karanlık yatırımlarda boşalttığını, üstelik bu açıkları kapatmak için kendi annenin emeklilik fonlarından sahte imzalarla para çektiğini bulmak hiç de zor olmadı.” Kalabalıktan boğuk bir şaşkınlık nidası koptu. Ayla Hanım elini kalbine götürerek olduğu yere yığılır gibi oldu. Emre hiç duraksamadan bakışlarını bu kez Murat’ın koluna sıkıca yapışmış olan Selin’e çevirdi. Genç kadının yüzündeki o kendinden emin ifade yerini çoktan büyük bir korkuya bırakmıştı. “Ve sen, Selin…” dedi Emre, sesini biraz daha yumuşatarak ama gerçekleri bir tokat gibi çarparak. “Onun sana âşık olduğunu mu sanıyorsun? Gençliğine ya da güzelliğine vurulduğunu mu?” Selin yutkundu, geri adım atmaya çalıştı. “Murat’ın seninle evlenmek için bu kadar acele etmesinin tek bir nedeni var,” diye devam etti Emre. “Şirketteki tüm usulsüz işlemlerde, naylon faturalarda ve hortumlanan fonlarda ‘yetkili müdür’ olarak senin imzan var. Geçen ay sana imzalattığı o kabarık dosyaları hatırlıyor musun? Mali polis çok yakında şirkete baskın yaptığında, Murat her şeyi ayarlamış olacak ve tüm suç, o çok güvendiği genç sekreterinin, yani senin üzerine kalacak. Seninle evlenmesinin tek sebebi, mahkemede eşi olarak ona karşı tanıklık edemeyecek olman ve kusursuz bir günah keçisi olman.” Çöken İllüzyonlar Selin’in dudakları titremeye başladı. Gözleri iri iri açılmış, dehşet içinde Murat’a bakıyordu. “Murat… İmzalattığın o devir evrakları… Bana onların sadece vergi prosedürü olduğunu söylemiştin!” diye feryat etti. Murat kekelemeye, ellerini havaya kaldırarak durumu toparlamaya çalıştı. “Selin, hayatım, saçmalıyor bu adam! İnanma ona!” Ama Selin gerçeği çoktan anlamıştı. Yüzündeki son renk kırıntısı da silinirken, elindeki şampanya kadehini yere fırlattı. Kadeh büyük bir gürültüyle parçalandı. Gözyaşlarına boğulan genç kadın, arkasına bile bakmadan havuz kenarından koşarak uzaklaştı. Murat olduğu yerde donup kalmıştı. Eskiden omuzları dik, göğsü ileride duran o kibirli adam gitmiş, yerine yalanları yüzüne vurulmuş, kendi ailesinden çaldığı ortaya çıkmış acınası bir sahtekar gelmişti. Partideki sessizlik, Murat’ın itibarının ölüm fermanı gibiydi. Ayla Hanım, gözyaşları içinde oğluna sırtını dönerek içeri yürüdü. Hiç kimse, ama hiç kimse o günden sonra Murat’a aynı gözle bakamayacaktı. Özgürlüğe Atılan İlk Adım Emre bana doğru döndü. O an yüzünde sadece sıcak, içten bir gülümseme vardı. Telefonunu cebine geri koydu ve kolunu nazikçe omuzuma doladı. “Sanırım buradaki işimiz bitti,” diye fısıldadı. Gözlerimi Murat’ın o yıkılmış, çaresiz silüetinden ayırıp derin bir nefes aldım. Aylardır omuzlarımda taşıdığım o devasa ağırlık, ‘yeterince iyi değilim’ hissi, üç çocuktan sonra kaybettiğimi sandığım özgüvenim… Hepsi o saniyede buharlaşıp uçmuştu. Murat beni ben olduğum için değil, kendi yalanlarına ve karanlık dünyasına ayak uyduramayacak kadar dürüst olduğum için terk etmişti. Kusurlu olan ben değildim; çürümüş olan oydu. Çocuklarımın yanına doğru yürürken başım dik, adımlarım yere her zamankinden daha sağlam basıyordu. Emre, arabaya kadar bize eşlik etti. Kapıyı açtığında ona dönüp minnetle gülümsedim. “Bana hayatımın en büyük iyiliğini yaptın,” dedim. “Sana ne kadar teşekkür etsem az.” Emre hafifçe başını eğdi. “Ben sadece bir ayna tuttum. Senin zaten ne kadar güçlü olduğunu herkesin, en çok da senin görmeni sağladım.” Arabaya binip kontağı çalıştırdığımda dikiz aynasından son bir kez o eve baktım. On beş yılımı verdiğim o yalanlar sarayından, en değerli varlıklarımla, üç çocuğumla birlikte uzaklaşıyordum. Artık içimde ne bir öfke ne de bir pişmanlık vardı. Önümde uzanan yol tamamen benimdi ve o yolda yürümek için yanımda kimseye ihtiyacım yoktu.
Benzer Galeriler
-
Kocam beni ve yeni doğmuş bebeğimizi bir kar fırtınasında terk ettikten altı hafta sonra, kucağımda bebeğimizle onun görkemli düğününe girdim.
-
Vanessa’nın kocası Murat arabadan indi. Elinde market poşetleri vardı. Yüzünde ise eşine sürpriz yapmanın verdiği masum bir gülümseme..
-
Babamın cenazesinde, kardeşlerim tabutunun yanında durup ödünç aldığım siyah elbiseyle alay ettiler
-
Kızımın en yakın arkadaşı, her mağaza ona çok büyük olduğunu ve güzel bir elbise giyemeyeceğini söyledikten sonra ona bir balo elbisesi dikti
-
Tabutun içinde karımın soğuk alnını öptüm
-
Ablamın oğlunu 19 yıl boyunca büyüttüm, ama mezuniyet töreninde “Ben onun gerçek annesiyim” yazılı bir pastayla geldi.


