- Doğuma yalnızca birkaç gün kalmıştı. Ceren Laurent, karnındaki bebeğin hareketlerini hissederken eşi Gökhan Aslan’ın şampanya renkli bavulunu bebek odasının önünden geçirip annesi Nermin Aslan ile birlikte tatile gitmeye hazırlandığını izliyordu. Gökhan’ın davranışlarında en küçük bir mahcubiyet yoktu. Ceren’in doktorunun doğumun her an başlayabileceğini söylemesine rağmen, eşinin yanında kalmayı düşünmüyordu. “Doğum başlarsa ambulans çağırırsın,” dedi kayıtsızca. Nermin ise verandadan gülerek, “Biraz acı çekmesi belki ona saygıyı öğretir,” diye ekledi. Beş günlük Antalya tatilini “anne-oğul dinlenmesi” olarak görüyorlardı. Ceren ise sekiz ay boyunca mide bulantılarıyla, ağrılarla, şişkinlikle ve evin bütün sorumluluğuyla tek başına mücadele etmişti. Bebek odasını hazırlamış, faturaları yönetmiş ve Nermin’in oğlunu kendisine karşı doldurmasını sessizce izlemişti. Eskiden olsa ağlar, gitmemeleri için yalvarırdı. Fakat bu kez yalnızca: “İyi tatiller,” dedi. Kapı kapandığında ev sessizliğe gömüldü. Ceren bütün kilitleri kapattı ve Gökhan’ın çalışma odasına girdi. Masanın alt çekmecesinden uzun süredir varlığını bildiği dosyayı çıkardı. Dosyada gizli borçlar, sahte imzalar ve Ceren’in babasından kalan miras fonundan Gökhan’ın başarısız lüks otomobil şirketine aktarılan paralar bulunuyordu. Tam o sırada Nermin’den bir mesaj geldi: “Biz yokken bizi utandıracak bir şey yapma.” Ceren, karnına giren sancıya rağmen gülümsedi ve avukatı Ayşe Demir’i aradı. “Artık zamanı geldi,” dedi. Doğum sancıları o gece şiddetli bir fırtına sırasında başladı. Yağmur camlara vururken ilk sancı Ceren’i mutfak tezgâhına yaslanmak zorunda bıraktı. Gökhan’ı aramadı. Babasının ölmeden önce ayarladığı özel doğum ekibini aradı. Kısa süre içinde hemşireler ve Dr. Pınar Patel eve geldi. Ceren, İstanbul’daki özel bir hastaneye götürüldü. Saat 04.12’de kızı dünyaya geldi. Ona Lale Ceren Laurent adını verdi. Aslan değil, kendi kızlık soyadı olan Laurent. Hemşire bebeği göğsüne bıraktığında Ceren yalnızca bir dakika ağladı. Ardından bütün belgeleri imzaladı ve baba bölümüne “doğumda bulunmadı” yazdırdı. Sabah olduğunda Ayşe elinde tabletle hastane odasına geldi. “Emin misin?” diye sordu. Ceren kızının küçücük eline baktı. “Hayatımda hiçbir şeyden bu kadar emin olmadım.” Gökhan’ın sürekli kendisine aitmiş gibi gösterdiği ev, aslında evlilikten önce Ceren’in babasının aile vakfı tarafından satın alınmıştı. Kredi kartları Ceren’indı. İşletme borçlarında kullanılan imzalar sahteydi. Gökhan’ın kendisine ait olduğunu söylediği şirket ise çalınan miras parasıyla kurulmuştu.
- Nermin’in mesajları da deliller arasındaydı: “Doğumdan sonra evi devretmesini sağla.” “Bebek onu zayıflatır.” “Doğumdan sonra her şeyi biz kontrol ederiz.” Ceren evlenmeden önce uyum ve mali denetim uzmanıydı. Sayılar, para hareketleri ve tekrar eden davranışlar onun için her zaman gerçeğin izlerini taşıyordu. Gökhan sahilden fotoğraflar paylaşırken Ceren hukuki süreci başlattı. Avukatı acil mal varlığı koruma kararı çıkardı. Ortak erişime bağlı kartlar donduruldu. Aile vakfı sahtecilik bildiriminde bulundu. Gökhan’ın şirket hesapları incelemeye alındı. Üçüncü gün Gökhan aradı. Ceren cevap vermedi. Ardından Nermin aradı. Onu da açmadı. Kısa süre sonra mesajlar gelmeye başladı: “Kartım neden çalışmıyor?” “Otel ödemesi reddedildi.” “Hesaplara sen mi dokundun?” Ceren yalnızca beyaz bir battaniye içinde uyuyan kızının fotoğrafını gönderdi. Altına şunu yazdı: “Kızın sağlıklı doğdu. Senin hiçbir katkın olmadan.” Gökhan hemen cevap verdi: “Bebeği bana haber vermeden mi doğurdun?” Ceren’in cevabı kısa oldu: “Sen de beni bırakıp tatile haber vermeden gitmedin.” İki gün sonra Gökhan ve annesi güneşte yanmış, öfkeli ve bavullarıyla birlikte eve döndüler. Ancak bütün kilitler değiştirilmişti. Kapıya bantlanmış zarfın içinde uzaklaştırma kararı, terk ve mali dolandırıcılık gerekçeli boşanma başvurusu ile tahliye belgesi vardı. Gökhan kapıya vurup evin kendisine ait olduğunu bağırmaya başladı. Nermin ise Ceren’i hormonlarının etkisinde olmakla suçladı. Ceren ikinci kattaki pencerede bebeğini kucağında tutarken Ayşe kapı iletişim sistemini açtı. “Bu mülk Laurent Aile Vakfı’na aittir,” dedi. “Şu anda izinsiz giriş yapıyorsunuz. Polis yoldadır.” Kısa süre sonra ekipler geldi. Gökhan’a belgeler teslim edildi ve mülkten uzaklaştırıldı. Ardından mali soruşturma başladı. Sahte imzalar, yasa dışı para transferleri ve miras fonundan yapılan usulsüz harcamalar tek tek ortaya çıkarıldı. Gökhan’ın otomobil şirketi bir ay içinde iflas etti. Savcılık sahtecilik, güveni kötüye kullanma ve zimmet suçlarından dava açtı. Gökhan ceza indirimi karşılığında suçunu kabul etti. Üç yıl denetimli ceza aldı ve çocuğunun mal varlığına verdiği zararın tamamını ödemeye mahkûm edildi. Nermin ise Ceren’in mirasıyla sürdürdüğü lüks hayatını kaybetti. Değerli eşyalarını satmak zorunda kaldı ve küçük bir kiralık eve taşındı. Altı ay sonra Ceren, güneşli bir pazar öğleden sonrasında kızının odasında oturuyordu. Lale huzurla uyurken telefonuna avukatından mesaj geldi. Boşanma kesinleşmişti. Mahkeme velayeti tamamen Ceren’e vermiş, Gökhan’ın görüş hakkını mali yükümlülüklerini yerine getirene kadar durdurmuş ve bebeğin soyadını kalıcı olarak Laurent olarak onaylamıştı. Ceren kızının yanağını okşadı. Gökhan ile annesi onun sessizliğini güçsüzlük sanmış, en savunmasız anında onu yalnız bırakarak hayatını kontrol edebileceklerini düşünmüşlerdi. Fakat unuttukları bir gerçek vardı: Çocuğunu korumaya karar veren bir anne, kimsenin iznine ihtiyaç duymaz. Ceren bebek odasının kapısını yavaşça kapatırken ev artık boş görünmüyordu. İçeride korku değil huzur, yalan değil gerçek vardı. Bazı soyadları gösteriş ve çıkar üzerine kurulur. Bazılarıysa cesaret, güven ve asla terk etmeyen bir sevgiyle anlam kazanır.

