DOLAR
Alış: 49.45
Satış: 49.65
EURO
Alış: 55.48
Satış: 55.70
GBP
Alış: 65.89
Satış: 66.38
Doğuma Girerken Eşim “Sadece Bir Telefon Açacağım” Deyip Gitti… Dört Gün Sonra Hastaneye Döndüğünde Ne Beni Ne de Üçüz Bebeklerini Bulabildi
Yaklaşık kırk dakikalık yoğun müdahalenin ardından üç bebek de hayata tutundu.
Elif ise yoğun bakıma alındı.
Uyandığında ilk sorusu aynıydı.
“Murat nerede?”
Kimse cevap veremedi.
Doktor yalnızca omzuna dokundu.
“Şimdilik dinlenmeniz gerekiyor.”
Ertesi gün Murat yine gelmedi.
İkinci gün de…
Üçüncü gün de…
Telefonlara cevap vermedi.
Mesajlara dönüş yapmadı.
Elif, odasının penceresinden dışarı bakarken gerçeği anlamaya başlamıştı.
Kendisi ölüm kalım savaşı verirken eşi yanında olmayı seçmemişti.
Dördüncü gün avukatı hastaneye geldi.
Murat’ın sosyal medya paylaşımlarını gösterdi.
Selin’le birlikte lüks restoranlarda yemek yiyor, tatlı yerken fotoğraflar paylaşıyordu.
Paylaşımların tarihine bakan Elif’in elleri titredi.
Hepsi doğum saatlerine aitti.
O an içinde bir şey tamamen koptu.
Hastane sosyal hizmet birimi Elif’e destek oldu.
Babası yıllar önce vefat etmişti.
Annesi başka şehirde yaşıyordu.
Yanına ilk gelen kişi ağabeyi Ahmet oldu.
Hiç düşünmeden şehir değiştirip kardeşinin yanına taşındı.
Bebeklerin tüm ihtiyaçlarıyla ilgilenmeye başladı.
Elif taburcu olur olmaz doğruca yeni kiraladığı eve geçti.
Eski eve dönmedi.
Avukatı aynı gün boşanma davasını hazırladı.
Dört gün sonra Murat hastaneye geldi.
Elinde çiçek vardı.
Koridora girer girmez odanın boş olduğunu gördü.
Penceredeki çiçekler yerindeydi.
Yatak boştu.
Ne Elif vardı.
Ne de üçüz bebekler.
Koridordan geçen hemşireyi durdurdu.
“Elif Yılmaz nerede? Karım… Üçüz doğum yapmıştı.”
Hemşire şaşkınlıkla baktı.
“Dört gün önce taburcu oldu.”
“Nasıl yani? Eve gitmiştir.”
Hemşire başını iki yana salladı.
“Hayır. Hastaneden ailesiyle birlikte ayrıldı.”
Murat’ın yüzü bembeyaz kesildi.
Telefonunu çıkardı.
Elif’i aradı.
“Aradığınız numara sizi engelledi.”
Defalarca denedi.
Sonuç değişmedi.
Bir hafta sonra evine döndüğünde kapının kilidinin değiştirildiğini gördü.
Komşusu sessizce ona bir zarf uzattı.
İçinde boşanma dilekçesi vardı.
Ekinde ise hastane kamera kayıtlarının tarihleri bulunuyordu.
Kayıtlarda Murat’ın hastaneden çıkışı, ardından restorana gidişi ve saatler boyunca geri dönmediği açıkça görülüyordu.
Mahkemede bunların tamamı delil olarak sunuldu.
Murat kendisini savunmaya çalıştı.
“Sadece kısa süreliğine çıkmıştım.”
Hakim tek bir soru sordu.
“Eşiniz ölüm riski taşırken neden dört gün boyunca hastaneye dönmediniz?”
Bu soruya verecek hiçbir cevabı yoktu.
Boşanma kısa sürede sonuçlandı.
Velayet tamamen Elif’e verildi.
Murat’a ise yalnızca mahkemenin belirlediği sınırlı görüş hakkı tanındı.
Aradan iki yıl geçti.
Üçüzler sağlıklı bir şekilde büyümeye başladı.
Elif yeniden öğretmenlik mesleğine döndü.
Ahmet hâlâ kardeşinin en büyük destekçisiydi.
Bir akşam çocuklar bahçede oynarken Elif verandada oturup onları izliyordu.
O gece ameliyathaneye girerken hissettiği yalnızlık aklına geldi.
Sonra çocuklarının kahkahalarını duydu.
İçinden sessizce gülümsedi.
Çünkü artık biliyordu…
İnsan en zor gününde yanında olmayan birini kaybetmez.
Aslında, çoktan kaybetmiş olduğunu fark eder.
Ama o gün, üçüzlerini ve kendisini hayata döndürmeyi başarmıştı.
Ve bu, hayatındaki en büyük zafer olmuştu.
