Ana Sayfa 18.09.2026

DARÜLACEZEDE TANIŞTIĞIM ÖLMEK ÜZERE OLAN BİR ADAMIN KIZIYMIŞIM GİBİ DAVRANDIM — CENAZESİNDEN SONRA AVUKATI ELİME BİR KUTU VERİP, “ONUN KURDUĞU TUZAĞIN TAM ORTASINA KENDİ AYAĞINLA GİRDİN,” DEDİ.

1 / 2

Çünkü o kadın annemdi. Ama asıl korkutucu olan, fotoğrafın arkasında Turgay’ın el yazısıyla yazılmış yalnızca dört kelimeydi… “Kızımız gerçeği bilmemeli.”

“Kızımız gerçeği bilmemeli.”

O dört kelimeyi bir kez daha okudum.

Sonra bir kez daha.

Ama harfler değişmedi.

Fotoğrafın arkasında gerçekten de Turgay’ın el yazısıyla yazılmıştı.

Kızımız.

Başımı yavaşça kaldırıp avukata baktım.

“Bu ne demek?”

Sesim bana ait değilmiş gibi çıkmıştı.

Avukat, karşımdaki sandalyeye oturdu. Çantasını dizlerinin üzerine koydu ama hemen konuşmadı.

Sanki söyleyeceği her kelimeyi yıllardır içinde taşıyormuş gibi ağır bir nefes aldı.

“Adım Selçuk Arısoy,” dedi. “Turgay Bey’in yirmi üç yıldır avukatlığını yapıyordum.”

“Ben avukatlığını sormuyorum.”

Sesim istemeden yükseldi.

“Fotoğraftaki kadın annem. Arkasında da ‘kızımız’ yazıyor. Bana bunun ne anlama geldiğini söyleyin.”

Selçuk Bey gözlerini kaçırdı.

Sonra çantasından ince, kahverengi bir dosya çıkardı.

Dosyanın üzerinde annemin adı vardı.

Neriman Aksoy.

Ellerim buz kesti.

“Annenizle Turgay Bey yaklaşık otuz yıl önce tanışmış.”

Boğazım düğümlendi.

“Hayır.”

“Evet.”

“Annem bana babamın bizi terk ettiğini söyledi.”

“Anneniz size yalan söylemedi.”

Kaşlarımı çattım.

Selçuk Bey devam etti.

“Sadece gerçeğin tamamını söylemedi.”

O anda içimde büyüyen öfkenin kime ait olduğunu bilmiyordum.

Anneme mi?

Turgay’a mı?

Yoksa yıllarca hiçbir şey bilmeden yaşayan kendime mi?

Dosyayı açtı.

İçinden eski mektuplar, birkaç hastane kaydı ve bir mahkeme tutanağı çıktı.

“Anneniz hamile kaldığında Turgay Bey evliydi.”

Bir an dünya sessizleşti.

“Ne?”

“Evliliği zaten bitmek üzereymiş ama resmî olarak hâlâ devam ediyormuş. Ailesi oldukça varlıklıymış. Özellikle babası çok baskıcı biriymiş.”

Kalbimin hızlandığını hissediyordum.

“Devam edin.”

“Turgay Bey annenizle yeni bir hayat kurmak istemiş. Ama ailesi bunu öğrenince büyük bir kavga çıkmış. Annenize para teklif etmişler. Şehri terk etmesini istemişler.”

“Annem kabul etmemiştir.”

Selçuk Bey başını salladı.

“Etmemiş.”

İçimde istemsizce küçük bir gurur yükseldi.

“Sonra?”

“Sonrası daha kötü.”

Masanın üzerine eski bir gazete kupürü koydu.

Başlıkta yıllar önce meydana gelen bir trafik kazasından söz ediliyordu

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2
Tema Tasarım |