- Ethan’ın küçük eli kolumu sıkıca tuttu. Gözleri korkudan dolmuştu. Başını kapıya doğru çevirip neredeyse duyulmayacak bir sesle fısıldadı: — Baba… Mücevherleri Maya almadı. Kalbim bir anda hızlandı. — Ne dedin oğlum? Dudakları titredi. — Annem onları Maya’nın çantasına koydu. Bir an ne diyeceğimi bilemedim. Altı yaşındaki bir çocuğun hayal gücü müydü? Yoksa korkunun içinde sakladığı bir gerçek mi? Ethan ağlamaya başladı. — Bizi odadan çıkardı. Sonra büyükannenin odasına gitti. Sonra Maya’nın çantasına bir şey koydu. Bizi görmemesi için kapıyı kapattı. Boğazım düğümlendi. — Bunu neden şimdi söylüyorsun? Ethan’ın gözlerinden yaşlar süzüldü. — Çünkü annem, bir şey söylersek Maya’nın bir daha geri gelmeyeceğini ve bizi de yatılı okula göndereceğini söyledi. O an bütün parçalar yerine oturdu. Caleb’in çığlıkları… Ethan’ın annesine bakarken duyduğu korku… Vivian’ın yüzündeki o tuhaf memnuniyet… Hiçbiri tesadüf değildi. Çocukları yatağa yatırdım. Ama ben o gece bir dakika bile uyuyamadım. Sabaha karşı çalışma odasına geçtim. Güvenlik sistemimizin uygulamasını açtım. Evdeki kameraların çoğu sadece dış alanları görüyordu. Ancak koridora bakan bir kamera vardı. Kayıtları geri sardım. Saatlerce izledim. Ve sonra gördüm. Vivian, büyükannesinin odasına giriyordu. Birkaç dakika sonra elinde küçük bir kutuyla çıkıyordu. Ardından Maya’nın odasına gidiyor, içeri giriyor ve birkaç saniye sonra boş ellerle çıkıyordu. Kanım dondu. Ethan doğruyu söylemişti. Tam o sırada başka bir şey fark ettim. Vivian telefonuyla birini arıyordu. Ses kaydı yoktu ama dudaklarını okuyabiliyordum. “Polisi arayabilirsiniz.” Midem bulandı. Benim çocuklarımın önünde masum bir kadını hırsız gibi göstermişti. Sabah olur olmaz avukatımı aradım. Sonra da karakola gittim. Kamera görüntülerini teslim ettim. Maya hâlâ nezaretteydi. Beni görünce ayağa kalktı. Gözleri şişmişti. — Bay Sterling… çocuklar iyi mi? Kendisi için değil, hâlâ çocukları soruyordu. Başımı eğdim. — Özür dilerim, Maya. İki saat sonra serbest bırakıldı. Polisler yeniden evimize geldi. Bu kez başka biri için. Vivian salonda kahvesini içerken kapı çaldı. İçeri giren memurları görünce gülümsedi.
- Ta ki onlardan biri: — Vivian Sterling, hakkında sahte delil üretme ve iftira suçlamasıyla işlem başlatıyoruz, diyene kadar. Yüzünün rengi değişti. — Bu bir şaka olmalı. Ben telefonu uzattım. Kamera görüntüleri ekranda oynuyordu. Vivian’ın elleri titremeye başladı. Sonra bağırdı: — Ben bunu ailemizi korumak için yaptım! — Neden? diye sordum. Bir anda ağlamaya başladı. Gerçek yıllardır içinde büyüyen bir kıskançlıktı. İkizler Maya’yı çok seviyordu. Bana da her şeyi önce Maya anlatıyordu. Vivian, kendi çocuklarının ona değil, dadılarına daha yakın olduğunu düşünmeye başlamıştı. Bunun zamanla takıntıya dönüştüğünü itiraf etti. Maya’yı hayatımızdan tamamen çıkarmak istemişti. Ama bunu yaparken kendi ailesini parçalamıştı. O gün çocuklar salondan olanları sessizce izledi. Ethan yanıma geldi. Küçük elini elime koydu. — Baba… artık Maya geri gelecek mi? Gözlerim doldu. Başımı salladım. Maya birkaç gün sonra eve geldi. İkizler koşarak ona sarıldı. Uzun süre kimse konuşamadı. Ben de ilk kez şunu anladım: Çocuklar bazen gerçeği yetişkinlerden önce görürler. Çünkü onlar insanların sözlerine değil, bakışlarına ve korkularına dikkat ederler. Vivian bir süre tedavi görmeyi kabul etti ve çocuklardan uzak bir süre yaşamaya başladı. Maya ise bizimle kalmayı sürdürdü. Ama artık sadece bir dadı değildi. Ailemizi parçalanmaktan kurtaran kişiydi. Bazen gece çocukların odasına bakıyorum. Ethan ve Caleb huzur içinde uyuyorlar. Ve hâlâ o geceyi düşünüyorum. Polisler Maya’yı götürürken oğullarımın neden bu kadar korktuğunu… Çünkü onlar polisten korkmuyordu. Gerçekten korktukları şey, onları koruması gereken birinin bir gün en büyük tehlikeye dönüşebileceğini ilk kez fark etmiş olmalarıydı.

