Ana Sayfa 8.09.2026

Ailesinin “Akli Dengesi Bozuk” Dediği Genç Kadının Büyük Başarısı: Avukattan Gelen Tek Bir Belge Her Şeyi Değiştirdi!

2 / 2

Sonunda mezuniyet günüm geldi. Salonda ailem için dört koltuk ayırmıştım ama kimse gelmedi. O akşam Ceyda, Bodrum’daki bir bağ evinden fotoğraflar paylaştı. Annem, “Ceyda zor bir hafta geçiriyordu, onun yanında olmalıydık” dedi. Babam ise daha ileri giderek, “Ayrıca Kaan ile evlenerek zaten kaliteni düşürdün. Bizim gibi bir aileye yakışmıyor” ifadelerini kullandı. İki işte çalışarak okumamı destekleyen dürüst bir inşaat mühendisi olan Kaan ise sadece gülümsedi.

Üç ay sonra Ceyda, gitmediğim bir aile yemeğinde kendisine bağırdığımı iddia etti. Annem bu yalanı onayladı, babam da akrabaları arayıp benim zihinsel olarak stabil olmadığımı söyledi. O gün her şey bitti. Kimseyle tartışmadan numaralarını engelledim ve hayatımdan çıkardım.

Ancak bilmedikleri bir şey vardı: Hukuk fakültesindeki son yılımda, vefat etmeden önce dedem benden Sancak Holding’in aile vakfı ve hisse sözleşmelerini incelememi istemişti. Dedem, imzalamadan önce sözleşmeleri gerçekten okuyan tek kişinin ben olduğumu bilirdi.

Babamın avukatının benden imza istemesinin sebebi de işte o belgelerde gizliydi.

Maslak’taki yüksek bir plazanın cam toplantı salonunda bir araya geldik. Babam, annem, Ceyda ve iki şirket avukatı masadaydı. Babam ayağa bile kalkmadan belgeyi önüme itti: “Sayfa altıyı imzala. Dedenin sana bıraktığı formalite icabı bir onay hakkı var. Şirketi Ceyda’nın yönetimine devrediyoruz.”

Babamın avukatına baktım: “Bunun formalite olduğunu mu söylediniz?”

Babam masaya vurdu: “Yeter artık! Yıllardır bu şirketle bir ilgin kalmadı.”

Folderımdan dedemin hazırlattığı onaylı vakıf sözleşmesini çıkardım ve masaya uzattım: “Dedem 12 yıl önce bağımsız bir Aile Kayyumu atadı. Şirket yapısını değiştirecek her türlü devir veya yönetim değişikliğinde bu kayyumun yazılı onayı şarttır. Onay olmadan yönetim yetkisi dondurulur.”

Ceyda şaşkınlıkla atıldı: “Kimmiş o kayyum?”

Gözlerinin içine bakarak cevap verdim: “Benim.”Toplantı odasında derin bir sessizlik hakim oldu. Babamın avukatı gözlerini kapatırken, babam fısıltıyla “Bu imkansız” dedi.

“Dedem vefat ettiği gün yürürlüğe girdi,” diye karşılık verdim. “Ve ben bu eyalette baroya kayıtlı bir avukatım.”

Ceyda öfkeyle, “O zaman imzala hemen!” diye bağırdı.

Sırtımı koltuğa yasladım: “Neden imzalayayım? Şirketi kendi kişisel kasanız gibi kullanasınız diye mi?”

O sırada benim avukatım Zeynep içeri girdi ve masaya kalın bir dosya bıraktı. Son bir ay boyunca, yasal kayyum yetkimi kullanarak holdingin finansal kayıtlarını inceletmiştim. Şirketi Ceyda’ya devretme acelelerinin sebebi bir başarı hikayesi değil; banka denetimi öncesinde yapılan usulsüzlükleri kapatmaktı.

Ceyda’nın nişanlısının kardeşine ait paravan bir şirkete “danışmanlık” adı altında aktarılan milyonlarca lira, şirket hesabından karşılanan lüks kişisel seyahatler ve babamın kendi arkadaşından gerçek değerinin iki katına almaya çalıştığı gayrimenkuller… Dosyadaki her belge resmi kanıtlarıyla masadaydı.

Babamın yüzündeki renk tamamen çekildi. “Şirket hesaplarını mı inceledin?”

“Bu benim yasal görevimdi,” dedim sakince.

Babam ayağa fırladı: “Ailemizi sırf intikam uğruna yok edeceksin!”

Gözlerimin içine bakarak durumu kurtarmaya çalışan Ceyda, “Bunların hepsi mezuniyetine gelmediğimiz için, değil mi?” dedi.

“Hayır,” dedim. “O gün sizin kim olduğunuzu öğrendim. Bugün ise burada yapılan yolsuzluğu engelliyorum.”

Avukatım Zeynep söz aldı: “Kayyum olarak müvekkilim devir onayını reddetmiş ve vakıf tüzüğünün otomatik dondurma maddesini yürürlüğe sokmuştur. Sayın Haluk Bey’in yönetim yetkisi askıya alınmıştır.”

Olayların ardından bağımsız finansal denetim süreci başladı. İncelemeler sonucunda usulsüzlükler kesinleşince, yönetim kurulu babamın istifasını istedi ve aktarılan fonların iadesini talep etti. Ceyda görevden alındı ve hakkında usulsüz harcamalar nedeniyle dava açıldı. Bu skandalın ardından Ceyda’nın nişanlısı da nikahı iptal ederek kayboldu.

Annem, sosyal medyada hava attığı Bodrum’daki yazlığı satmak zorunda kaldı.

Sancak Holding ise profesyonel ve bağımsız bir üst yönetici (CEO) kiralanarak iflastan kurtarıldı. Ben Aile Kayyumu görevimi sürdürdüm ancak şirkette herhangi bir idari makam kabul etmedim.

Soruşturmalardan bir yıl sonra, eşim Kaan ile birlikte bahçeli, huzurlu bir ev satın aldık. Aile şirketleri ve ticari uyuşmazlıklar üzerine uzmanlaştığım kendi hukuk büromu açtım.

Bazen müvekkillerim, aile içi baskılar ve manipülasyonlar karşısında nasıl soğukkanlı kalabildiğimi soruyorlar. Onlara her zaman aynı gerçeği hatırlatıyorum:

Sessizlik bir zayıflık değildir. Mesafe koymak bir yenilgi anlamına gelmez. Ve bazen bir ailenin “dengesiz” ilan ettiği kişi, sadece o ailedeki yalanlara ortak olmayı reddeden ilk kişidir.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

2 / 2
Tema Tasarım |